« Hürriyet.com.tr

Yaşlılık aşkı

Cüneyt ÜLSEVER
X

Geçen hafta çocukluk aşkını yazdım.

Temel tezim 'aşkın kendisi aşktır' sözünün en temel, en saf, en temiz örneği çocukluk aşkı!

Öte yanda bana gördüğümde ‘‘Allahım bana da nasip et!‘‘, diye yakardığım bir başka aşk türü de var:

Yaşlı aşıkları en çok Bağdat Caddesi'nde görüyorum.

Bilmem neden; ama bana göre yaşlı aşıklar Bağdat Caddesi'nin vakur, derinlikli, huzurlu havasına çok uyuyorlar.

Bağdat Caddesi onlara, onlar Cadde'ye çok yakışıyorlar.

*

Amca 80 küsur yaşında. Sinekkaydı traş, beyaz kolalı gömlek, her sabah bir başkası takılan kravat, gri pantolon, kırçıl ceket. Belki de bir pardesü, muhakkak bir fötr şapka.

Teyze 70'li yıllarında. O hala estetiği, kadının güzellik iddiasını ruhundan atmamış. Çok da doğru yapmış. Ona tek renk ceket, iskoç etekten oluşan bir döpiyes yakışır; ceket içinde yine beyaz gömlek, ceketin üzerine iliştirilmiş taşlı, mücevherli bir iğne.

İğneyi amca 40 yıl evvel, 10'uncu evlilik yıldönümünde almış; yok eğer Bağdat Caddesi'ne çıktıklarında takmazsa Bey Amca darılır!

40 yıldır bu böyle.

Saçlar ak ama bakımlı, erkeğinki dikkatlice taranmış, kadının saçı perma!

Fötr şapka siyah, eşarp lacivert ekose.

Birlikte yürüyorlar.

El ele!

Hala el ele tutuşuyorlar.

İşte bu manzara bana tonlarca huzur yükler.

Onlara bakmaktan, özür dilerim ama, onları kıskanmaktan kendimi alamam.

Yok hayır, haşa haset olmuyorum, özeniyorum:

‘‘Allahım bana da nasip et!‘‘

*

Adam hızlı yürüyor, hala yarım topuklu ayakkabıyı terk edememiş Teyze amcaya ayak uyduramıyor.

Amca kızıyor.

Teyze de sitem ediyor.

-Paşam ben sizin emrinizde değilim, neden beni azarlıyorsunuz?

Paşa amca bu sefer yumuşuyor;

-Bir türlü yaşlanmadın! Topuğun da, dilin de maaşallah zamana tam uyuyor.

Teyze bu sefer kıkırdıyor.

-Paşam her daim size layık olmaya çalışıyorum.

Oyuncak satan bir mağazaya giriyorlar.

Yaşadı torunlar!

*

Tamam aralarındaki ahengi abarttım!

Amca biraz nobran, hatta biraz da aksi.

Ne de olsa eski asker. Her şey mükemmel olsun ister.

Komutanlık ruhunu da bir türlü içinden atamaz.

Tamam, teyze de hafif şirrettir, 'paşa eşi', hep bildiğini okur.

Hep iddialıdır.

Ama aksi bir ruh hali ile hafif şirret bir ruh hali arada geçen 50 yılda o kadar mezc olmuştur ki, artık esas olan uyumdur.

Zaten bu ruh halleri karıştırılmış tahin pekmez gibi artık birbirinden ayrılamaz.

Münakaşalar bile özünde huzur doludur.

Taraflar huylarından vazgeçmezler ama uzlaşmaya her daim hazırdırlar.

Zira artık onlar birbirlerinden kopmaya razı olamazlar.

Biri olmadan öbürü hiç olamaz!

Ölüm Allah'ın emri, ama artık onları başka hiç bir güç ayıramaz.

Onlar da bunu iyi bilir, mutlaka uzlaşırlar.

Uzlaşırlar zira artık biri diğeri olmuştur.

Biri sağ ayak ise öbürü sol ayaktır!

Biri olmaz ise öbürü topal kalır!

İşte bu ahvelde çekişmek bile ahenktir, huzurdur.

Arada bir itişmeden de hayat hiç çekilmez!

*

Allahım bana çocukluk aşkı nasip ettin, yaşlılık aşkını da benden esirgeme.

Varsın olsun biri 'su yok' desin!

'Su yok' diyecek biri olsun da! (K. Kamu)

Kaynak: <B>Cüneyt ÜLSEVER</B>

Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Dünyadaki en ilginç ülke sınırları
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Endonezya’da makaklar eşyaları çalıp bisküvi karşılığında satıyor
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Ağacın etrafında kurulu sıra dışı otel : Wollemi Ağaç Ev
GezginGezgin
Norveç’in en büyük serveti: Fiyordlar
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Dünyanın en ilginç 10 festivali
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Yerin 30 kat altına yapılacak en gizemli yolculuk: Cennet-Cehennem çökükleri