Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Yaşananlar






Dursun GÜNDOĞDU

Burdur’daki maskeli

BAZILARI işi gücü bırakıp, basını kaşıyor. Ulusal ve yerel diye kamplara bölmeye çalışıyor. Bunu yapanların amaçları başka... Gündeme gelmek, gündemi değiştirmek veya birilerine yaranmak... Ya da, bir şeyleri gizlemek. Çoğu da bunda başarılı oluyor. Tıpkı Burdur Tüketiciyi Koruma Derneği Başkanı Ferruh Akıncı gibi...

Bu zat-ı muhteremi tanımam etmem... Adını da ilk kez duyuyorum. Durup dururken, bir açıklama yapmış... Demiş ki; ‘‘Burdur hakkında olumsuz haber yayınlayan ulusal gazeteleri olduğu gibi geri göndeririz.’’ Ve, cümlenin sonunu şöyle bağlamış; ‘‘Bu bir uyarıdır.’’

Önce, bu muhterem kim, onu bir tanıyalım. Hem Tüketiciyi Koruma Derneği Başkanı, hem de Ticaret Sanayi Müdürlüğü'nde şube müdürü... Yani, 4077 sayılı Tüketiciyi Koruma Kanunu'nun uygulayıcısı bir kurumda etkili, yetkili bir kişi... Vatandaşın şikayetini müdürlüğe ileten de, o şikayetçi değerlendiren de kendisi... Anlayacağınız hem hakim, hem savcı vaziyeti...

HEM HAKİM HEM SAVCI

Üstelik en önemlisi, ortada yasaya aykırı bir durum var.

Neden mi?..

Yasaya göre, ticaret sanayi il müdürlüklerinde, Tüketici Sorunları Hakem Heyeti bulunur. Bu heyet, tüketiciden gelen şikayetleri değerlendirip karar verir. Heyet, il müdürü, baro, ticaret odası, belediye ve TÜKODER yetkilisinden oluşur. Yasa, ilk müdürlüklerine beşte bir oranında temsil yetkisi verir.

Ama, gelin görün, Burdur'da iş farklıdır. Heyete, il müdürünün yanısıra bir de şube müdürü girer. Çünkü, onun iki maskesi vardır.

Bağımsız olması gereken bir tüketici örgütünün başında, bir memurun olması ne kadar doğrudur ona siz karar verin.

Neyse... Biz gelelim, bu iki maskeli muhteremin basını kaşıma meselesine...

Beyefendi açıklamasında ulusal basında ve onların bölge ilavelerinde Burdur haberlerinin çıkmamasını eleştiriyormuş. Gazete arşivlerini karıştırırsa, Burdur'daki yerel basında yer almayan ama ulusal basında veya eklerinde yankı bulan şu haberleri görür;

İŞTE HABERLER

Eski vali Süleyman Oğuz'un siyasete girmek için bol keseden silah ruhsatı dağıttığını...

Özel Özkargöz İlköğretim Okulu öğrencilerinin 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı törenlerinde kravatsız yürüdüklerini... Ki, bu haber sonrası müdür görevden alındı...

Fırat Öğrenci Yurdu'nda Fettullah Gülen'in propaganda kasetlerinin bulunduğunu...

Başkasının karnesiyle hasta yatırmaktan tutun, rüşvet almaya kadar onlarca şaibesi bulunan Dr. Halit Kocabıyık'ın, sırf Osman Durmuş'un arkadaşı olduğunu için başhekim yapıldığını...

Bir tarikata ait sarı cübbenin sahibinin arandığını...

Ve, arşivler, daha mürekkebi kurumamış bu tür Burdur haberleriyle doludur.

Şimdi muhtereme soruyorum; Burdur hakkında olumsuz haber yayınlıyorlar derken, bunları mı kastediyorsun?..

Bu ani çıkışın, tehdidin nedeni, Burdur halkının gerçekleri öğrenmesini engellemekse o biraz zor...

Amaaaa... Yok, amacım şöhret olmak, adımdan söz ettirmek diyorsan, iyi yoldasın...

Devam et...

Kaleiçi nasıl kurtulur?

Baro Dergisi'nde mini bir haber;

‘‘Antalya'nın çekirdek kenti Kaleiçi bağımsız bir belediye olmalı mı?’’

Bana sorarsanız olmamalı...

Ben, Antalya'nın erken Büyükşehir yapıldığına inananlardanım. Böl, parçala, yönet taktiği tutmadı. Her kafadan bir ses çıktığı için, seçimlerde verilen sözler yerine gelmedi veya gecikti. Birinin ak dediğine, diğeri kara dediğinden, Antalya gri tonlarla idare edilir hale geldi.

Bence, Konyaaltı'ndan tutun Pınarlı, Aksu ve Serik, Kuzeyde Yeniköy, Yeşilbayır, Varsak tümü mücavir alan kabul edilip planlar buna göre yapılmalı... Kepez'in yaptığı bulvar çalışması, Varsak sınırında gecekonduya dayanınca durmamalı...

Kaleiçi, Antalya'nın gözbebeği, daha doğrusu kalbi...

Oradaki esnaf seçim değil, geçim derdinde...

Turizm sezonu başladı, başlayacak... Bir an önce, vali, belediye başkanı, turizmci oturup çözüm aramalı...

Kalbi tekleyen Kaleiçi'nin acil by-pass'a ihtiyacı var, by-başkan'a değil...

Patron dediğin

Evet, patron dediğin böyle olur... Sera Otel'in personel gecesinde gördüğüm Özer Saraçoğlu, bana böyle dedirtti.

O ne alçak gönüllülük, o ne mütevazılık... O, kendinden yaşça büyük çalışanlarına, ‘‘Ahmet abi’’, ‘‘Ayşe teyze’’ dedikçe, onlarla pistte göbek attıkça, gözümde büyüdü de, büyüdü...

Onu o haliyle görünce, burnu kaf dağında nice otel patronları aklıma geldi... Hatta, bırakın patronu, kraldan çok kralcı olan yöneticileri geçti gitti gözümün önünden...

Sera Otel, 15 yıl önce açıldığında, Özer'de çocukluktan daha yeni yeni çıkmıştı. Mutfaktaki aşçıya, resepiyondaki görevliye abi, teyze diyerek büyüdü... Otelciliğin inceliklerini onlardan öğrendi. Şimdi, tek yetkili yönetimde...

Paranın şımartmadığı ender insanlardan biri...

Helal olsun...

Ünlü sözler

‘‘Eğlence gençlikte günah, yaşlılıkta çılgınlıktır.’’Samuel Daniel

dgundogdu@hurriyet.com.tr

TELEFON: (0242) 340 38 38

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI