Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Yastık altında yüz milyar dolar

<B>ALTIN</B> raporu insana <B>‘vay canına’</B> dedirten bilgiler içeriyor. <B>Başbakan Erdoğan’a </B> Güney Afrika gezisi sırasında verilen bu rapor, aynı zamanda aziz Türk halkının ne kadar tedbirli davrandığının da kanıtı:

‘Yastık altı dediğimiz altınlar vatandaşlarımızın altını alarak, kendi imkanları ile kasada ya da evinde gizleyerek sakladığı altındır. Bu şekilde 7 bin 500 ton altının evlerde muhafaza edildiği tahmin edilmektedir. Bunun parasal değeri ise yüz milyar dolardır.’ (Anılan rapor, s.3).

Müthiş bir rakam!.. Neredeyse, yıllık milli gelirin yarısına yakın bölümü!.. Piyasaya çıkmıyor, evlerde saklanıyor!.. Hani, ne olur, ne olmaz, gibisinden!..

ÜÇ TÜRÜ VAR

Aziz Türk halkının altın satın almasının üç amacı var:

1- Yatırım: Genelde Cumhuriyet altını, hurda ya da külçe altın olarak alınıyor. Yastık altındaki yüz milyar dolarlık altının kırk milyar dolarlık bölümü bu altınlar. Bunlar her an yatırıma dönüşebiliyor. Yani, piyasaya çekilebiliyor.

2-Yatırım ve Takı: Genelde 22 ayar bilezikler. Bunlar yüz milyar doların kırk milyar dolarlık bölümünü oluşturuyor. Bir yandan süs, bir yandan yine günün birinde, ne olur ne olmaz, kaygısıyla saklanıyor. Zor durumda elden çıkarılabiliyor.

3-Takı ve Süs: Yüzük, madalyon, gerdanlık, küpe, broş ve benzeri altın süs amaçlı takılar. Bu da, yastık altındaki toplam altınların yirmi milyar dolarlık bölümünü oluşturuyor. Yirmi milyar dolarlık takı!.. Dünyadaki pek çok ülkeyi, gelişmiş ülkeler dahil, geride bırakan bir rakam!..

Zaten ilginç bir bağlantı var. Ülke ne kadar gelişiyorsa, o ülkedeki insanların takıya merakı ve altın tasarrufu o kadar azalıyor. Amerika, Çin, İtalya, Japonya hariç. Bazı Arap ve Uzak Doğu ülkeleri ise, altına pek meraklı.

SİYASAL MANEVRA

Altın arayıcısı değil, altın aracısı!..
Yani, komisyoncu!.. Aracılık ederek, havadan para kazananlar!..

Türkiye bunlara son on yılda bir milyar dolara yakın komisyon ödüyor. İşte, şimdi siyaset!..

Önümüzdeki dönemde, sanıyorum, kendisinden epey söz ettirecek siyasal bir manevra var burada.

Dünyadaki en büyük altın rafinerisi Güney Afrika’daki Rand Rafineri. Türkiye altını buradan alıyor. Arada komisyon ödüyor. Kim bu komisyonu alanlar?..

Bazı uluslararası bankalar.

Türkiye şimdi bu komisyoncuların devreden çıkartılmasını istiyor. Hatta, ‘eğer çıkarmazsan, senden altın almam’ diyor.

Dünyada onüç altın rafinerisi var. İsviçre, Brezilya, Avustralya, Kanada, İngiltere, Almanya ve Amerika’da. Onlardan birinden almak mümkün.

İYİ KUŞATMA

Aslında, ‘ya komisyoncuyu aradan çıkar ya senden almam’ demek, poker oynamak gibi.

Türkiye son on yılda Rand Rafineri’den toplam 471 ton altın ithal ediyor. Bunun sadece yüz tonu doğrudan rafineriden. 371 tonu aracılar yoluyla. Açık ki, değişmesi gereken bir düzen. Havadan bir milyar dolar uçup gidiyor komisyoncuya.

Komisyoncuyu aradan çıkarmak ne kadar kolay ve mümkün?.. Çünkü:

Komisyon alan uluslararası bankaların IMF ile ilişkisi var. Türkiye’nin ise IMF programı var!.. Türkiye’den altın komisyonu alan bankalar, aynı zamanda Türkiye’nin IMF programına mali kaynak sağlayan bankalar!..

Nasıl kuşatma ama!.. Komisyon kalkarsa, IMF programına destek son erer, Türkiye ayvayı yer!.. Kalkmazsa, göz göre göre havadan para ödemeye devam!..

Helal olsun size, yastık altındaki milyar dolarlar!..
X