"Osman Müftüoğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Osman Müftüoğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Osman Müftüoğlu

Yaşlılık için kafa yorun

Yaşlanma süreci, oldukça sessiz yavaş ve derinden seyreder. Farkına bile varılmaz. Yaşlılıkta kayıpların yanı sıra pek çok da kazanç vardır. Herkes, yaşlılık üzerine mümkün olduğunca erken kafa yormalı.

Henry Ford, ‘Yaşı ellilerin üzerinde olan insanların tecrübe ve karar oluşturma yeteneklerini yeryüzünün dışına çıkarıp yok sayarsanız, geride dünyanın varlığını garantiye alacak pek bir şey bulamazsınız’ derken hangi olaylardan etkilenmişti bilinmez. Henry Ford’u üzen şeyler, arkadan gelen neslin sabırsızlığı veya yeni dünya düzeninde yaşlılığın pasif bir dinlenme ve sorumsuzluk dönemi gibi algılanması veya yeni nesillerin iktidarı ele geçirme konusundaki bunaltıcı ve haksız baskısı olabilir mi? Mümkündür! Gerçek o ki, var olanı bir kenarda bırakıp yeni şeylere sahip olma hırsımızı engelleyip kontrol edemezsek, hepimizin işi zordur.

İNSAN YAŞAMI UZADI

‘Ortalama yaşam süresinin 30-40 yıl civarında olduğu 300 yıl öncesine göre bugün insan yaşamı iki kat daha fazla artmış görünüyor. 300 yıl önce 30 yılın üzerine yaşlılık olarak kabul edilirken, bugün ancak 65 yaşın üzeri resmen yaşlı olarak kabul görüyor. 65 yaş sınırı şimdi artık sadece nüfus sayımlarında kullanılan anlamsız bir rakam. Sağlıklı ve dinç yaşlanmayı hedefleyen yeni tip 65-75 yaş grubunu genç yaşlılar, 75-85 yaş grubunu orta yaşlılar, 85 yaş üzerindekileri ise yaşlılar olarak tanımlıyor! Son yıllarda insanların gen haritası üzerinde çalışan bilim adamları, yakın gelecekte ortalama yaşam süresinin 100 yılın üzerine çıkmasından söz ediyorlar. Ancak bu süre ne kadar uzarsa uzasın, ne insanın yeryüzündeki serüveninin bir konukluk olmaktan çıkması mümkün ne de bu konukluğun son döneminin yaşlılık olarak yaşanmasının engellenmesi...’ Sosyolog araştırmacı İsmail Tufan’ın ‘Yaşlılık’ isimli kitabını sunuş cümleleri bunlar.

‘Günümüz insanının ebedi hayata inanması için bugün bilimin elinde kahramanlar kahramanı Gılgamış’ın olanaklarından çok daha fazlası var. Gılgamış ebedi hayata kavuşabilmek için denizin dibine inmiş ve oradaki hayat bilgisini su yüzüne çıkarmıştı. Bugün hayat bilgisi getirilip sizin önünüze konuluyor. Beyaz önlüklü melekler, birkaç saat içinde buruşuk bir cildi geriyor, sizi 20 yıl daha genç gösterebiliyor. Laboratuvarlarda genetik kodlar çözülebiliyor ve insan yaşamını uzatacak yeni ilaçlar üretiliyor. Ama bunların hiçbiri size yaşamınızın ebediyete dek sürebileceğinin sözünü veremediği gibi, uzayan ömürle birlikte yaşlılığın ortadan kalkacağını da iddia etmiyor.

YOLA ERKEN ÇIKIN

Yaşlılığın toplumsal, bireysel, kültürel ve ruhsal faktörlere bağlı, belli başlı alanlarda bazı önemli kayıpların meydana geldiği ama öte yandan bazı alanlardan pek çok kazançların elde edilebildiği bir dönem olduğu bilinmeli ve herkes başına gelecek olan yaşlılık üzerine mümkün olduğunca erken kafa yormalıdır.’ (İsmail Tufan/Antik Çağdan Günümüze Yaşlılık/Aykırı Yayıncılık 2002)

Bilge bir yaşlı mısınız

Yaşlanmak ama ihtiyarlamak istemiyorsanız, sadece dinç ve genç kalmayı değil, bilge bir yaşlı olmaya çalışmalısınız. Bilge bir yaşlının kim olduğunu merak ediyorsanız aşağıdaki özellikleri bir kenara not alabilirsiniz.

Yaşlı ve bilge biri olmak demek;

Sadece kendiniz aileniz ve dostlarınız için değil, içinde yaşadığınız toplum ve arkadan gelen genç umutlar için de hálá bir şeyler üretmektir.

Yaşlandıkça daha yeni daha doğru ve daha ahlaklı kararlar almak, tecrübelerini genç nesillere cömertçe aktarmak, onları rakip değil ortak olarak algılamaktır.

Kaçınılmaz ve dayanılmaz acılarda bile ezilmemek, geri çekilmemek, kepenk indirmemek, ayakta kalmayı, dik ve gururlu olmayı inatla sürdürebilmektir.

Her sabaha keyifle uyanmak, aldığı her nefeste daha çok var olmak, her fırsatta şükredip inanmak, tavla, pişti, altmışaltı, prafa ya da satranç oynayıp keyifli sohbetler yapmak, tembel saatleri olabildiğince uzatıp kumlara çimlere uzanmak, balkonlarda uyuklayıp kırlarda parklarda dolaşmak,

İyi ve güzel olanın tadını doyasıya çıkarıp kötü ve zararlı olan her şeyden uzaklaşmaktır.

Yaşlı ve bilge olmak demek;

Yitirdiklerimizin yüreğimize yüklediği derin acılardan makul bir sürede kurtulmak, ama onları hiç unutmamak,

Hayatın her sabah yeniden başladığına, en önemli şeylerin sağlık ve farkındalık olduğuna inanmak,

Herkes gibi kendinin de ölümlü olduğunu bilmek, ama yine de sevmek, üretmek, bölüşmek ve DAHA PEK ÇOK ŞEY DEMEKTİR!

Fırtınayı beklemeyin yaşam tarzınızı seçin

Yaşlanma süreci, oldukça sessiz yavaş ve derinden seyreder. Birinci baharın önce yaza, sonra da sonbahara dönüşünün çoğu kez farkına bile varılmaz. Sonbahardan sonra gelen kışı karlar, yağmurlar ve fırtınalarla geçirmemek mümkünse hiç hissetmeyip onu ikinci bahar haline getirmek istiyorsanız fırtınayı beklemeyin. Genetik mirasınızın yaşlanma sürecinize etkisi yüzde 30’u geçmez. Biyolojik gücünüz ve yaşam tarzı seçimlerinizin etkisi daha fazladır. Genetik mirasınızı bir kader olmaktan çıkarmak, biyolojik potansiyelinize olumlu katkılar yapmak için doğru ve akılcı yaşam seçimleri yapmalısınız. Bu seçimlerin damarsal, bağışıksal ve ruhsal gençliğinizi koruyacağını sizi kaliteli ve formda bir ikinci bahara hazırlayacağını unutmamalısınız. Yaşam biçiminiz yaşlanma sürenizin sürecine ve biçimine doğrudan etkilidir. Genetik mirasınız siz doğmadan çok önce ve size sormadan atılan birinci zarınızda yazılıdır. Yaşam biçimi seçimlerinizin etkisi ise ikinci zarınızdadır. Unutmayın, ikinci zar sizin elinizde, onu siz atıyorsunuz!

BİR ANI

Sakıp Sabancı: Ne zaman yaşlıyız

SOĞUK ve karlı bir kış akşamında yapmıştık sizinle o etkileyici ve keyifli sohbeti. Hanımefendiniz Türkán Sabancı ve sevgili kızınız Sevil Sabancı da katılmıştı bize. Hoş, güzel ve öğretici bir geceydi benim için. Bedeniniz yorgun ama yüreğiniz umut doluydu. Amerika’daki tedavinizden yeni dönmenize rağmen gün boyu koşuşturmuş, akşamın sekizinde evinize zar zor dönmüştünüz. Sağlığınızı ve son aylarda yaşadığınız fırtınalı günleri ve daha pek çok şeyi sevgiyle anlattınız.

Ayrılırken de, ayaküstü ‘Bir insan ne zaman yaşlıdır hocam?’ diye sormuş, ‘Yapacak bir işi kalmadığı zaman’ yanıtını alınca çok keyiflenmiştiniz. ‘Yaşlanmak kötü ve gereksiz bir alışkanlıktır. Yapacak bir işi, bir şeyler üretecek enerjisi olan çalışkan insanların bu kötü alışkanlığı edinmeye pek vakitleri olmaz. O insanlar böyle vakitleri, yaşlanmak değil, bilgeleşmek için kullanırlar’ tanımından etkilenmiştiniz.

Üretken insanın daha mutlu, mutlu bir hayatın ise daha uzun olduğunu siz çok iyi biliyordunuz. Alexis Carrel’in ünlü cümlesi ile noktalanmıştı gece: ‘Önemli olan hayatınıza yeni yıllar katmanız değil, yıllarınıza yeni hayatlar eklemenizdir.’

Ülkemiz insanının sadece ekonomik değil, sağlık, eğitim ve kültür hayatına bağışlarınız, önerileriniz, çabalarınız ve yatırımlarınız ile yeni hayatlar eklemeyi siz çok iyi başardınız. Sizi hep saygıyla ve sevgiyle anacak ve hiç unutmayacağız.
X