Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Yasemin'ce

Yasemin BORAN

Fırtına deresindeki fırtına

Karadeniz'in dev dalgaları meşhurdur, hepiniz bilirsiniz. Peki ormanları hakkında fikriniz var mı? Dünyanın sayılı ormanları arasında bulunan Karadeniz'in ormanları dünyanın en büyük ihtiyacı olan oksijen üretim merkezlerinden biri. Ve Çamlıhemşin, bulutlara yükselen muhteşem çamlarıyla çok önemli.

Şimdi burayı tehdit eden bir fırtına yaklaşıyor. Hem de fırtınanın büyüklüğü karşısında durabilmek zor gözüküyor. Bu fırtınanın adı, ‘‘hidroelektrik santralı’’ ve bunun karşısında ne dev gibi ağaçlar dayanır, ne de fırtına deresinin karşı durulmaz suları...

Düşünün bir, 56.000 ağacın kesileceğinden bahsediliyor. Kimbilir belki de bu rakkam uygulama esnasında çok daha artacak. Kaldı ki, bu sayı bile ne kadar büyük. Bir bölgenin yok edileceğini açıkça ortaya koyuyor. Bu demektir ki, ağaçlarla birlikte barınan milyonlarca canlı türü de ortadan kalkacak. Üstelik böyle bir uygulama dünyanın içine düştüğü kelleşme sürecinin tam ortasında yapılıyor. Yani, teknoloji ve yangınlar sonucu yok olup giden bitki örtüsü ve türlerin ortadan kalkmasıyla birlikte açığa çıkan dengesizliği (Ekolojik dengenin bozulmasıyla birlikte yaşadığımız doğal felaketler) daha da arttıracak.

Bitki örtüsünün böylesine yoğun ve zengin bir çeşitlilik gösteren bir bölgesini ortadan kaldıracağı açıkça görülen hidroelektrik santralını başka bir yere kuramazlar mı, diye düşünüyorum. Bitki örtüsü açısından daha fakir olup hidroelektrik santral kurmaya uygun yerler Türkiye'de yok mu?

Zaten açık işletmelerle delik deşik edilen ve ormanların en içlerine, gözden uzak yerleri buldozerlerle deşip ne ağaç, ne toprak bırakmayıp talan edilen Karadeniz, bir de hidroelektrik santralıyla katledilecek. Bu katliama izin veremeyiz. Bu topraklar, bu ağaçlar ve içinde yaşayan milyonlarca canlılar bizim. Hepimizin. Ve bütün bunlar, bizim geleceğimiz. Doğayı yok edersek, biz de yok oluruz. Ve bizim geleceğimiz üzerine başkalarının karar verip yok etmesine izin veremeyiz. Hem buraları bir kez görseniz, böylesi ihtişamlı bir güzelliğin yok oluşuna seyirci kalamazdınız.

Karadenizin doğuya doğru uzanıp giden dar kıyı şeridi boyunca gittiniz mi, hiç? Peki, ya Kaçkarlar'ı biliyor musunuz? Pek çok kişi, ‘‘Gitmedik ama, Kaçkarlar'ı biliyoruz elbette’’ diyecektir.

İşte Kaçkarlar'a çıkan yollardan biri de Rize'den Çamlıhemşin üzerinden geçer. Yani şu hidroelektrik santralının kurulacağı yerden. Ve ben iki yıl önce gittiğim zaman düpedüz aşık olmuştum. Doğanın böylesine gizemli, davetkar ve ürpertici olduğu başka bir yer görmemiştim.

Yeşilin en koyusu, ağaçların heybetini daha da esrarengiz hale getiren dumanın (sis) ağır inişi ve Fırtına Deresi'nin çığlıkları altında geçirdiğim geceyi hala unutamam. Ve bir kez dolaşmış olsaydınız siz de unutamazdınız. Ve isyan ederdiniz, bu doğal güzelliği katledecek karara.

Fakat, görmemiş olsanız bile resimlerinden bildiğiniz şu Kaçkarlar var ya... Hani gezip görenlerin, anlata anlata bitiremedikleri, fotoğraflarından bile hayran olunan yerler. İşte Çamlıhemşin, bu fotoğraflarda gördüğünüz yerlerin tam göbeğinde bulunuyor. Şayet müdahale edilmezse, sadece fotoğraflardan bir anı olarak kalacak. Bir daha göremeyeceğiz. Ve tabii bu katliamlar devam edecek olursa, görecek gözümüz, düşünecek beynimiz de olamayacak. Çünkü, biz de olamayacağız, diyorum, Yasemin'ce...






 








X

YAZARIN DİĞER YAZILARI