Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Yaşananlar

Sayın maganda

agandalarI yazdım, hani, 24 maganda KKTC'ye gitmiş dedim ya... Hemen tekzip geldi... ‘‘Giden 24 değil, 23 kişiydi’’ diye... Fire verdikleri kişi de hakemmiş... O günlerde maçı olduğundan değil, mahkemesi olduğundan gidememiş Kıbrıs'a...

Bu geziyle ilgili acayip dedikodular geldi kulağıma... Çoğu, avcı hikayesi gibi... Duyduklarımdan bir kaçını doğru veya yanlış anlatayım size...

SİZ KİMSİNİZ?

Kendilerine, ‘‘Maganda’’ ismini veren grubun üyeleri kelli, felli Antalya'nın ünlü işadamları, bürokratları ya... Merak edip, ‘‘Gitmişken, sayın Rauf Denktaş'ı da ziyaret ettiniz mi?’’ diye sordum. Kemküm ettiler.

Çünküüü...

Randevuyu hangi sıfatla isteyeceklerini bilememişler. Biri, ‘‘Ne var çekinecek canım. Magandalar olarak açalım telefonu alalım randevuyu’’ diye diretmiş. Ve, hemen oracıkta telefona sarılıp Denktaş'ın konutunu aramış. Telefona çıkan ilk kişiye derdini anlatmaya başlamış;

- Alo iyi günler. Biz Antalya'dan geldik ve sayın Denktaş ile görüşmek istiyorduk.

Buraya kadar iyi... Tabi karşısındaki sormuş;

- Siz kimsiniz beyefendi ?

Bizimki ne diyecek?.. Doğrusu neyse onu söylemiş;

- Magandaaaa...

Yavru vatanın temiz ve saf vatandaşı nereden bilsin magandayı... Saf saf sormuş;

- Sayın Maganda, acaba soyadınızı da alabilir miyim?

Bizimkinin dili tutulmuş ve cevap veremediği için de randevu işi yatmış.

Neyse...

İlk gün, sabah kahvaltıdan sonra alış-verişe gitmek için tüm magandalar resepsiyonun önünde toplanmış. Biri, arkadaşına sormuş;

DİL BİLMİYOR

- Yahu, sen daha önce Kıbrıs'a geldin mi?

- Evet, bir kaç kez...

- Ben ilk geliyorum da... Alış-veriş yaparken bana yardımcı olursan sevinirim.

- Ben pazarlıktan anlamam.

- Onun için yardım istemiyorum canım

- Peki, ne için?

- Şey, yabancı dil bilmiyorum da...

Tanı bizi Almanya

Eee, bana müsade...

Şöyle bir Almanya'ya uzanıp geleceğim. Siz bu satırları okurken, ben ya Vural Öger ile söyleşide veya Frankfurt'ta turizmcilerle sohbet ediyor olacağım.

Efendim gezinin özeti şu; Öger Tours, 20 milyon marklık bir tanıtım kampanyası hazırlamış. ‘‘Türkiye'yi Tanıtım Geceleri’’ adında bir kampanya bu... Almanya'nın en büyük 13 şehrinde 15 bin Alman satış sorumlusuna Türkiye'yi tanıtacaklarmış. O gecelerin ikisine katılacağım.

NASIL GÖRÜNÜYOR?

Gecelerden biri Frankfurt'ta, diğeri ise Nürnberg'te... Nürnberg aynı zamanda Antalya'nın kardeş şehri... Oraya bir de bu gözle bakacağız... Kardeşlerden adı Antalya olanı borç içinde yüzerken, Almanya'daki kardeşin nasıl olur da bir eli yağda, bir eli balda onu göreceğiz. Bu, gezinin farklı bir boyutu olacak.

Asıl mesele tabi ki tanıtım...

Tanıtım işine Antalya'dan bakış açımız doğru mu, değil mi onu göreceğiz... Bir de işin Almanya tarafından nasıl göründüğüne bakacağız. Öger'in bu tanıtım pastasından Antalya'ya ne kadarlık dilim ayırdığını yerinde inceleyeceğiz.

Hepsi, döndükten az sonra...

Rektöre soru var

Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yaşar Uçar, ‘‘Hayatımda torpil yapmadım. Yeğenime bile...’’ demişti. Bize söylemişti bunu... O yazının yayınlandığı günün ertesi sabahı, bir bayan aradı beni... Adı, sanı ve telefonu bende gizli... Çünkü, bu unsurlar olmadan ciddiye almıyorum anlatanı ve anlatılanları... Bana, iftira atıyorlarmış gibi geliyor. Ama, varsa adı, soyadı ve telefonu o zaman dinliyorum.

Arayan, dediğim gibi bir bayan. ‘‘Rektör beyin söylediklerini okuduğum gece uyuyamadım. Ve, şimdi de sizi sabah sabah arıyorum’’ diye başladı söze...

Sonra da sayın rektöre şunları sormamı istedi;

İŞTE SORULARIM

Soru 1:

‘‘Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi Servisi doçentlerinden Nilüfer Balcı, sayın rektörün nesi oluyor?.. Yeğeni olduğunu söyleyenler yanılıyor mu?. Bu hanım, fizik tedavi uzmanı iken nasıl birdenbire doçent oldu diyenler yalan mı söylüyor?..’’

Soru 2:

‘‘Hemşirelik Yüksekokulu'ndaki Hatice Balcı kim?.. Yeğeni mi, değil mi?.. Orada ne zamandan beri ne iş yapıyor?..’’

Soru 3:

‘‘Genel Cerrahi Bölümü'ndeki Yrd. Doçent Taner Çolak'ın yardımcınız Prof. Dr. Mustafa Akaydın ile akrabalık ilişkisi nedir?.. Devlet Hastanesi'nden kimin isteğiyle ne zaman oraya geldi?..’’

Şimdilik soruları bunlarmış.

Evet sayın rektörüm söz sizde...

Ben sadece elçiyim.

Ne demişler; ‘‘Elçiye zeval olmaz.’’

Ünlü sözler

‘‘Mutluluk öyle bir servettir ki, bölüşüldükçe çoğalır.’’

Churchill

dgundogdu@hurriyet.com.tr

TELEFON: (0242) 340 38 38

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI