Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Yaşananlar

Nazar değdi

Fuarcı olduk, çıktık...

Nerede fuar, ben oradayım...

Turizm ile ilgili olanları yurtiçi veya yurtdışı kaçırmıyorum. Turizmle ilintili olanları da yakından takip etmeye çalışıyorum. Bunlardan birisi, daha doğrusu ikisi, geçen hafta açıldı, pazar günü de sona erdi.

Hem Hotel Product, hem de Fabex'2000 gezilmeye değer iki fuardı... İkisini de kaçırmadım. Çünkü, aynı alanda ve içiçe oldukları için zaman problemi de yaşamadım. Antalya Expo Center'in dev halleleri bu iş için gerçekten biçilmiş kaftandı... Daha önce, Cam Piramit'te iken tıkış pıkış olan standlar, burada nefes almıştı. Fuarı gezen bizler de öyle...

O kadar güzel, o kadar çeşitli yiyecek ve içecekler vardı ki, her standı ağzımın suyu aka aka gezdim. Şu kilo problemi olmasa, hepsinden tatmak isterdim. Ama, yine de bir kaçını denemeden edemedim. Bunlardan biri Pınar'ın nefis dondurmasıydı... İki alımlı mankenin uzattığı dondurma külahını görünce, kolestrolü falan unuttum.

Diğer tadımlığım ise şaraptı... Neden şarap, onu da anlatayım. Tuncer Kostak yüzünden... Tuncer ağabeyimizi Efes Pilsen'de iken tanımıştım. Oradan ayrılıp Karlık Su'ya geçti. Fuarda gördüm ki, eski mesleğe yani biradan da önceki işi şarapçılığa dönmüş. Doluca'daki 6 yıllık şarap tecrübesini şimdi Kutman'da Akdeniz Bölge Müdürü olarak konuşturacak. Bu konuda, en iyisini yapacağına da inanıyorum. Kilosuna bakıp aldanmayın, inanılmaz dinamik biri...

Kutman standında Adnan Kutman ile tanıştık. Patronla yani... Tatlı bir şarabın ardından ikram ettiği başka bir kırmızı şarap hafif çakır keyif yaptı. Kutman, hoş sohbet biri...

Birara geçmişe döndü;

‘‘Şarapçılık aileden gelme. Dedelerimiz daha önce rakı üretirmiş. Rakı yasaklanınca, işi şaraba döndürmüşler. Aradan yıllar geçti ama yine de çok iyi hatırlıyorum. Biz daha küçük bir çocuktuk. Oturduğumuz evin tabanı çöktü. Bir de baktık ki, 60 şişe kadar şarap var. Oraya konulmuş ve unutulmuş. 15 şişe sağlam çıktı. Ama, onlar da içilecek durumda değildi.’’

Hem içtik, hem konuştuk. Ben de çocukluk yıllarımdan hafızamda kalan bir üzümün akibetini sordum. Bal gibi tatlı Hasan Dede üzümlerinin... Kırıkkale civarında hala üretiliyormuş. Hatta, aynı isimle şarabı bile varmış. Eğer, o taraflara yolunuz düşürse, Hasan Dede'ye uğrayıp üzümünü mutlaka tadın. Tavsiye ederim. Ben Hasan Dede'yi sorunca, Kutman, ‘‘1070 çeşit üzüm var’’ dedi. Şaşırdım.

İçtiğim şarapların damağımda bıraktığı nefis tadı bozmamak için başka standa uğramadan fuar alanını terkettim. Tam ben çıkarken, tüm ışıklar gitti.

Fuar alanı karanlığa büründü.

Herhalde nazarım değdi...

Kumbul'u anlamak

Geçen hafta sonu Dedeman'daydık...

Büyükşehir Belediye Başkanı Bekir Kumbul'un yemeğinde... Kumbul, göreve geldiğinden bu yana, belki de ilk defa gazeteci tayfasıyla böylesine uzun ve böylesine ciddi meseleleri ele alan bir yemek yedi. Lokmaları, başkanın boğazına dizmedik, diyemem...

Ancak, bu yemekten hem başkanın, hem de biz gazetecilerin kazançlı çıktığını söylemek isterim.

Onun kazancı şuydu; en azından kendini anlatma fırsatı buldu. Bizler onu anlamaya çalıştık. Bazı konularda karar almadan önce nabız yokladı. Biz de istediğini verdik. Bence, devam etmesi gereken uygulama... En azından Antalya'yı seven biri olarak benim düşüncem bu...

Bol bol fikir cimnastiği yaptık... Belki de çok uçtuk, ama ufkumuzu açtık, önümüzü gördük.

‘‘Para yok mu?’’ dedik... Yokmuş... Ufukta da görünmediğini öğrendik.

‘‘Peki, proje?’’ diye sorduk. Var olduğunu söyleyip bazılarını anlattı. Bizlerin, ‘‘Başkan keyif çatıyor’’ diye eleştiri yağmuruna tuttuğu dönemlerde, o gerçekte bir takım işler yapıyormuş. Biriktirmiş, biriktirmiş ve bir köşede saklamış. İşin reklamasyonunu yapmamış. Anlattıkları, proje mi değil mi, projeyse iyi mi, kötü mü onlar tartışılır. Onların hayata geçirilip geçirilemeyecekleri de öyle...

Ama, en azından şunu öğredik; Büyükşehir, seçimden sonra daldığı uykudan uyanmak istiyor. Eğer, gözünü açabilirse neden olmasın.

Ha gayret...

5-1'lik yenilgi

Pazar akşamı, zırrr bir telefon... Halkla ilişkiler uzmanı sevgili İlknur Fidan arıyor; ‘‘Ya çok kötüyüm. Ne olacak bu halimiz?’’

Fenerbahçe 5-1 yenilmiş, dert yanıyor.

Üstelik, o gün onun doğum günü... Mutlu olması gereken bir günde, fanatik bir Fenerbahçeli olarak müthiş bir şok yaşıyor.

Maçtan bir gün önce de, yani cumartesi günü Antalya Fenerbahçeliler Derneği'nin kongresi vardı, oradaydım. Bana verecekleri şeref kartını almak için gitmiştim. İnanır mısınız, 300'e yakın üyeden 20-25'ini ancak görebildim.

Üzüldüm. Kartı alıp, sessiz sedasız çekip gittim.

Bir gün sonra 5-1'lik yenilgi geldi.

Son golün ardından fanatik Cim Bom'lu birader evi aradı. Bizimkilere söylediği aynen şu;

‘‘Babanıza bir iyilik yapın, Kekili'nin kasedini ortadan kaldırın.’’

Güler misin, ağlar mısın?..

Duvar yazısı

‘‘Babama değerimi sordum, (Dünyalar kadar) dedi. Dünyanın değerini sordum, bu kez şu cevabı verdi; Beş para etmez.’’

Ünlü sözler

‘‘Kavak ağacını beğenen ve seven pek azdır. Çünkü dosdoğrudur.’’

Cenab Şahabeddin

dgundogdu@hurriyet.com.tr

TELEFON: (0242) 340 38 38

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI