Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Yasemin'ce

Seçimler ve yangınlarYangın deyince aklıma hemen ‘‘ateşin gücü’’ geliyor. ‘‘Var’’ edici ve ‘‘yok’’ edici ateşin gücünü kullanan insanları düşünüyorum, hemen. Ve özellikle yokedici bir araç olarak kullandıkları ateşi ne kadar tanıdıklarını? Tabii hemen ardından da bu güçle oynayanların hangi maksada hizmet ettiklerini anlamaya çalışıyorum. Doğal yangınlar, doğal olmayan yangınlar ve kaza eseri çıkan yangınlar şeklinde bir kaç sınıfa ayırabileceğimiz yangınların ‘‘doğal olmayanı’’ özel incelenmeye alınmalı. Tabii incelemekle kalmayıp ardından ağaçları katleden, yangın çıkartılmasından sorumlu olan kim varsa, hepsine sıkı bir tedavi programı uygulanmalı. Aslında ormanları yakmayı iş edinenlerin üzerinde yapılacak psikolojik bir inceleme sonucunda masum bir hasta olmadıklarının ortaya çıkacağından çok eminim. Tıpkı en vahşi ve akılalmaz cinayetlerin failleri gibi birer psikopat oldukları yapılacak bir kaç test sonucu hemen anlaşılacaktır. Fakat, bu canilerin işledikleri suçun cezasını ruh hastası sayılmayıp hiç bir tedavi görmeden sadece mahkum edildikleri gibi yangın çıkartanlara uygulanmasından yana olmayacağım. Sadece ve sadece anlık menfaatleri için geleceği yaktığının farkında olmayan, elde edeceği paradan başka bir düşüncesi bulunmayan bu caniler için çok daha farklı bir program uygulanmasından yanayım. Ateşle oynamayı zevk ya da iş edinen, koskoca ağaçlar dolusu ormanları içi sızlamadan yok eden, canilerin tedavi edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Hem de bir an önce. Maksat insana hizmetTabii bunun üzerine ‘‘çok iyi düşünüyorsun da, ağaçları yakanları bulunabilirsen’’ diyebilirsiniz. İşte bu noktada ‘‘niyet’’ önemli. Yakalamak istiyor musunuz, istemiyor musunuz? Şayet illa da suçluları bulacağım derseniz, yılan kovuğuna girse, bulup çıkartırsınız. Yeter ki, isteyin. Eh, işlenmiş olan suç unsuru işinize geliyorsa, ararmış gibi yapar, sonra da ‘‘bulamadık’’ deyip dosyayı bir daha açılmamak üzere kapatırsınız. Ve faili meçhul cinayetler serisine ‘‘zaten çok da önemli olmayan orman yangını’’ dosyasını bir daha hiç bulunmayacak biçimde karıştırırsınız. Ağaçların ağzı dili yok ki, şikayetçi olsunlar. Haklarını arayıp davalarına sahip çıksınlar...Dosyayı araştırınlar da, nasıl olsa bir süre sonra unutacaklar. Hem öyle bir unutacaklar ki, bir zamanlar orada muhteşem bir orman olduğu kimsenin aklına bile gelmeyecek. Çünkü, yangının geçtiği yerler ‘‘insana hizmet’’ eden kimbilir ne çeşit göz boyayan binalarla donanmış olacak. Böylece maksat anlaşılmış olacak. Yani lafın başında dediğim, ‘‘ateşin gücüyle oynayanların’’ maksadı... Zaten 1950'lerden beri kasıtlı çıkartılan orman yangınlarının maksadı belli. Daima seçim öncesi bir kaç orman yangınlarıyla yeni bir seçime girilip seçim sonrası da ‘‘orman vasfını kaybetti’’ğine hükmedilip yangın yerleri satışa çıkartılıyor. Yanan yerlerde ne hikmetse daima ‘‘rant’’ı yüksek yerler oluyor. Kısacası binlerce ağacı ortadan kaldırıyorsunuz, yerine trilyonlarca değerinde binaları dikiyorsunuz. Adına ‘‘insana hizmet’’ diyorsunuz. İnsana hizmet, şifre sözcük. Böylece akan sular duruyor. ‘‘Ne iyi etti de, şuralar değerlendirildi’’ deniyor. Ve ağacın, ormanın adı bile unutuluyor. İnsan, ne unutkan bir varlık. Ağacın, ormanın olmadığı bir yerde ‘‘insan’’ diye bir şeyin olmayacağını da unutuyor. Sunulacak hizmetler uğruna yok edilen ağaçlar top yekün bittiği zaman bu hizmetlerin ne işe yarayacağını aklına bile getirmiyor. Tarım yapmak, ev yapmak, fabrikalar, eğlence yerleri ve daha bilmem neler yapmak uğruna yakılan ormanların yerine yenileri gelmiyor. Gelemiyor. Çünkü, bu yerlerin üstüne az önce sıraladığım insana hizmet maksadını taşıyan ne varsa, onlar konduruluyor. Bu işten devletin kasasındaki açığın bir kısmı kapatılıyor. Hizmet verenler kasalarını dolduruyor. Hizmet alanlar da keyiften beş köşe dolaşıyor. Anlayacağınız, olan sadece ağaçlara oluyor. Ormanlar yok oluyor. Tabii bu sadece işin bir tek cephesi. Görünen, mutlu yüzü. Bir de bilinmeyen karanlık yüzü var ki, devlet, millet, hizmet veren, hizmet alan herkesi tehdit ediyor. Ormanların yok olması, dünyanın geleceğini tehdit ediyor. Üç-beş ağaç deyip geçtiğimiz, sessiz, sedasız, korumasız yaşayan ağaçların ölümü, insanlığın ölümü anlamına geliyor. Ve bunu kimse bilmiyor. Yani ağaç katilleri bilmiyor. Ve bu caniler sadece ağaçları katletmiyorlar, ormanları yakarak bizim hayatımıza da kastediyorlar. Yok edilen ağaçlarla birlikte bizim geleceğimiz. Tabii aynı zamanda kendi hayatlarını da bitiriyorlar. İşte bunun için bu caniler yakalanmalı. Sadece suçunun cezasını çekmesi için değil, sıkı bir tedavi görüp aslında yaktığının ne olduğunu anlaması için, diyorum, Yasemin'ce...
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI