Ana Sayfa
Son dakika :
Haber
Yaşam
İlanlar
İnteraktif
Arşiv
10 Şubat 2012 Cuma 03:42

 ADnet  
Reklam için
Hürriyet Anasayfa > Tüm Sağlık Haberleri
Önceki Haber     Sonraki Haber

Bor mucizesi

Paylaş Benimsayfam'da Paylaş
Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş
A.A 11 Mart 2010
Kütahya Seyitömer Höyüğü'nde bulunan ve yaklaşık 4 bin yıllık oldukları belirlenen insan beyinlerinin bor madeni sayesinde günümüze kadar bozulmadan kaldığı saptandı.

Höyüğün kazı grubu başkanlığını yürüten Dumlupınar Üniversitesi (DPÜ) Arkeoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nejat Bilgen, 2006'dan bu yana her yıl 6'şar aylık dönemler halinde devam ettikleri kazı çalışmalarını bu yıl planlanan tarihten 1 ay 10 gün önce sonlandırmak zorunda kaldıklarını söyledi.

Prof. Dr. Bilgen, höyükte buldukları yaklaşık 4 bin yıllık 6 insan iskeletindeki beyinlerin küçülmeye başladığını gözlemlediklerini, normal yaşam koşullarında tahrip olmaya yüz tutunca çeşitli kimyasal maddeler kullanarak muhafaza etmeye çalıştıklarını bildirdi.

Daha önce beyin kalıntılarını yerinde inceleyen Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Patoloji Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Aydın Sav ile Haliç Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü öğretim üyesi Dr. Meriç Adil Altınöz'ün, bunlardan bir miktar parçayı İstanbul'a götürdüğünü anlatan Prof. Dr. Bilgen, “Yapılan incelemede beyin kalıntılarında DNA ve sıvı örnekleri tespit edildi” dedi.

“BEYİNLERİN BOR MADENİ SAYESİNDE KORUNDUĞU BELİRLENDİ”

Haliç Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Meriç Adil Altınöz de Prof. Dr. Bilgen'in korunmuş beyinler olduğunu bildirmesinin ardından bu yönde çalışmalara başladıklarını söyledi.

Cesetler üzerinde ilk olarak DNA izlerine rastladıklarını bildiren Dr. Altınöz, daha sonraki çalışmalarda çok enteresan bulgular rastladıklarını belirtti.

Bu enteresan bulguların başında bir dokunun nasıl korunabileceği konusunda çevre koşullarının saptanması olduğunu anlatan Dr. Altınöz, şöyle konuştu:
“Bugüne kadar hep korunmuş bedenler ve cesetlerle ilgilenilmiş. Çünkü hep ölümsüzlüğün sırrını aramışlar. Mumyalama da insanların ilgisini çekmiş. Bugüne kadar dünya üzerinde bulunan bulgulara, ya çok yüksek rakımlardaki büyük dağların tepesinde veya dokuların suyunun alınması neticesinde çöllerde rastlanmış. İlk defa toprağın içinde bu derecede çürümeden kalmış ve beyin gibi yumuşak ve kolay yok olabilecek dokuya rastlandı. Ülkemizin bor madeninde büyük rezerve sahip olduğunu biliyoruz. Bu konuda da Kütahya borlu toprak açısından belki de en zengin il. Nitekim cesette de ciddi miktarda bora rastladık ve bu bor cesetleri korumada etkin olarak ön plana çıktı.

Bunun dışında daha önce çürümemiş cesetlerde ve beyinlerde ulaşılmadık seviyelerde yağ sisteminin korunduğunu, hala sinir sistemine ve beyne özgü bir yağ sisteminin bulunduğunu gördük. Bu ülkem adına çok sevindirici bir bulgu.”

“DNA İZLERİNDEN CESEDİN ERKEK OLDUĞU BELİRLENDİ”

Dr. Altınöz, beynin toprağın altında neden korunduğunu bulmanın, normal dokuların ve beynin korunmasına yönelik çalışmalarda adeta çığır açacağını söyledi.

Yağ asitleri, bor, alüminyum ve magnezyum açısından buradaki toprağın zengin olduğunu, cesette ve beyin dokusunda da bunlara rastladıklarını anlatan Dr. Altınöz, şöyle devam etti:

“Dokulardaki yağların sabunlaşarak korunması da bor madeninden kaynaklanıyor. Yapılan yağ analizi de bunları gösterdi. İncelediğim cesette DNA izleri bulundu ve erkek olduğu saptandı. Türkiye'de ilk defa 3 bin 800 yıllık bir cesette DNA varlığı da tayin edilmiş oldu. Borun toprak altında zengin olarak bulunması ve bunu bir cesedi koruyup çürümesini engellemesi dünyada ilk olarak görünen bir bulgudur.”

“BUGÜNKÜ İNSANLIĞIN BEYNİYLE ÖRTÜŞÜYOR”

Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Patoloji Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Aydın Sav da Prof. Dr. Nejat Bilgen ve Dr. Meriç Altınöz'ün daveti üzerine bu araştırmaya katıldığını söyledi.

Kendisine gelen beyin parçalarında çıplak gözle çıkan sonucun, hem kemik örneklerinde hem de beyin örneklerinde bulunan bulguların, bugünkü çağdaş insanın bulgularıyla tamamen örtüştüğünü anlatan Prof. Dr. Sav, şunları kaydetti:
“Nero görüntüleme teknolojinden yararlandık. 3 bin 800 yaşındaki bir beynin bugünkü çağdaş insanlığın beyniyle örtüşmesi çok önemli bir bulgudur. Böylece Türkiye'nin ciddi anlamda bilim üretilebildiği, çağdaşlarıyla yarışabilecek kapasitede olduğu bir kere daha ortaya konmuş oldu.”
  Yorum Sayısı 3 / 170     Yorumlarınızı yazmak için tıklayın >>
Bu haberin diğer yorumları
Sener Koruturk 11/03/2010 - 21:20
Sizleri okudukca aklimdan geciyor valla... Galiba Turkiyede bir suru insanin beyni tas devrinden beri hic degismemis. Tabii ki topraklarimizdaki zengin bor madenlerimiz sayesinde....
Çok İyi %82 İyi %2 Normal %1 Kötü %1 Beğenmedim %11
Tahir Altıntop 11/03/2010 - 21:09
ak partiyi neden bu kadar insafsızca eleştirdiğinizi yorumlara bakınca insan anlıyor. çünkü bunlar allaha inanan insanlar. bu yüzden sevmiyorsunuz.Allah akılla bilinir.
Çok İyi %25 İyi %1 Normal %0 Kötü %2 Beğenmedim %70
Donnie Darko 11/03/2010 - 20:48
Okuduğunu anlamaktan cahil arkadaşlar evrim teorisiyle 4000 yıl önceki fosilin ne alakası var, biraz cahil olmaktan vazgeçip okusanız bulunan en erken insanımsı fosilinin 2 milyon, en yaşlısının da 47 milyon yaşında olduğunu bilirdiniz. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmayın lütfen.
Çok İyi %67 İyi %4 Normal %1 Kötü %2 Beğenmedim %23
Bu haberin diğer yorumcuları
Orcun Erdem
Çağrı Öztürk
SEYFULLAH ÖNERBAY
Azim Sakar
ENDER GUNDUZ
murat var
YELLOWWOLF XX
Emre kadan
YORUM ANALİZ
Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Hürriyet veya hurriyet.com.tr sorumlu tutulamaz.
  Yorum Sayısı 3 / 170     Yorumlarınızı yazmak için tıklayın >>
Bu haberin diğer yorumları
Diğer Haberler
Tüm Haberler
  Hürriyet Kurumsal Hürriyet USA Hürriyet Avrupa Hürriyet Emlak Yenibiris.com Hürriyet Aile Hürriyet Oto İddaa Avrupa Birliği DYH