Ana Sayfa
Son dakika :
Haber
Yaşam
İlanlar
İnteraktif
Arşiv
19 Eylül 2014 Cuma 06:44

 ADnet  
Reklam için
Hürriyet Anasayfa > Tüm Sağlık Haberleri
Önceki Haber     Sonraki Haber

Göbek eriten diyet

Paylaş Benimsayfam'da Paylaş
Facebook'ta Paylaş Myspace'de Paylaş Twitter'da Paylaş
Prof. Dr. Osman Müftüoğlu 28 Aralık 2009
Göbek ve bel çevresinde biriken yağlar çoğu zaman metabolik bir soruna işaret eder. Bu kişilerin çoğunda insülin direnci sorunu vardır.

Az bir kısmında ise tiroid hormonlarının yetersizliği ya da böbrek üstü hormonlarının fazlalığı (Hipotiroidi veya Kuşing hastalığı) vardır. Çok daha seyrek olarak testosteron seviyesinin azalmasıyla birlikte antropoz dönemine girmiş erkeklerde de bel çevresi genişlemesi ortaya çıkabiliyor.

Özellikle son yıllarda göbeklenme ile karakterli kilo almaya erkekler kadar kadınlarda da rastlanıyor. Bunun başlıca nedeni glisemik yükü fazla yiyeceklerin eskisinden daha çok tüketilmesi. Ayrıca alkol kullanımın yaygınlaşması ve hareketsizlik de önemli faktörler.   

Şekerli yiyecekler ve aşırı beyaz ekmek tüketimi arttıkça da göbek çevresi genişler. Şekerli meşrubatların (1 kutu kolalı içecekte 8-10 kesme şekere eşdeğer şeker olabiliyor) eskiye göre çok daha fazla içilmesi de ciddi bir faktördür. Cips, gofret ve benzeri atıştırmalar, ayaküstü yenen yiyeceklerin çoğu, özellikle fast food menüler sorunu patlama noktasına taşımıştır. Yiyecek listesinde beyaz pirinç, börek, çörek, kurabiye, patlamış mısır ve patates kızartmasının oranı arttıkça göbek bağlayan insanların sayısı da artacaktır.

NE YAPMALI?

Göbek çevresinde biriken yağları eritmenin yolu öncelikle sorunun arkasında yatan insülin direnci, hipotirodi, Kuşing hastalığı gibi sağlık problemlerini çözmekten geçiyor. Ayrıca beslenme yanlışlarından vazgeçmek de şart. Eğer göbeklenme sorununa veda etmek istiyorsanız bol bol sebze yemeye, tam tahıllar ve bakliyatlardan daha çok yararlanmaya, yağsız kırmızı et, beyaz et, yağsız süt ve süt ürünleri ağırlıklı bir beslenme planı oluşturmaya çalışın. Pasta, kek, kurabiye ve benzeri hamur işlerinden, yağlı ve unlu ürünlerden (börek, poğaça, açma), hazır paketlenmiş atıştırmalıklardan (grisini, cips, gofret), çok tatlı meyvelerden ve konsantre meyve sularından, meşrubatlardan, krema, mayonez, kaymak ve benzeri yağlı yiyeceklerden, alkolden kesinlikle uzak durun. Hayatınıza yeniden hareket katmayı, her gün ortalama 8-10 bin adım atmayı unutmayın...

Beslenme konusu abartılıyor mu?

Son günlerde neredeyse televizyonların bütün kanallarında tam bir bilgi karmaşası yaşanıyor. Konu beslenme-bağışıklık sistemi ilişkisi. Doğru beslenmenin bağışıklık sistemini güçlendirmede temel oyunculardan biri olduğu doğru. Bu doğru da öncelikle kötü beslendiğiniz, daha doğrusu yeteri kadar besin temin edemediğiniz durumlar için geçerli. Yani özellikle şu veya bu besini yiyip içerek bağışıklık sistemini 3-5 günde güçlendirivermek sanıldığı kadar kolay bir şey değil.

Narın, domatesin, kefirin, yoğurdun, portakalın ya da kırmızı etin bağışıklık sistemine faydalı olabileceği doğru bir düşüncedir ama herhangi bir besinin bu sistemin şu veya bu oyuncusunu doğrudan etkilediğini gösteren ciddi bir araştırma yoktur. Yapılması gereken sebzeyi, meyveyi, tahılı, bakliyatı ve hayvansal kaynaklı yiyecekleri içecekleri (et, balık, tavuk, yumurta, süt ve süt ürünleri) dengeli bir şekilde tüketmekten ibarettir.
DYT. GÜNEŞ AKSÜS

Bizi ne şişiriyor

Kliniğimizde geçen hafta yaptığımız haftalık değerlendirme toplantısında diyet uzmanlarımızdan birinin hazırladığı küçük bir not dikkatimi çekti. O not kilo programına devam eden hastalardan birinin verdiği bilgilerin özetiydi. Bilgi notunda yukarıdaki soruya şu yanıtlar verilmiş: Meşrubatlar, dondurma, çikolata, unlu tatlılar, alkol, pizza, fast food besinler, gofret ve bisküviler, cipsler, kuruyemişler. Haksız değil!

Kanser vitamin ilişkisi

Herhangi bir organ ya da doku kanserine yakalananların aklına takılan sorulardan biri de herhangi bir vitamin desteğinden faydalanmalarının gerekip gerekmediği, böyle bir destek alacaklarsa nasıl bir yol izlemelerinin lazım geldiğidir.

Bu konuda yazılıp çizilen pek çok şey olsa da üzerinde fikir birliğine varılmış ortak noktalar pek azdır. Hatta bilgisiz ve dikkatsiz davranıldığında vitamin-mineral desteği alacağım derken sorunu içinden çıkılmaz bir hale getirmek bile mümkündür. Özellikle internet ve basındaki bilgilerle bu süreci yönetmek ise son derece sakıncalıdır. Böyle bir durum ile karşılaşanların yapmaları gerekenin “kendilerini izleyen hekimle konuşmak ve onun vereceği yol haritasını uygulamak olmalı” diye düşünüyorum.
DYT. NİLÜFER BAYRAM

Reflüde ameliyat

Kuvvetli asit baskılayıcı ilaçlarla tedavi öncesinde ciddi reflü vakaları için ameliyatlar sıkça kullanılırdı. Ancak etkin tedaviler sonrası cerrahinin rolü değişmiştir. Anti reflü cerrahi hiatus hernisi (mide fıtığı) olanlarda ve alt özofagus sfinkterini kuvvetlendirmede kullanılmaktadır. En sık kullanılan cerrahi yöntem Nissen fundoplikasyonudur.
Cerrahinin sonuçları iyi olsa da yutmada güçlük, gaz ve şişkinlik hissi, sinir yaralanmasına bağlı ishal gibi bazı komplikasyonlar oluşabilir. Bu nedenle hasta seçimi çok önemlidir. ılaçların iyi geldiği genç hastalarda ameliyat kararını hasta, gastroenterolog ve cerrah birlikte almalıdır. Ameliyat öncesi gerekli özel testler mutlaka yapılmalıdır.
PROF. DR. EROL AVŞAR

Menopoz yakın mı: Nasıl anlaşılır?


Adetten kesilmeden önce östrojen hormonundaki iniş-çıkışlara bağlı olarak adet düzensizliklerinin yaşandığı bir dönem vardır. Bu dönem her kadında değişken olmakla beraber 40’lı yaşlarda başlar, yıllarca sürebilir. Yumurtlama zamanının değişken olması, bazen de yumurtlama olmadan geçen periodlar nedeniyle adetler bazen sık, bazen seyrek, bazen kısa bazen uzun veya fazla, bazen de az olabilir.
Menopoz öncesi dönemde uyku bozuklukları ve değişik şiddetlerde, aralıklı sıcak basmaları yaşanabilir. Depresyon veya sinirlilik dönemleri görülebilir, cinsel isteksizlik başlayabilir. Östrojen seviyeleri düşmeye devam ettikçe vajinal kuruluk, idrar ve genital yol iltihaplarına eğilim artar, hatta kemik yoğunluğunda azalma ve kötü kolesterol yükselmesi başlayabilir. Âdetin 3. gününde yapılan hormon testleri, tiroid fonksiyon testleri ve gerekirse yumurtalık rezervini gösteren testler teşhise yardımcı olur.
Bu dönemde bütün testler ve muayeneler, gerekirse biopsiler yapıldıktan sonra, adetleri düzenlemek için progesteron tedavisi yararlı olabilir, Doğum kontrol hapları da hem adeti düzenler, hem sıcak basması ve vajinal kurulukta yardımcı olurlar. ılaç tedavisinden fayda görmeyen aşırı kanamalarda Progesteron içeren spirallerden yarar görülebilir veya rahim içerisinin kürtajla temizlenmesi, histeroskopi ile rahim iç tabakasının pişirilerek veya soyularak ortadan kaldırılması gerekebilir.
DR. ERHAN CANKAT


 
Yorumlarınızı Yazınız
Bu haber hakkında henüz yorum yok
Diğer Haberler
Tüm Haberler
  Hürriyet Kurumsal Hürriyet USA Hürriyet Avrupa Hürriyet Emlak Yenibiris.com Hürriyet Aile Hürriyet Oto İddaa Avrupa Birliği DYH