Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Yasemin'ce

Yasemin BORAN

Rüyalar hayatımızı etkiliyor mu?

Rüyalar ve gerçekler... Gerçek dediğimiz dünyada tüm gün çeşitli işlerle meşgul olduktan sonra yatıp uyuruz. Uyku esnasında bu kez rüya dediğimiz çeşitli olaylar yaşamaya başlarız.

Sabah uyandığımızda kimi zaman gördüğümüz rüyaları hatırlar çoğu zaman da hatırlamayız. Hatırladığımız rüyalar bazen öylesine etkileyicidir ki gün boyu etkisinden kurtulamayız. Hatta günlerce etkisinde kaldığımız olur. Ancak bu durum günlük hayatımızı etkilemez. İşlerimizi her zaman olduğu gibi sürdürmeye devam eder ve zaman içinde unuturuz. Böylece rüyaların hayatımızı etkilemediğini iddia edebiliriz. Üstelik son derece etkileyici olsalar bile...

Halbuki rüyalar sadece yaşantımızı değil, sağlığımızı da etkiliyor. Hem de rüyalarınızı hatırlayıp hatırlamamanızın önemi olmadan.

Gördüğünüz rüyaların ister etkisinde kalın, ister kalmayın, isterseniz hiç hatırlamayın. Yani şuurunuzda hiç bir iz kalmamış olsun. Bunların hiçbir önemi yok. Önemli olan rüya görüyor olmanız.

İnsanlar için rüya görmek, yemek, içmek gibi bir ihtiyaç. Nasıl ki, yemeden, içmeden yaşayamazsanız, rüya görmeden de yaşayamazsınız. Bununla ilgili yapılan laboratuvar çalışmalarının sonuçları son derece ilginç.

Her türlü sağlık testinden geçmiş on denek üzerinde şöyle bir deney yapılmış;

Kadınlı erkekli ve değişik yaş gurubundan seçilen on kişi günlük yaşantılarını her zaman olduğu gibi sürdürmeye devam ederler. Ancak, bu kişiler uyumak için evleri yerine laboratuvara gelirler. Kendileri için hazırlanan uyku odalarına girip uyumaya başlarlar. Bu esnada her bir deneğin bulunduğu camlı kabinin önünde birer kişi hazır bulunmakta ve denekler tam rüya görmeye başladıkları anda uyandırılmaktadırlar. (Rüya görmeye başladıkları anı tesbit etmek için başlarına elektrotlar bağlanmıştır. Ayrıca, göz kapaklarının hareketlenmesi de ‘‘rem’’ deneğin rüya görmeye başladığını işaret etmektedir.)

Bilimadamları bir aylık bir program hazırlamış olmalarına rağmen onbeşinci gün deneyi kesmek zorunda kalırlar. Zira denekler, ortada hiç bir neden olmadığı halde yorgunluk, halsizlik ve isteksizlik içine girmiş, gözlerinin altı torbalanmaya ve çökmeye başlamış, tipik depresyon belirtileri göstermeye başlamışlardır.

Yemek, içmek ve günlük hayatlarını her zamanki gibi sürdürmek açısından hiçbir değişiklik yapmamış olmalarına, hatta günlük ihtiyaçları olan sekiz saatlik uykularını uyumalarına rağmen böylesine yorgun ve isteksiz olmalarının bir tek nedeni vardır, rüyasızlık. Çünkü, denekler bir uyku süresince görmeleri gereken 6-8 adet rüyadan hiçbirini görememişlerdir. Tam rüya görmeye başlayacakları sırada uyandırılarak rüya görmelerine izin verilmemiştir.

Sonuç ise, çok ilginçtir. Bilim adamları şaşkınlık içinde deneklerin durumunu gözlemlemiş ve onbeşinci gün deneyi kesmek zorunda kalmışlardır. Çünkü, bir süre daha deneyi sürdürmeye devam edecek olurlarsa, deneklerin hem ruh sağlığı hem de fizik sağlığının iyice bozulma tehlikesi belirmiştir.

Bu laboratuvar deneyinden de anlışalacağı gibi rüyalar hayatımızı öyle bir etkiliyor ki, neredeyse sağlık sorunları yaratabilecek düzeyde. Ancak, neden ve ne çeşiit bir etkisi olduğu (Gözlenenin dışında) bilinmiyor.






 








X

YAZARIN DİĞER YAZILARI