Ana Sayfa
Son dakika :
Haber
Yaşam
İlanlar
İnteraktif
Arşiv
23 Kasım 2014 Pazar 06:30

 ADnet  
Reklam için
Hürriyet Anasayfa > Tüm Sağlık Haberleri
Önceki Haber     Sonraki Haber

Hipoglisemi işaretlerini tanıyor musunuz?

Paylaş Benimsayfam'da Paylaş
Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş
Prof. Dr. Osman MÜFTÜOĞLU 19 Şubat 2010
Hipoglisemi denince, yemeklerden, özellikle fazla miktarda şeker ve unlu mamuller içeren yiyecek-içeceklerden 2-3 saat sonra ortaya çıkan aşırı terleme, çarpıntı, halsizlik, bulantı, dikkat kaybı, hatta el titremeleri ve sonra da uyuklama gibi belirtiler akla gelse de, son yıllarda hipoglisemik işaretlerin oldukça farklı olabileceği anlaşıldı.

Kan şekerindeki düşme, azalmanın derecesi ve süresine de bağlı olarak çok farklı belirtiler verebiliyor.
Mesela tatlı-unlu yiyeceklere aşırı ilgi duymak, özellikle “tatlı krizleri” yaşamak, gün boyu tekrarlayan sinirlilik, gerginlik, yorgunluk, uyku halleri de hipoglisemi ile ilişkili olabiliyor.

Ayrıca uzun süren açlıklar, herhangi bir öğünü kaçırmayı takiben ortaya çıkan yorgunluk, uyku hali, huysuzluk, sinirlilik halleri de aynı kategoriye dâhil.

Sık sık tekrarlayan gece terlemelerinin (özellikle uykudan 2-3 saat sonra ve sabaha karşı oluşan terlemeler), yalnız tatlılara değil, tuzlu gıdalara da aşırı ilgi duymanın, sık sık susamanın, ilerleyici bellek kaybının, hatta depresyonun bile hipoglisemi ile ilişkili olup olmadığının araştırılması gerekiyor.

SORUN NEDEN YAYGINLAŞTI?

Hipoglisemi sorununun son yıllarda daha popüler hale gelmesinin sebebi sık sık yaptığımız beslenme yanlışları. Son yıllarda çok fazla şekerli ve unlu yiyecek içecek tüketmeye başladık. Bu durum (özellikle genetik mirasında orta yaş diyabeti (Tip2 diyabet) bulunanlarda) reaktif hipoglisemiyi sık rastlanılan bir sorun haline getirdi.

Her yıl biraz daha büyüyen karbonhidrat tutkusu (özellikle önlenemez hale gelen fruktoz şurubu eklenmiş meşrubatlar, paketlenmiş unlu şekerli atıştırmalara olan ilgimiz) reaktif hipoglisemi probleminin yaygınlaşmasında en önemli neden oldu.

Genetik mirasınızda pankreasınızdan insülin patlamasına yönelik bir eğilim varsa, pankreasınız kana hızlı karışan karbonhidratlara (kurabiye, baklava, bisküvi, gofret, browni, cips, patlamış mısır, beyaz ekmek, nişasta, kızarmış patates) fazlaca hassas ise aşırı şekerli ve/veya unlu besinler pankreasınızın yüzüne inmiş birer şamar gibidir. Kanınızda baş edilmesi güç insülin patlamalarıyla neticelenir.

Hipoglisemi çoğu zaman sadece beslenmede yapılacak küçük değişimlerle bile kontrol altına alınabiliyor. Seyrek olarak çok özel bazı durumlarda ilaçlardan ya da cerrahi girişimlerden faydalanılıyor. Yani sorunun çözümü son derece kolay!

Reaktif hipoglisemi probleminin bir hastalık değil, bir belirti olduğunu ve arkasında Tip2 diyabet eğilimi dışında başka sağlık sorunlarının da bulunabileceğini hatırlatalım. Böyle bir sorunun neden olabileceği hastalıkların araştırılması gerektiğini de not düşelim.

Beslenme hatalarımızın faturasını ödüyoruz

Besinlerdeki şeker ve diğer karbonhidratlar (ekmek, makarna, pilav) insülin hormonu sayesinde hücre içine girebilir, ancak bu şekilde enerjiye dönüşür.

Eğer genetik mirasınızda Tip2 diyabet (erişkin tipi şeker hastalığı) varsa (yani anne-bana ya da diğer yakın akrabalarınızda orta ve ileri yaşlarda çıkmış, çoğu zaman ilaçsız bile ayarlanabilen ama genellikle bir veya birkaç hapla tedavisi mümkün olan bir kan şekeri yüksekliği söz konusuysa), bu ve benzeri yanlışlar bir süre sonra insülin direnci problemiyle neticelenir.

İnsülin hormonunun hücreyle ilişkisi bozulur. Hücreye şeker girişi problemli hale gelir. Bu durumda “metabolik organizasyonunuz” bu direnci aşabilmek için pankreas bezinize “daha fazla insülin salgıla” talimatı verecektir.
ışte bu insülin patlamaları sonucunda un ve şekerden zengin yiyecek-içeceklerin alımından bir veya iki saat sonra ya da ilerleyen saatlerde kan şekerinde ani düşmeler, yani hipoglisemik ataklar başlayacaktır.

Ne yapmalı?

Hipoglisemi tanısı koymak kolaylaşmıştır. Eskiden 5-6 saate kadar uzayabilen yükleme testleri, kanda insülin seviyelerini ölçmenin kolay, çabuk ve ucuz hale gelmesi nedeniyle iki saatte yapılabilir hale gelmiştir.

ınsülin ve glukoz toleransı testi şeklinde uygulanan bu testlerde açlık insülini 8-10, iki saatlik insülin seviyesi ise 30 mlU/ml’den az olmalıdır. Ayrıca açlık kan şekerinin 100, iki saatlik şeker ölçümünün ise 140 mg/dl’den düşük olması gerekmektedir.

Eğer yaşadığınız bazı sorunların hipoglisemi ile ilgili olabileceğini düşünüyorsanız, uzun süren ve üst üste 4-5 kez damara girip kan alma zorunluluğu gerektiren testler yerine bu kısa süreli testten de yararlanabilirsiniz.

İshal deyip geçmeyin

İshalin tanımı, günde üç defadan daha fazla sulu veya gevşek dışkılamadır. Herkes hayatının bir döneminde ishal olur. Bir erişkin ortalama yılda dört defa ishal olur. Çoğu hasta birkaç günde kendiliğinden iyileşir.

Enfeksiyonlara bağlı ishal, genellikle yiyecek ve içeceklerle bulaşır. Bulgular kontamine yiyecek alımından yaklaşık 12 saat ile 4 gün sonra başlar ve 3 ila 7 gün içinde geçer.

Enfeksiyon dışı ishal sebepleri arasında, antibiyotiklerin ve diğer ilaçların yan etkileri, gıda alerjisi ve iltihaplı bağırsak hastalıkları gibi hastalıklar sayılabilir. ıshalle beraber ateş, karın ağrısı ve karında kramplar olabilir.

Tedavide bol sıvı alımı en önemli noktadır. Sıvı içinde tuz ve şeker olmalıdır. Patates, pirinç, yulaf, muz, çorba ve haşlanmış sebzeler tercih edilmelidir. Laktoz içeren süt ve süt ürünlerinden uzak durulmalıdır.

Aşırı yorgunluk, ağız kuruluğu, kas krampları, idrar renginde koyulaşma, baş dönmesi, dışkıda kan veya mukus (sümük) varlığı, ciddi karın ağrısı, devam eden ateş gibi bulgular görülürse, doktora başvurmak gerekir.

  Yorum Sayısı 2 / 2     Yorumlarınızı yazmak için tıklayın >>
Bu haberin diğer yorumları
ibrahim atalar 07/06/2010 - 19:48
sayın doktor müftüoğlu sizi çalişmalarınızdzan,dolayı kutlarım. benim sorumda aynı troid,migdeamaliyatı ve safra kesesi amaliyatıda hipoglisemiye veya diabete neden olurmu saygılarımla..
Çok İyi %19 İyi %19 Normal %20 Kötü %19 Beğenmedim %19
demarkaj dedi ki 18/02/2010 - 12:08
Sayın Müftüoğlu, hipogliseminin tiroid veya tiroid rahatsızlıklarıyla da bir ilişkisi var mıdır yada olabilir mi?
Çok İyi %19 İyi %19 Normal %20 Kötü %19 Beğenmedim %19
Bu haberin diğer yorumcuları
YORUM ANALİZ
Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Hürriyet veya hurriyet.com.tr sorumlu tutulamaz.
  Yorum Sayısı 2 / 2     Yorumlarınızı yazmak için tıklayın >>
Bu haberin diğer yorumları
Diğer Haberler
Tüm Haberler
  Hürriyet Kurumsal Hürriyet USA Hürriyet Avrupa Hürriyet Emlak Yenibiris.com Hürriyet Aile Hürriyet Oto İddaa Avrupa Birliği DYH