Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Yaşım 70 ama işim bitmedi

    Hürriyet Haber
    20.09.2000 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Yener SÜSOY

    Recai Kutan 70 yaşında ama hala çok dinç. Her sabah evde 1 kilometre yürüyen ve 10 dakika da kültür fizik hareketleri yapan Kutan, ‘‘Gençlik yıllarım çok hareketli geçti. 70 yaş duygusu taşımıyorum’’ diyor...

    Ben öyle 70 yaş duygusu taşımıyorum. Eğer insanın sıhhati, enerjisi yerindeyse yılların önemi yok. Gençlik yıllarım çok hareketli geçti. DSİ Bölge Müdürü olarak görev yaptığım Diyarbakır'da 1966 yılına kadar kaldım, sürekli yürüme halinde oldum. Düşünün o yıllardaki Doğu ve Güneydoğu şartlarını. Ya yayan ya da at sırtında.

    Urfa, Mardin, Siirt, Bitlis, Muş, Van, Hakkari bana bağlıydı. Fırat Havzası planlamasını ben yaptım, bunlara Elazığ, Malatya, Bingöl, Ağrı ve Erzincan eklendi. Buraları adım adım dolaştım. Her sabah evin içinde tur atarak toplam bir kilometre yürüyüş yapıyorum. Ondan sonra da 10 dakika kültür fizik.

    Borsaya aklım ermez

    Ben cüzdan taşımam, parayı umumiyetle pantolonumun sol cebine koyarım. Çok fazla da para taşımam. Kredi kartlarım var, istemesek de bankalar gönderiyor. Alışverişlerimi kredi kartıyla yaparım, hesabımı bilirim. Para dediğin merkebe benzer. Aklı olan merkebin üstüne biner, merkebi sırtında taşımaz. Bazı insanlar parayı sırtlarında taşırlar. Ben paraya hiç değer vermem. Görüyorsunuz bu ev iyi maaş alan bir memur standardında. Hanım da, ben de lükse meraklı değiliz. Kızılay'da bir dairemiz var, onu da Diyarbakır'dayken yaptığımız tasarruflarla aldık. O dönemde mühendislere iyi para veriliyordu, isteseniz de harcayacak yer yoktu. Milletvekili ve emekli maaşım var. Hazine bonosu, borsa gibi işlere aklım ermez. Öyle bir imkanım da yok zaten.

    Turgut, çocukken de

    yeniliklere meraklıydı

    Rahmetli Turgut Özal'ın annesinin baba eviyle bizim ev Malatya'da karşı karşıyaydı. Turgut beyin babası o dönemde bankacıydı, dışarda dolaşırdı. Yazları Hafize hanım çocuklarını alıp baba evine gelirdi. Hafize hanımı öğretmenliğe babam hazırladı, sonraları babamın başöğretmen olduğu Gazi İlkokulu'na öğretmen olarak geldi.

    Özallar'ın geniş bahçeleri olmadığı için hepimiz bizim evin arkasındaki büyük mevye bahçesinde toplanırdık. O zamanlar Turgut ve Korkut, lisenin iddialı öğrencileriydi. Turgut benden iki sınıf üstteydi, ben Korkut'la daha iyi arkadaştım. Sonraki yıllarda Turgut beyle çok yakın hukukumuz oldu. DPT Müsteşarıyken sürekli akıl danıştığı kişilerden biri Korkut, biri Yılmaz Ergenekon, biri de bendim. MSP'ye girmesi için onu Korkut'la ikimiz ikna ettik. Mesleğinde çok iyi yetişmiş biriydi, teknik yeniliklere öğrenciliğinden beri çok meraklıydı.

    Sinemaya 15 yıldır gitmedim

    15 sene var ki sinemaya gidemedim. Televizyonlarda sinema ihtiyacı çok büyük ölçüde gideriliyor. Televiyon çıktıktan sonra sinema iyice tavsadı, son birkaç senedir canlandı. Tiyatroya gidiyorum fırsat buldukça, özellikle Büyük Tiyatro'ya.

    Süleyman bey ağabeyimdir

    Ben Süleyman beyi hep ağabey olarak görmüşümdür, o da bana hep aynı sevgiyle muamele etmiştir. Ben şahsen onun Cumhurbaşkanlığına devam etmesini istedim ve o istikamette oy kullandım. Biz ailece severiz Demireller'i. O dönemde Nazmiye hanımın eşim Mebrure hanıma da yakın ilgisi oldu. MSP'ye girişimden sonra Nazmiye hanım bana ‘‘Ah Recai ah, sen bize gelmedin de oraya gittin’’ diye sitem etmişti.

    MSP'ye gitmemin nedeni benim dünya görüşümü temsil etmesiydi. Vaktiyle Adalet Partisi'ni desteklemiştim, çünkü mevcutlar içinde benim dünya görüşüme en yakın olanıydı. Ondan önce Demokrat Parti taraftarıydım. AP'nin kurucularının hepsi benim çok yakın arkadaşımdı. Mesela İTÜ'den canciğer arkadaşım Mehmet Turgut, yakın dostum Ferruh Bozbeyli. Demirel kuruluşunda hiç çalışmadığı halde paraşütle geldi AP'nin başına. Ben siyasete girmedim çünkü DSİ'yi, kovsalar gitmeyecek kadar seviyordum. Beni Genel Müdürlüğe tayin ettiklerinde Mebrure iki gün ağladı ‘‘Bu projeleri nasıl bırakıp gidiyorsun’’ diyerek.

    NAKŞİ DEĞİLİM

    Tayyip Erdoğan'ın yeni parti kuracak bir imkan içinde olduğuna hiç inanmadım. Ama söylentiler o kadar yaygın hale gelip, teşkilat içinde de bu istikamette ifadeler olunca, sırf bizim taşra teşkilatına mesaj vermek için Tayyip Erdoğan'la buluştum, parti kuracağına inandığım için değil. Bu gürüşmede Erdoğan fevkalade samimi bir hava içinde bana şöyle dedi: ‘‘Ağabey, ben şu anda 312'den dolayı ömür boyu siyaset yasaklısıyım. Ayrıca 312. maddenin değiştirileceğine de ihtimal vermiyorum. Değiştirilse bile bizim siyaset yasağının kalkacağına ihtimal vermiyorum. Ancak pek çok yerden davet vaki oluyor, bu da yanlış yorumlara sebebiyet veriyor.’’

    KİMSE FAZİLET’İ BÖLEMEZ

    Kesin olarak böyle bir adım atılması söz konusu değil. Kimse Fazilet'i bölemez. Yener bey diyorsunuz ki ‘‘Neden İskender Paşa Camisi, orası Nakşilerin merkezi, bu bir mesaj değil miydi?’’ Tayyip bey arkadaşımızla İstanbul İl Başkanımız Numan Kurtuluş'un eniştesinin Fatih'teki evinde bir araya geldik. Evle İskender Paşa Camisi arasındaki mesafe 150 metre. Kahvaltı, müzakere derken bir baktık ki öğle ezanı okunuyor. Oradan kalkıp Fatih Camisi'ne mi gidecektik? Kaldı ki o caminin söylediğiniz manada bir özelliğinin kaldığını da sanmıyorum. Vakti zamanında orada muhterem bir hoca efendi vardı. Ondan sonra İlahiyat'ta hoca olan damadı gelmişti, geçenlerde biri bu zatın beş sene önce Avustralya'ya yerleştiğini söyledi. Dolayısıyla artık oranın Nakşi makşi manası olduğunu zannetmiyorum. Ayrıca ben Nakşi değilim, sadece rahmetli Zahit Kotku'nun bazı sohbetlerinde bulundum.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı