Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Yasemin'ce...

ÇİÇEKLERİ ÖLDÜRMEYELİM!Çiçeklere baktığınız zaman neler hissedersiniz?.. Kocaman bir çiçek tomarıyla karşı karşıya geldiğiniz zaman duygularınızın harekete geçtiğinin farkında mısınız?.. Ya sevdiğiniz, elindeki bir demet gülü size uzattığı zaman?.. Güllerden mi, yoksa çiçekleri size uzatan kişiden mi, etkilenirsiniz?.. Böyle bir durumda duygularınızın daha da yoğunlaştığının farkında mısınız?.. Şimdi bütün bunların üzerinde düşünmeyin... Bırakın işinizi, gücünüzü... Uğraştığınız her ne ise, onu... Etrafınıza bakın. Bakabileceğiniz bir bahçe bile yoksa, evinizde özenle yetiştirdiğiniz çiçeklere daha yakından, daha bir alıcı gözle bakın... Duruşuna, yapraklarına, dallarını büküşüne, herbiri ayrı bir sanat eseri olan ayrıntılarına hiçbir şey düşünmeden, kendinizi vererek, yüreğinizle bakın. Neler hissediyorsunuz?.. İçinizde birşeyler kıpırdamaya başladı mı?.. Eminim küçük de olsa bir heyecan duydunuz, enerjinizin artmaya başladığını hissettiniz. Şimdi evinizden dışarı çıkın. Bahçeniz varsa bahçede dolaşın yoksa, bir parka ya da gidebileceğiniz mesafedeki bir koruluğa gidin. Aslında kırlarda dolaşabilme şansınız varsa, bu sizin için çok daha ilginç bir tecrübe olacaktır. Çünkü, kırlarda kendiliğinden yetişmiş birbirinden farklı çok çeşitli bitki ile karşılaşabilirsiniz. Tabii bu durumda içinizde kıpırdayan duyguların sizi tamamen sarması ve hissettiğiniz heyecanın büyümesi hatta enerjinizin neredeyse taşma noktasına gelmesi mümkün olabilir. Genellikle bitkilerin yoğun olduğu bakir bölgelerde dolaşmak, insanın enerjisini ciddi bir biçimde yükselttiği gibi aynı zamanda içinin sevgiyle dolmasına, hayata daha olumlu ve yapıcı bir açıdan bakmasına yardımcı olur. Şayet böylesine bakir ve bitkilerin kendiliğinden fışkırdığı bir yere gidebilme şansınız varsa, hiç durmayın hemen hareket edin. Ve dolaşmaya başlayın. Böyle bir yerde dolaşırken yanınızda birileri varsa onlarla dertleşmek ya da uzun uzun sohbet etmek yerine kısa bir süre için kendinizi doğaya bırakmayı deneyin. Bunu yapmak hiç de zor değil. Sadece bütün dikkatinizi ve düşüncelerinizi çevrenizdeki bitkilere ve çiçeklere yöneltmeniz yeterli olacaktır. İlginizi çeken bir bitkinin önünde durup yakından inceleyin. Hiçbir şey düşünmeden öylece anlamaya, ayrıntılarını görmeye çalışın. Vee içinizden yükselen duygulara kendinizi bırakın. Olağanüstü görüntüsü karşısında heyecanlanıyorsanız, bu heyecanı bütünüyle hissedip yaşamaya çalışın. İçiniz öylesine güçlü bir enerjiyle dolacak ve etrafınızdaki herşeye karşı öylesine büyük bir sevgi duymaya başlayacaksınız ki, bütün bu duyguların sonucunda kendinizi, güçlü ve moral açıdan yükselmiş olarak hissedeceksiniz. Bu duygular içindeyken ne bir çiçeği koparmaya kıyabilirsiniz, ne de bir dalı koparmaya... Size böylesine mutluluk, coşku ve heyecan veren bir nesneyi yaralayıp öldürmeniz mümkün değil. Çünkü, onun yaşam enerjisini içinizde duyumsadınız...Böyle bir çalışma yapmaya herkesin ihtiyacı var. Farkına varabilmek için... Neleri öldürdüğünü, neleri yokettiğini anlayabilmek için... Konumuz çiçekler... Narin, korunmasız ve hayat enerjisiyle dolu çiçekler... Sadece çiçekler mi?.. Elbette ki değil... Çiçeklerle birlikte çiçek gibi çocuklar, gençler, kadınlar, insanlar... Çocuklara baktığınız zaman neler hissedersiniz?.. Güzel mi, çirkin mi, yaramaz mı, uslu mu, diye mi bakarsınız?.. Şimdi çocuklara da az önce çiçeklere baktığınız gibi bakmaya çalışın. Hiçbir şey düşünmeden, kendinizi vererek, yüreğinizle bakın. Ne kadar olağanüstü, ne kadar mükemmel ve ne kadar sevgi dolu olduklarını göreceksiniz. Üstelik onların size aktardığı enerji bitkiler kadar yoğun olacaktır. Hatta daha da fazla olabilir... Böylece onları anlayabilecek, sevgilerini size aktarmalarına yardımcı olacaksınız. Ve bunun sonucunda siz de içinizde yükselen sevgiyi onlara yansıtmaya başlayacaksınız. Bunun sonucunda doğacak yüksek anlayışa kendinizi bırakın. Hiçbir hesap kitap yapmadan, duygularınızın akışına öylece bırakın. İşte o an hayatı, varoluşu, canlılığın ne demek olduğunu anlamaya başlayacaksınız. Anladığınız zaman, çocuklara geriliminizi yansıtmayacak, onları kırmayacaksınız. Onların narin ve kırılgan duygularını, ruhlarını öldürmeyeceksiniz. Ya, kadınlar... Anlaşılmaz, duygusal, bir çiçek kadar zarif ve kırılgan varlıklar... Ya, insanlar... Aslında insanlara da yukarıda anlattığım çiçeklere baktığınız gibi bakacak olursanız, bütün anlayışınızın değiştiğini göreceksiniz. Aslında herkesin bunu öğrenmesi gerek. Çiçeklere bakmayı öğrendiğiniz zaman yavaş yavaş bu bakışınızı önce çocuklara sonra kadınlara ve daha sonra bütün bir insanlığa yöneltebilir, bakmayı öğrenebilirsiniz. Ve herkes öğrenebilir, hatta öğrenmelidir. Öğrendiklerinin sonucunda algılama ve buna bağlı olarak anlayış değişeceği için dünyanın bütün çehresi değişecektir. Tabii böyle bir anlayışa ulaştıktan sonra ne çiçekleri, ne de bir çiçek kadar ulaşılmaz ve bir çiçek kadar kolay yokedilebilen insanları öldüremeyecektir. Herkesin çiçeklere bakmayı öğrenmesi gerek, diyorum, Yasemin'ce...
X
YAZARIN DİĞER YAZILARI