Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Yaşayıp unuttuğumuz İstanbul

    A.A.
    15 Ağustos 2009 - 15:25Son Güncelleme : 15 Ağustos 2009 - 15:26

    Gazeteciliğe 1971 yılında Günaydın Gazetesi'nde foto muhabiri olarak başlayan Kadir Can, arşivinden çıkardığı fotoğraflarından oluşan “Yaşayıp Unuttuğumuz İstanbul” adlı kitabıyla, İstanbul'un yakın tarihini sunuyor.

    İşte Kadir Can'ın arşivinden fotoğraflar

    Günaydın'ın ardından, Hürriyet, Cumhuriyet, Güneş, Sabah gazeteleri ile Atlas ve Gezi dergilerinde görev yapan ve 1986 yılından bu yana Sipa Press Ajansının Türkiye muhabirlerinden biri olarak çalışan Can'ın fotoğraflarından bazıları Time, Paris-Match, Newsweek ve Stern gibi dergi ve gazetelerde de yayımlandı.
    Can, çektiği İstanbul fotoğraflarının yer aldığı ve İstanbul Ticaret Odası (İTO) Prestij Yayınları arasında yayımlanan kitabına ilişkin gazeteciliğe başladıktan bir süre sonra tanıştığı savaş muhabiri Ergin Konuksever'in, kendisine, “Çok iyi fotoğraflar çektiğini ve bunları arşiv yapmasını” söylemesi üzerine, çektiği fotoğrafların bir kısmını arşiv olarak saklamaya başladığını anlattı.

    Balıkçılıkla ilgili olarak yazdığı kitap için fotoğraf seçerken, İstanbul'daki değişimin farkına vardığını ifade eden Can, “1971'den beri çektiğim fotoğraflara bakınca, İstanbul'daki değişimin inanılmaz boyutlarda olduğunu gördüm. Dünyanın hiçbir yerinde bu kadar hızlı değişim yaşayan bir şehir olacağını zannetmiyorum. Bu değişimin birer belgesi gibi fotoğraflar...” diye konuştu.

    Can, çalıştığı sırada, yayımlanan gazeteleri biriktirdiğini, her 3-4 ayda bir cilt yaptırdığını ve bu ciltleri sakladığını, İstanbul fotoğraflarını derleyerek kitap haline getirdiği “Yaşayıp Unuttuğumuz İstanbul”da yer alan fotoğrafların yayımlandığı gazeteleri bulduğunu ve fotoğraflara dair bilgileri kitabına eklediğini söyledi.

    “HER FOTOĞRAFIN BİR HİKAYESİ VAR”

    O günkü bilgilerden yola çıkarak, kitaptaki seçimleri yaptığını kaydeden Can, “Her fotoğrafın bir hikayesi var. Hemen hemen tamamı yayımlanmıştır gazetelerde. Kimi 1971'de yayımlanmıştır, kimi 1979'da, kimi 1985'te... İstanbul'un son 40 yıllık yaşantısı var burada. Kitap, bizi biraz geçmişe götürecek” dedi.

    Önceleri İstanbul'un kilit noktasının Eminönü olduğuna değinen Can, İstanbul'un yaşadığı değişimi şöyle anlattı:
    “İnsanların iş yerleri buradaydı, yoğunluk buradaydı. Burası, 3-4 milyon kişinin gelip gittiği yerdi. İnsanlar alışveriş yapmaya, çalışmaya buraya geliyorlardı. O dönemde yollar çok kısıtlıydı, trafik bir arapsaçıydı ve inanılmaz kaos vardı. İstanbul'da son 25 yılda müthiş bir değişim başladı. Buradan halin gitmesi, balıkhanenin taşınması, gıda maddeleri satan yerlerin, toptan gıdacıların taşınması, şehrin hemen her yerine süpermarketler açılması, Eminönü'nün yükünü azalttı. İstanbul, bana göre çok modernleşti. Belediyenin yanı sıra diğer kuruluşlar da dört elle sarıldılar İstanbul'un değişimine.

    Bunun yanında, İstanbul bazı şeylerini kaybetti. Çok güzel manzaralar, çok güzel görüntüler vardı; bu gelişim süreci sırasında onlar da kayboldu gitti...”
    Kadir Can, “ilkel” yaşamın çok güzel fotoğrafları varken, modern yaşamın fotoğraflarının o denli etkili olmadığını dile getirirken, “Fotoğraf sanatçısı arkadaşlarımız, 30-40 yıl önce İstanbul fotoğrafları çekmişler. Aynı fotoğraflar bugün çekilemez. Çünkü İstanbul, o ilkelliği üstünden attı” dedi.

    “İSTANBUL'U HEPİMİZ UCUNDAN, KIYISINDAN, KÖŞESİNDEN YAŞADIK FAKAT...”

    Çalıştığı dergide yayımlanan, “Suyun başkentiydi İstanbul, coğrafyanın kraliçesiydi. Yaşadığı afet ve felaketlere, istila ve yıkımlara rağmen, geçmişle bağını kopartmadı ve hayat bulduğu doğaya hep sadık kaldı. Ne yazık ki, binlerce yılın yapamadığını son elli yıl yaptı. Modern yaşamın ve barındırdığı nüfusun dayanılmaz ağırlığı altında tarihsel ve fiziksel kimliğini kaybetti” yazısını okuduğunda, İstanbul'a tarihsel ve fiziksel kimliğini kaybettirdiği öne sürülen son 50 yıla kesilen faturanın hesabının, burada yaşayan herkes gibi kendine de sorulduğunu düşündüğünü ifade eden Kadir Can, kitabının sunuşunda, “Aslında bu İstanbul'u hepimiz ucundan, kıyısından, köşesinden yaşadık; fakat unuttuk” yazıyor.

    Can, yaşananları unutmayan, sessiz tanıkların oluşturduğu “Yaşayıp Unuttuğumuz İstanbul”un fotoğraflarını sadece kendisi için değil, tüm İstanbullular'ı düşünerek arşivinden çıkardığını belirterek, şöyle tamamlıyor sözlerini:
    “Bugünkü İstanbul'u beğenir veya beğenmeyiz, ancak son yıllarda alınan mesafeyi iyi görüp düşünmek gerekir. Bakalım, İstanbul'un sessiz tanıklarını gördükten sonra; 'Keşke böyle kalsaydı' mı, yoksa 'vay be nereden nereye gelmişiz' mi diyeceksiniz. Eğer 'nereden nereye gelmişiz' diyorsanız, ödedikleri vergilerle değişime katkısı olan İstanbullular'a, bu konuda büyük özveride bulunan kurumlara, emeği geçen tüm ilgililere teşekkür borcumuz var demektir.”

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı