Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Yaşamla ölüm arasında Arakan

    Cansu ÇAMLIBEL
    19.08.2012 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Myanmar hükümeti Budistlerin Müslümanları kesmediğini anlatmak için yaşadıkları coğrafyayla emperyalist geçmişi olmayan bir ülkenin yöneticilerini seçmişti: Türkiye! Tıpkı Myanmar hükümetinin izin verdiği kontrollü gezi gibi, Türk heyetinin Budist kamp ziyareti de taktiksel ve mesafeliydi.

    UCUNDAN AZICIK

    Myanmar yönetimi Türk heyetinin Arakan’a girişine izin verdi vermesine ama tahmin edebileceğiniz gibi her şeyi
    kendisi kontrol etti. Haziran ayında Müslümanlar ve Budistler arasında yaşanan çatışmaların ardından hükümet köyleri boşaltıp halkı kelimenin tam anlamıyla kamplara tıkmış. Sittwe civarında Müslümanların ikamet ettiği 60 kamp olduğu söyleniyor.
    Belli ki hükümet bizi götürmek için nisbeten iyice bir kampı seçmişti. Sadece pırpır uçakların inebildiği Sittwe Havaalanı’ndan sonra Banduba Kampı’na varmak için konvoyumuz bataklığın içinde belki 45 dakika yol aldı.
    Yol boyunca güvenlik gerekçesiyle araçlardan inmemize izin verilmedi. Banduba’ya varana kadar geçtiğimiz onlarca Müslüman köyde gördük ki aslında mülteci gibi yaşamak için mülteci kampında yaşamaya gerek yok!

    KONUŞANI FİŞLEDİLER

    Herkes bugüne kadar Myanmar tarafından girişi yasak olan o kapalı coğrafyada ne olduğunu anlama
    telaşında. Bizler yokluğun, sefaletin fotoğrafını çekmeye çalışırken rejimin güvenlik güçleri de bize yanaşıp konuşan herkesin fotoğrafını çekiyor.
    Kampın girişinde bizim için toplanmış kalabalıkların önünde sırtları bize, yüzleri mültecilere dönük silahları görünür şekilde bekleyen polis kordonu. Slogan atanı ya da bizlere doğru koşmak isteyenleri adeta kaşla gözle yönetiyorlar. Fişlemenin bu insanlar için nasıl sonuçları olabileceğini hayal etmek zor değil. Ne de olsa Kuzey Kore’den hallice bir ülkeden bahsediyoruz.
    Yanıma yaklaşıp derdini anlatanlarla konuşmaya çekinmem bundan. Avuçlarımıza katlayıp ufacık hale getirdikleri mektuplar tutuşturuyorlar telaşla. Yakılan camileri, ölülerini, hastaneye bile gitmelerine engel yasakları anlatan mektuplar. Rejimin ‘yok’ dediği her türlü baskı ve zulmün varlığını anlatan mektuplar.

    BUDİST KAMPI’NIN KOŞULLARI DAHA İYİ

    Nasıl Myanmar hükümeti ziyarete ‘kontrollü izin’ taktiğiyle hazırlandıysa Türk tarafının Budist kamp ziyareti de taktiksel bir adımdı aslında. Nitekim Ahmet Davutoğlu ve Emine Erdoğan’ın Budist mülteciler ile buluşmasında ağlaşmalar ya da kucaklaşmalardan çok karşılıklı nezaket vardı ve kesinlikle mesafeli bir hava hakimdi.

    REJİMİN GÖZLERİ ÜZERİMİZDE

    Heyeti ağarlama bahanesiyle Sınır İşlerinden Sorumlu Bakan Thein Htay her adımda yanımızdaydı. Myanmar’ın başkenti Naypidaw ile Arakan’ın başkenti Sittwe arasındaki 50 dakikalık uçak yolculuğu boyunca Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun yanında oturan Thein kamp ziyaretleri sırasında bir adım geride durdu. Ama hem kendisi hem de adamları gün boyu hayli gergindi. Bir ara güvenlikçileri aşıp yanına yanaşabildim. Benimle ingilizce selamlaştıktan sonra çevirmenini çağırdı. “Bu insanlara neden kimlik vermiyorsunuz” sorumu yanıtlarken bir yılan gibi soğukkanlıydı: “Onlar yasadışı göçmen. 1948’den önce de ailelerinin burada yaşadığını kanıtlayan evrakları getirenlere vatandaşlık veriyoruz. Ama bu sınır kevgir gibi olmuş her buralıyım diyene inanmayız.” Evet inanmıyorlardı ama sırf geçen seneki seçimlerde oy kullansınlar diye geçici kartlar verebilmişlerdi.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı