Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Yaşananlar

Onlar için farketti

Okyanus sahillerinde dolaşan bir yazar, sabaha karşı sahilde dans eder gibi hareketler yapan birini görürür. Biraz yaklaştığında, bu kişinin sahile vuran deniz yıldızlarını okyanusa atan genç bir adam olduğunu farkeder.

Yazar, genç adama yaklaşarak sorar;

- Neden deniz yıldızlarını okyanusa atıyorsun?

Genç adam yanıtlar;

- Biraz güneş yükselip, sular çekilecek. Onları suya atmazsam ölecekler.

Yazar devam eder;

- Kilometrelerce sahil ve binlerce deniz yıldızı var. Ne fark eder ki?

Genç adam, yazarı dinledikten sonra yerden bir deniz yıldızı daha alır ve okyanusa fırlattıktan sonra yanıtlar;

- Onun için fark etti...

Bu bilinen hikayeyi niçin anlattım. Ona benzer bir olayı yaşadık Antalya olarak... Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Antalya Şubesi bir ilki gerçekleştirdi geçtiğimiz günlerde... Ardahan'ın Pasof ve Damal ilçelerinden 40 öğrenci getirdi Antalya'ya...

Teşekkür mektubu

Denizi ilk kez gördüler çocuklar. Soğuktu giremediler denize ama ellerini soktular, havasını kokladılar.

Burada amaç, onları getirip gezdirmek değildi tabi... 40 öğrenci 10 gün kadar üniversite sınavı ile ilgili bu işin erbabından eğitim aldı. Bu yeterli mi demeyin... En azından çalışma sistemini öğrendiler, ufukları genişledi. Giderken de mutluydular.

Bu gezinin ardından ev sahibi şube başkanı Gülen Alkan, emeği geçen herkese birer teşekkür mektubu yazmış. Bir tanesi de bizim İbrahim Okumamış'a... Çocukları adım adım izleyip haber yaptığı için...

Bakın ne diyor teşekkür mektubunun sonunda;

‘‘Onlar, milyonlarca gencimizden sadece 40 idi... Ama, onlar için farketti...’’

Tıpkı deniz yıldızı hikayesi yani... Alkan, emeği geçenlere göndermiş bu teşekkürleri... Kimlere mi?... Mesela, Final Dergisi Dersaneleri'ne, Sheraton'a, Falez'e, Talya'ya, Park Bowling'e, Büyükşehir'e ve Orman Bölge Müdürlüğü'ne... Sponsor oldukları için tabi bu teşekkürler... O çocukları barındırdıkları, yedirip içirip gezdirdikleri için tüm emeği geçenlere bir teşekkür de benden... Özellikle de, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği başkan ve üyelerine...

Sağcı damat solcu baba

Eczacı Cihan Dinç ziyarete geldi... Dinç, ANAP'ın yeni il başkanı... Beraberinde Merkez İlçe Başkanı Niyazi Öcal'da var.

Oldukça heyecanlı gördüm... Hem onu, hem de Öcal'ı... ‘‘Yapıcı muhalefet’’ fikrine canı gönülden katıldım. Seçimden seçime değil, her an her zaman, her yerde görünmelerini, her fırsatta görüş bildirmelerini diledim.

Yeni başkan için bazı yerel gazeteler, ‘‘Solcu’’ diye yazmışlardı. Doğru olup olmadığını sordum. ‘‘Sağcıyım’’ dedi ve ekledi; ‘‘Eğer, solcu olsaydım en iyi solcu ben olmak isterdim. Ama gerçekten değilim. Hiç de olmadım.’’

Dinç'in, kayınpederi Hulusi Güven benim bildiğim iyi bir solcudur. CHP'lidir... Hem de, solda bir partiden SHP'den belediye meclis üyeliği yapmış ve CHP'den milletvekili aday adayı olmuş biri... Bu konuda biraz fanatik olduğunu bildiğim için yeni başkanın ağzını yokladım ve dedim ki; ‘‘Hulisi amcamız, nasıl oldu da, sağcı birine kızını verdi. Benim bildiğim bu konulara çok dikkat eder.’’

Fire verdiler

Hiç sormamış bile... Hatta aralarında hiç parti konusu bile geçmemiş. Ta ki, Dinç'in, eşini, yani Hulisi amcamızın kızını, CHP yerine geçtiğimiz seçim ANAP'a oy atmasına ikna edene kadar. CHP'li bilinen Güven Ailesi ilk fireyi böylece vermiş. Başkan, ‘‘Önümüzdeki seçim de hedefim tüm Güven Ailesi'nin bireylerini ANAP'lı yapmak’’ diyor.

O, öyle diyor ama, Antalya'ya CHP'li olarak damgasını vurmuş Hulusi Güven amcamız bakalım bu işe ne diyecek?.. ANAP'lı damat, CHP'li kayınpederin damarına damarına basıyor gibi geldi bana... Yoksa, damat doğru mu söylüyor?.. CHP, Güven'i yitiriyor mu?..

Patates meşhuru

Talya Otel, patates meselesinde iyi bir çıkış yaptı. Baklavası, böreği derken, dondurmasını da gündeme getirdi.

Milli Eğitim Bakanlığı öğrencilere patates mönüsü hazırlattı.

Fırıncı milletvekilleri yaptıkları patates ekmekleri Başbakan Bülent Ecevit'e ikram etti. Ecevit, ekmekten afiyetle yiyip, ‘‘Çok güzel’’ dedi.

Tarım ve Köyişleri Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp, ‘‘Bizim evde sürekli patates pişiyor. Bizim çocuklar kızartmasını çok sever’’ buyurdu.

Hülya yaşlı

Bakan, patates reklamı için Hülya Avşar'ı yaşlı buldu, Ebru Şallı'ya burun kıvırdı, başka biri için de, ‘‘I-ııh’’ dedi.

Çok sevgili bakanımız son olarak da, ‘‘Patates Komisyonu kuruldu’’ ve ‘‘Reklam filmi senaryoları için de teknik ekip çalışıyor’’ açıklamalarını yapınca, benim sigortalarımı attırıverdi.

Ey, Hüsnü efendi... Bu nasıl iştir ?.. Bu nasıl Tarım Bakanlığı'dır. Bu bakanlığın bir planlaması, illerde tarım müdürlükleri, binlerce çalışanı yok mudur?.. Hangi alanda, ne kadar patates ekildiği önceden bilinmez mi?.. Amerika, uzaydan Türkiye'nin o yıl buğday rekoltesinin ne olacağını bilirken, burnunuzun dibindeki tarlalarda patates rekoltesinin ne olacağını hesaplayamadınız mı?..

Ülkenin tarımından sorumlu bir bakan düşünün ki, işi gırgıra alıp Hülya Avşar'la, Ebru Şallı ile polemiğe girsin...

Bakanlığının yaptığı planlama hatası yüzünden ortalığı patates çuvallarıyla doldurduğu için köşe bucak kaçacağı yerde, bakan efendi magazin sayfalarında boy gösteriyor. Üretici perişan olmuş umurunda mı?..

Yaptığı işten değil, beceriksizliği yüzünden adından söz ettirip çıktığı televizyon kanallarına reyting rekorları kırdırıyor.

Ayıp...

Bu, patates hikayesi başka bir ülkede olsa, o ülkenin tarım bakanı mutlaka istifasını sunar, hele Japonya'daki kesin intihar falan ederdi.

Biz de ise bakanlar, işini yaptıkları için değil, yapamadıkları zaman meşhur oluyorlar.

Bir de dalga geçiyorlar...

Ünlü sözler

‘‘Teselli geç kalırsa, idamdan sonraki affa benzer.’’

dgundogdu@hurriyet.com.tr

TELEFON: (0242) 340 38 38

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI