Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Yaşananlar

Dursun GÜNDOĞDU

Karpuz'un öğrettiği

DAHA dün gibi hatırlıyorum.

Rahmetli Turgut Özal, Ali Bey Tatil Köyü'nün açılışında, ‘‘Turisti sağmasını bilin’’ dediğinde, hepimiz birbirimize bakmıştık.

Hatta, yanımdakilerden birinin, ‘‘Turist inek mi yahu?’’ dediğinde ise gülüşmüştük.

Özal'ın bu sözünün Türkçe meal-i'nin, ‘‘Turizmi çeşitlendirin’’ olduğunu yıllar geçtikten sonra anladık.

Yani, rahmetli, turizmciye, ‘‘Elinizde, deniz, kum, güneş var. Anladık ama rafting de yaptırın, tarihi de satın, inanç turizmini de pazarlayın’’ demek yerine, ‘‘Sağın’’ kelimesini kullanmıştı.

Gerçi, yanlış anlayanlarımızdan bazıları, vur deyince öldürdü... Turisti gerçekten sağmaya, pardon söğüşlemeye kalktı.

MALI SATMAYI BİLMEK

Bakın, ister turizm sektörü olsun, ister başka sektör, yapacağımız tek şey var; ‘‘Malımızı satmayı bilmek’’...

Size gırgır bir misal vereyim;

Bedevinin biri Kudüs'e gitmiş. Kudüs'te hem İsrailli tüccar var, hem Filistinli...

Bedevi önce bir Filistinli esnafın kapısını çalmış. Derdini anlatmış. Demiş ki; ‘‘Ben, devemle çölü geçmek istiyorum. Ama, yanımda çok az para var. Bu parayla bana öyle şeyler ver ki, çölü geçerken susuzluğumu gidersin, akşam dinlenirken eğlendirsin, deveme de yem olsun.’’

Filistinli esnaf, Bedeviyi, ‘‘Sen benimle dalgamı geçiyorsun’’ deyip, dükkandan kovmuş.

Bedevi, bu kez soluğu, İsrailli esnafın yanında almış. İsteğini ona da söylemiş. Yahudi esnaf, ‘‘Kolay e be kuzum’’ dedikten sonra Bedevi'nin parasanı alıp eline bir tane karpuz tutuşturmuş.

Bedevi, çölü geçerken karpuzu yemiş, güneşte kuruttuğu çekirdeklerini akşam eğlencelik yapmış, kabukları da devesine yem diye vermiş.

Oysa, aynı karpuz Filistinli esnafın dükkanında da var.

ONLAR TIN TIN

Geçtiğimiz günlerde, Belek'te, ‘‘Pazarlama’’ ile ilgili bir toplantı vardı. 5'inci Ulusal Pazarlama Kongresi adı altında düzenlenen toplantıya, dalında ünlü bilim adamları da katıldı.

Duydum ki, kimsecikler gitmemiş kongreye...

Daha doğrusu ilgi hiç yok denecek kadar azmış.

Neden acaba?..

Eeee, biz her şeyi biliyoruz ya, ondandır... Hem, pazarlama deyince mangalda kül bırakmayanlar, oraya neden gitsin ki...

Kendilerine sorsanız, ‘‘Ben bu işin profesörüyüm kardeşim. Boşuna zaman kaybı’’ derler...

Aslında gerçek nedir biliyor musunuz?.. Gitseler, tın tın oldukları ortaya çıkacak. Ve, üzülecekler...

Yazık, kongreyi düzenleyenlerin verdiği onca emeğe yazık...

e-bayram.com

Bayram sabahı...

Cep telefonuma bakıyorum mesaj dolu... Hepsi de, tanıdık, eş, dost, ahbaptan... Bayramımı kutluyorlar... Yeni yılı da ekleyip ikisini bir arada çıkaranlar çoğunlukta...

Gazeteye gidiyorum... İnterneti açar açmaz elektronik posta e-mail'de yine bir sürü mesaj... Yine bayram mesajları, yeni yıl kutlamaları...

Arkadaşlar, beni ekrana gömülü vaziyette görünce şaşırıyorlar... Hepsinin sorduğu soru aynı; ‘‘Ne o şef, önemli bir şey mi var?’’

Ne diyebilirim ki; ‘‘e-bayram tabii ki’’den başka...

Bu bayram, öyle bir bayramki, bir tek com.tr'si eksik...

Şeker Bayramı mı, yoksa Turkcell ile Telsim'in bayramı mı bilemiyorum...

Şaka bir yana, kimi görsem elinde cep, sağa sola mesaj geçiyor, mesaj alıyor...

Soğuk, duygusallıktan uzak, birbirinin benzeri, hatta bazıları tıpatıp aynı mesajlar...

Hepsi de, süslü püslü bir bayram kartının, telefondaki bir sıcak, ‘‘Merhaba’’nın yerini hiçbir zaman tutmayacak türden...

Hayatımızı kolaylaştıran internet ve cep'lerdeki mesajlar, bu bayram, eş, dost, arkadaş arasındaki o sıcaklığı alıp götürdü...

O yüzden ben, bu bayram, kimseye mesaj geçmedim, seslerini duyayım diye aradım...

Telefonla ulaşamadıklarıma da, buradan, sıcak birer, ‘‘Merhaba’’, bayramınız kutlu olsun...

Bu günah mı?

Fıkra Muzaffer Şamiloğlu'ndan...

Uzun süre hapiste kalıp aftan yararlanarak çıkan biri, özgürlüğünün ilk günü zil zurna sarhoş olmuş, geceyi de çirkin mi çirkin bir kadınla geçirmiş.

Gerçeği, sabah olup ayılınca farketmiş. Önce, uyuyan kadına uzun uzun bakmış, sonra ellerini iki yana açıp şöyle demiş;

‘‘Tanrım... Bunu da, deftere günah diye mi yazacaksın?’’

Ünlü sözler

‘‘Büyük olduğuna inanmak bile büyük olmak demektir.’’

Tolstoy

dgundogdu@hurriyet.com.tr

TELEFON: (0242) 340 38 38

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI