Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

“Yaşı ne olursa olsun, acı aynı acı”

Sabah kalktığımda İvanka’nın suratı bembeyazdı.<br><br>“Ne oldu?” dedim, başladı anlatmaya. Bir rüya görmüş ve çok etkilenmiş.

Bundan dört sene evvel kaybettiği annesi rüyasında İvanka’ya, “Baban yanıma gelecek. Bak sakın kendini koyuverme. İyi olacak merak etme.” demiş. 

O bunları bana anlatırken, bundan tam on sene evvel kendi gördüğüm rüyam aklıma geldi. 

Babamım vefatından bir gün önceydi. Rüyamda babaannem bana aynı şeyleri söyledi, “Ayşe merak etme, baban yanıma gelecek” diye. 

Tabii bunu kalkıp İvanka’ya anlatmadım. 

Tüm gün ikimiz de keyifsizdik. İvanka’ya şehit düşen askerlerimizden bahsettim. O da Türk, Gagaus Türk'ü. İki oğlu var ve şu an onlardan ayrı kalmak zorunda. Sahip oldukları tek evleri ellerinden gitmesin diye çalışmak zorunda. 

“Yaşı ne olursa olsun, acı aynı acı”

Akşam geçtik haberlerin karşısına… Ben başladım şehitlerimize ağlamaya. O da benimle ağladı. Neticede ölen evlatlar… Ülke, din, ırk fark etmiyor. 

İşte o sırada telefon çaldı, ben açtım. Arayan İvanka’nın kocası Pete. 

Telefonu İvanka’ya verirken içimden dua ettim, rüyası gerçek olmasın diye. 

Ama maalesef gerçekleşmişti. Pete kötü haberi verdi. 

İvanka’nın babası bir saat önce vefat etmiş. 

Bu sefer tamamen dağıldık ikimiz de. 

Onu sakinleştirmeye çalıştım ama nafile. Babası doksan bir yaşındaydı. 

“Bak” dedim, “Benim babam elli sekiz yaşında gitti. Hiç değilse seninki ne güzel uzun yaşadı…” 

“Fark etmiyor ki” dedi, “Yaşı ne olursa olsun, acı aynı..” 

Aslında en kötüsü ve en üzüldüğü, son bir senedir babasının yanında olamamasıydı. 

Ne tuhaf şu para denilen kağıt parçası. Hayatını daim etmek için kazanmak zorundasın. Sevdiklerinden gerekirse ayrı kalacaksın, bir sevdiğin ölürken yanında olamayacaksın, belki de para kazanma uğrunda oradan oraya çabalayıp dururken sen ölüp gideceksin… 

Tam o sırada televizyonda dün şehit verdiğimiz aslan parçalarımızın resimleri tek tek gösterilmeye başladı ardından da ağlayan anne ve babaları… 

İvanka’yı oturtup zorla seyrettirdim televizyonu. 

İşte o an kendine geldi, “Allahtan evlatlarımız yaşıyor, diil mi Ayşe?” dedi… 

“Evet” dedim, “Allah kimseye böyle bir acı göstermesin.” 

Telefonda çocuklarıyla konuştu, eline İncil’ini aldı. 

“Ben odama gidiyorum” dedi, “Hem babama, hem askerlerinize dua okumaya..” 

Not-1: Tüm şehitlerimizin mekanı cennet olsun. Allah geride kalan tüm sevenlerine de sabırlar versin ve artık bitsin, bitsinnnnnn, bitsinnnnn!… 

Not-2: Kafam çorba! Unuttum tabi. Şimdi millet sorar, “Eeee? İvanka ülkesine cenazeye gitmiyor mu?” diye..... Gidemez. Çünkü bir yılı geçirirse bizim ülkede, tekrar geri gelebilmesi için en az bir sene kendi ülkesinde kalması lazım ya da ceza ödemesi gerekir.  O da 2,500 dolardan aşağı değil......

Not-3: Ne tuhaf değil mi,bundan on sene evvel babamı kaybettiğimde İvanka yine bizimleydi.Sonra evine geri döndü ve bir yıl önce tekrar geri geldi, ikimiz de babalarımızı kaybederken birbirimizin elini tuttuk, ayrı dinlerden, ayrı ülkelerden iki kadın....Acaba tesadüf mü?  

Not-4: Ayşe'cim doğum günün kutlu olsun. Alya'nla, sevgilinle ve tüm sevdiklerinle beraber mutlu nice yaşlara.

Not-5: Bu günlük bu kadar benden. Kusuruma bakmayın…

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI