Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Yaşananlar

Dursun GÜNDOĞDU

ZOR BİR SORU

VALİ Ertuğrul Dokuzoğlu, konuk ettiği bir İngiliz parlamenterle sohbet ediyor.

Parlamenter, valiye yekten soruyor;

‘‘Siz vali olarak, arabanızla kırmızı ışıkta geçiyor musunuz?’’

Dokuzoğlu, cevabı hemen yapıştırıyor;

‘‘Hayır, geçmiyorum.’’

Bunun üzerine, İngiliz parlamenter, şunu söylüyor;

‘‘Bizim orada, bir parlamenter kırmızı ışıkta geçerse, siyasi hayatı biter.’’

İngiliz mebus, bu soruyu sorduğuna göre, Türkiye'de kuralsızlığın daha yollarda başladığını önceden biliyor demek ki... Aslına bakarsanız, bu soru, bir Türk parlamenterin, bir İngiliz meslektaşına, ‘‘Yemek yerken çatal kullanıyor musunuz?’’ demesi kadar ayıplı... Çünkü, bir İngiliz için, kırmızı ışıkta geçmek, lüks bir restoranda yemeği çatal kullanmadan elle yemek kadar abes...

GELENEKLER ÜLKESİ

Yazılı bir Anayasası bile olmayan, geleneklerle, teammüllerle yönetilen demokrasinin beşiği İngiltere'de durum işte böyle... Bizde ise her şey yazılı kurallara, genelgelere, yönetmeliklere bağlanmasına rağmen, tam tersi...

Hükümet trafik cezalarını önümüzdeki aydan itibaren yüzde bilmem kaç artırdı. Ama, göreceksiniz, her şey yine eski hamam, eski tas olacak. Demek ki, bu iş cezayla falan düzelmiyor. Önemli olan, eğitim, sorumluluk bilinci, insana saygı, makam mevkiden kaynaklanan ayrıcalıkların ortadan kaldırılması...

Bir de, polise, ‘‘Sen benim kim olduğumu biliyor musun?.. Çabuk yaka numaranı ver’’ diyen Türk parlamenterlerin tarihe karışması...

Misal ben...

Geçenlerde, radara yakalandım, kuzu kuzu 17 milyon küsur cezayı yedim. Biliyorum, hatalıyım. O yüzden sesimi çıkarmadım. Aynı gün, hem de iki saat kadar sonra bir de küçük kaza yaptım. İkinci trafik cezasını da yedim, yine sus, pus yerime oturdum...

Amaaaaa...

KONUMUZ TRAFİK

Bu parlamenter hikayesi ve benim kaza, kafamı sürekli kurcalayan bir iki konuya vesile oldu. Yani, konu trafikten açılmışken onları da yazayım istedim. O da şu; devletin, vatandaşına, sahte polis otolu, radarlı tuzak kurması ne kadar doğru... Burdur, Antalya yolunda gördüm. Daha birkaç yerde de var... Kontrplaktan yapılmış, polis otosu süsü verilmiş araçlar yol kenarlarına konulmuş. Tepesinde de bir sinyal yanıyor. Uzaktan baktığında, trafik otosu sanıyorsunuz. Hızını kesip yavaşlıyorsun. Sonra bir de bakıyorsun ki, otomobil değil kontrplak... Bu vatandaşı korkutmaktan öte kandırmaktır.

Devlet olarak, trafik dersini müfredata laf ola beri gelsin diye koyarsan, vatandaşa avantayla ehliyet veren kurumlarla mücadele edemezsen, kör-topal herkesin ehliyet alabileceği ortamı yaratırsan, trafik işaretlerinden tasarruf edersen, köstebek yuvasına dönmüş yolları yamamazsan, yollara çizgi çizmeyip üç kuruşluk boyayı esirgersen, daracık yolları millete layık görürsen, trafik canavarları yaratıp onları sonra da kefaletle serbest bırakırsan veya bir iki ayda salıverirsen, böyle kontrplaktan medet umarsın.

Sonra da elin İngiliz'i gelip, devletin valisine, ‘‘Siz, kırmızı ışıkta geçiyor musunuz?’’ diye sorar.

Daktilonun azizliği

Bir dost aradı, ‘‘Faks geçiyorum, dikkatlice bir bak’’ diye... TURSAB Başkanı Başaran Ulusoy ile muhabbetimi (!) bilenler, sağolsunlar sık sık telefon edip faks geçerler.

Başaran Ulusoy, hani, Antalya'daki MEDİTT-2000 Fuarı'nın başarısız geçmesi için taş koyan İstanbullu başkan... Turizm Bakanı Erkan Mumcu için de, ‘‘Ben ne dersem onu yapar’’ türünden sağda solda laf ettiği belirtilen zat-ı muhterem...

İşte, bu muhterem, birkaç gün önce, turizmcilere bir faks çekmiş. Antalya'daki otel, restoran, acente ne varsa onları İstanbul'daki İTTE-2001 Fuarı'na davet ediyor. Bunda ne var diyeceksiniz...

Haklısınız...

Kendisi gelmez, bakan gelmez, millete de, ‘‘Gelmeyin, katılmayın’’ der ama, İstanbul'a da davet eder, eder... Kime ne?..

İyi de, Başaran Ulusoy'un gönderdiği davet fakslarında, ‘‘Bakan’’ yazıyor. Hem de adının tam altında... Turizmci dostlar, ‘‘Kabinede değişiklik oldu da, Turizm Bakanlığı'na parlamento dışından biri mi atandı acaba?’’ diye arayıp gırgır geçiyorlar.

Bakanın değiştiği falan yok... Başaran Ulusoy'un da bakan olması söz konusu değil... Mesele, sadece daktilonun azizliği... ‘ş’ harfi basmamış... Öyle olunca da, ‘‘Başkan’’ yerine, ‘‘Bakan’’ yazılmış. Çünkü, bir üst satırdaki, ‘‘Başaran’’ adı da, ‘‘Baaran’’ diye çıkmış.

Anlayacağınız ortada, büyütecek bir ‘ş’ey yok...

Gürer Aykal fırıncı mı?

Dünyaca ünlü orkestra şefimiz Gürer Aykal anlattı...

Son zamanlarda, adı milyon dolarla birlikte anılan ünlü yazarımız, bir gün, Doğu seferine çıkan senfoniyi eleştirmiş.

Yazısında demiş ki; Doğu'da senfoniye ne gerek var. Orada millet ekmek bekliyor.

Gürer Aykal, Antalya Otel'deki yemekte bunu anlattıktan sonra, ağzından, masadakileri kahkahaya boğan şu kelimeler döküldü;

‘‘Tamam, Doğu'da insanlar ekmek bekliyorlar da, ben fırıncı mıyım?’’

Ünlü sözler

‘‘Hayat bir hikaye gibidir, ne kadar uzun olduğu değil, ne kadar güzel olduğu önemlidir.’’

Seneca

dgundogdu@hurriyet.com.tr

TELEFON: (0242) 340 38 38

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI