Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Yasemin'ce

Yasemin BORAN

Güneş tutulması

Çok heyecanlıyım. Çünkü, bu benim izleyeceğim ikinci Güneş Tutulması. İnsanın hayatında kaç kere meydana gelir ki?.. Belki bir kez, belki de hiç...

Bu durumda ben iki kez aynı olayı yaşayan şanslılardan oluyorum. Daha doğrusu ikinci kez yaşayacak olan. Çünkü, bin yılın son Güneş Tutulması Çarşamba günü saat 14:20'de meydana gelecek. Yani daha üç gün var. Heyecanla geçireceğim, üç koca gün.

O zamanlar daha minik bir çocuktum. Evimizin büyük bir bahçesi vardı. Ve gökyüzünün parlak olduğu bir gündü. Babam büyükçe bir cam alıp yaktığı kağıdın isiyle camı simsiyah yapmıştı. Güneşe öylece bakmamam için de sıkı sıkı uyarmıştı.

Sonra ortalık kararmaya başladı ve babam elinde tuttuğu camı bana verip güneşe bakmamı söylemişti. Ben de bakmıştım. Ve o anın resmi zihnimde öylece kaldı.

Geçen gün arkadaşlarla toplanmış sohbet ederken o anı hatırlayıp anlatmıştım. Bunu anlatırken daha sonra bir gün de teyzemin beni alıp sinemaya götürdüğü gece aklıma geldi.

O zamanlar açık hava sinemaları vardı. Çoluk çocuk herkes yaz geceleri sinemaya gidilirdi. Hatta bütün komşular sözleşip birlikte giderlerdi. Rahmetli teyzem sinemayı çok severdi. Ve yanında götürecek arkadaş bulamamış olsa gerek ki, o sefer beni yanına almıştı.

Ne iyi yapmış da almıştı. Çünkü, o gece Ay Tutulması varmış meğer. Ve herkes filmi izlerken ben de başlangıcından sonuna kadar Ay Tutulmasını izlemiştim. Hiç unutmuyorum, o kadar ilginç bir tesadüf olmuştu ki, biz sinemaya girip yerlerimize oturduktan sonra tam film başladığı sırada Ay Tutulması başlamıştı. Ve film biterken de tutulma sona ermişti.

Sonra arkadaşlara bunu da anlatınca gülmeye başladılar ve bana dönüp; ‘‘Anlaşıldı Yasemin, demek sen bunun için böylesin!’’ dediler.

Bu tanımlamaya çok bozulduysam da belli etmedim. Kimbilir belki de bir gerçek payı vardır söylediklerinde... Ama, herkes film seyrederken benim Ay Tutulmasını izlemiş olmamı hiç hesaba katmıyorlar. Doğrusu ben de bunun pek farkında değildim. Böylece ben de anlamış bulunuyorum. Demek ki, daha o zamanlardan gökyüzü beni ilgilendiriyormuş. Meraklı ve farklı bir ilgiye sahip olduğum daha pek küçük bir çocuk olduğum zamanlardan belliymiş.

Neyse şimdi lafı daha fazla uzatmadan bin yılın son Güneş Tutulması'na kısaca göz atsak iyi olacak.

KOZMİK GÜÇLERİN DANSI

Ben Güneş Tutulmasını herkesin beklediği gibi bir ‘‘felaket’’ habercisi olarak nitelendirmiyorum. Bunun için de esaslı teorilerim var.

Şüphesiz Güneş'le Ay'ın tam birleştiği an, Ay'ın gölgesinin dünyaya düştüğü an. İşte bu an, fiziksel olarak güçlü etkinin açığa çıkması, su götürmez bir gerçek. Düşünsenize, iki gök cismi birleşip dünya için güçlü bir manyetik alan oluşturacak demektir.

Öte yandan ‘‘Simya’’ metinlerini incelediğiniz zaman ilginç düşünceler içine giriyorsunuz. Simyager, saf olmayan madde bakırı, saf olan altına dönüştürmek için bütün hazırlığını tamamladıktan sonra çok önemli bir gökyüzü konumunun meydana gelmesini bekliyor. Ve simya metinlerinde şöyle ifade ediliyor; ‘‘Güneş ile Ay'ın veya Melik ile Melike'nin izdivacı’’ anı. Yani Güneş ile Ay'ın birleştiği tutulma anını.

Altın, Güneş'in madenidir. Belli ki, ‘‘simya’’, kozmosu aşmak için kozmik güçlerin kendisini kullanıyor. Simyager, kendi dönüşümünü gerçekleştirmek için bakırı altına dönüştürmeye çalışıyor. Bunun için de laboratuvarında hazırladığı malzemeleri karıştırmak için Güneş Tutulması'nı bekliyor. Bu demektir ki, o anda büyük bir kozmik enerji açığa çıkıyor. Ve bakırı altına dönüştürüyor.

Şimdi, tıpkı simyagerin yapmış olduğu ön hazırlık gibi, dünya da şu anda ön hazırlığını zaten yapmış bulunuyor. Bir simyagerin bilinçli hazırlığına benzemese bile, sonuç olarak meydana gelen kozmik etkinin çok güçlü bir dönüşüme neden olacağını bekleyebilirsiniz.

Bilinçaltının şuur seviyesine çıkmasını sağlayacak olaylarla karşılaşılacağını söylemek mümkün. Mevcut olan realitenin değişimi için ne gerekiyorsa, bütün bunları dünya zaten hazırlamış bulunuyor. Bunların ne olduğunu sorgulayacak olursanız, çevrenize ve dünyaya biraz daha dikkatli bakmanız yeterli olacaktır. Bunları tek tek burada anlatmanın manası yok. Ve insanlar zaten bir şeylerin değişmesini bekler durumda bulunuyorlar.

İşte benim ‘‘hazırlık’’ adını vermiş olduğum bütün bunlar. Ve hepimiz kendi gerçeklerimizin değişmesini beklediğimiz şu sırada meydana gelen ‘‘Güneş Tutulması’’ motorun düğmesine basılması gibi ateşleyici, harekete geçirici bir işlev görecek. Tabii bunun yansımalarını tıpkı şimşek çaktığı zaman sesinin sonradan duyulması gibi sonradan görmeye başlayacağız.

Bu sıradaki dileklerimiz, kitlesel olarak yaşayacaklarımızı etkileyebilir. Bu nedenle simyagerin saf beklentisi içinde bulunmakta yarar var, diyorum, Yasemin'ce....

X
YAZARIN DİĞER YAZILARI