Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Yasemin'ce

Yasemin BORAN

Gizemli aynalar

‘‘Ayna ayna, söyle bana; şu dünyada en güzel kim?’’ Aynada bir görüntü belirir ve ‘‘sensin kraliçem’’ der.

Kraliçe canı sıkıldıkça, aklına estikçe o garip aynasını eline alıp dünyadaki en güzel kadının kim olduğunu sorar. Ve bir gün ayna en güzel kadının ‘‘Pamuk Prenses’’ olduğunu söyler.

Pamuk prenses ve yedi cüceler masalını hepimiz biliriz. Ve de orada anlatılan ‘‘büyücü kraliçe’’yi esrarengiz aynasıyla hatırlarız. Fakat, bir masal malzemesi olan aynanın gerçekten de bilinmeyenle irtibat kurmak için kullanıldığını bilmeyiz. Daha doğrusu pek çok kişi bilmez.

Aynayı sadece kendimize bakmak, saçımızı, yüzümüzü düzeltmek, üstümüze çeki düzen vermek için bir yansıtıcı olarak kullanıyoruz. Bunun dışında daha başka maksatlar için kullanılabileceği hakkında pek fazla fikrimiz yok. Belki masallar ya da efsanelerde okumuşuzdur tıpkı Pamuk Prenses masalında olduğu gibi fakat, bunu da hiç önemsemeyip geçmişizdir. Çünkü, sadece bir masaldır. Ve de masallarda her şey olabilir. Ama, gerçekler çok daha başka bir şeydir.

Gerçeklerin ne olduğu üzerine uzun bir tartışmayı başlatmak istemediğim için (Belki bir gün bu tartışmayı açabilirim) sadece masal ve efsanelerde anlatılanların daha dikkatle okunması gerektiğini önereceğim. Zira bir zamanlar masal olanların bugün gerçekleştiğini de yaşıyoruz. Mesela bir zamanlar ‘‘Uzay Yolu’’nda izlediğimiz cep telefonları şu anda hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline gelmiş bulunuyor. Kimbilir belki yakın bir gelecekte taşıtlara da gerek kalmayacak bir yerden başka bir yere ışınlanıvereceğiz. Aslında bu fikir gerçekleşse ne iyi olur. Böylece trafik sorununu da çözmüş oluruz. Fakat, bu sefer de ışınlanma trafiğinde karışıklıklar çıkar her halde. Neyse bunları kurgulamayı bir tarafa bırakıp ayna konusuna gelelim.

Aynaya bakıp geleceği görmek veya bilinmeyenle irtibat kurmak aslında çok da bilinmeyen bir şey değil. Mesela Anadolu'nun bazı bölgelerinde geleneksel bir tören haline getirilen bir uygulama var. Hiç unutmuyorum seyahatlerimin birinde böylesi bir törenle karşılaşmıştım.

O bölgede evlenme yaşına gelmiş genç kızların hepsi bir araya toplanıp (Yılda bir kez yapılan bir uygulama) aynanın karşısına geçiyor ve gelecekteki eşlerini görmeye çalışıyorlardı.

Bir sehpanın üzerine konulan büyük bir aynan iki tarafına mum yakıyor, evlerden topladıkları un, kumaş parçası, toplama ipliklerle yapılan bir örgü ve daha başka malzemeleri biraraya getirip teker teker aynanın karşısına geçiyor ve müstakbel eşlerini böylece gördüklerini iddia ediyorlardı. Hatta o sırada bununla ilgili anlatılan çok ilginç öyküler dinlemiştim.

Batı'da uygulanan bir başka metodda ise, uygun zamanda kendilerinin özenle hazırladıkları bir ayna aracılığı ile bir takım varlıklarla irtibata geçmeye çalışan gruplar var. Üstelik bunlar aynayla yaptıkları bu çalışmayı günümüzde uyguluyorlar.

‘‘Ruh ve Madde Yayınları’’ndan çıkan ‘‘Lanetli Kitaplar’’ adlı kitapta ‘‘John Dee'nin kara aynada gördüğü’’ başlıklı yazıda çok ilginç olan bölümü aynen aktarıyorum;

‘‘Işıkla çevrili, insanüstü ya da en azından insan olmayan bir varlık çıktı karşısına. John Dee yalınlaştırmak için buna 'melek' adını verdi. Bu melek ona şimdi British Museum'da bulunan bir kara ayna bıraktı. Bu çok parlak bir antrasit parçasıdır. Melek ona, bu kristale bakınca, başka dünyalar göreceğini ve insanınkinden başka zekalarla ilişki kurabileceğini söyledi. Bu insan olmayan varlıklarla yaptığı konuşmaları kaleme aldı, Meric Casaubon'ca 1659'da 'A true and faithfull relation of what passed between Dr John Dee and some sprits' başlığında belli bir sayıda yayınlandı. Öbür belli bir sayıda konuşmaları çıkmamıştır ve el yazmaları British Museum'da bulunur.’’

John Dee'nin ayna aracılığı ile kurduğu irtibat sırasında bir de dünyada bilinmeyen ‘‘enokyen’’ adlı bir dil kullandığı ifade edilmektedir. Meraklılar British Museum'dan sanırım bunları bulabilirler. Fakat, işin en ilginç tarafı aynaların bilinmeyenle irtibat kurmayı sağlayan bir araç olması.

Kimbilir, belki de bir yansıtıcı olan aynaya bakan kişi, bilmediği iç dünyasının da yansımasıyla karşılaşıyor. Ve bunun başka boyutlara açılan bir kapı görevine sahip olduğuna inanıyor. İnsan, çözümlenmeyi bekleyen muazzam bir varlık. İçinde daha ne çeşit gizler barındırdığını henüz kimse bilemiyor, diyorum, Yasemin'ce...

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI