Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Yaşamın İçinden

    Hürriyet Haber
    23.12.2000 - 00:00 | Son Güncelleme: 23.12.2000 - 00:01

    Bir ibret öykusu

    Amigo Kazım’ın annesi ile babası daha iki yaşındayken ayrıldı. Kazım ve ablası çocuk yurtlarında büyüdü. Yurttan çıkınca bilek gücüyle hükmedenler sınıfına karıştı. Ama bir gün vurularak felç oldu

    Yatağa mahkum ve yalnız... Kazım Toral. Namı diger Amigo Kazım'ın yaşamı herkese ders verecek nitelikte. Sıfırdan zirveye çıkan ve ordan yine sıfıra inen bir yaşam.

    BURDUR'da bir yılbaşı gecesi, 31 Aralık 1960 tarihinde doğmuştu Kazım Toral. Herkes gibi ağlayarak tanışmıştı dünyayla. Hani bazı insanlar için ‘‘Kaderi baştan bozukmuş’’ derler ya..Kazım'ın da böyleydi. Daha 2 yaşındayken annesiyle babası ayrılmış ve minik yavruyu Burdur'daki Askeri Yetiştirme Yurdu'na vermişlerdi. Birkaç yaş büyük ablası Funda da Muğla Kız Yetiştirme Yurdu'na gönderilmişti. Ana kucağına, onun sıcaklığına en fazla ihtiyacı olduğu dönemde yuvaya verilen minik Kazım'ın herkese ibret olacak yaşamı işte böyle başladı.

    Günler ayları, aylar yılları kovaladı. Kazım ilkokulu başarıyla bitirdi ancak sonrası için pek niyeti yoktu. Yuva görevlileri de onun bu niyetini anlayınca Kazım'ı terzihaneye çırak olarak verdiler. Oldukça hırçın bir yapıya sahipti. Hele de haksızlıklara hiç tahammülü yoktu. Sık sık kavga ediyordu. Terzideki kalfası Baki Özcan bir gün bu kavgalardan biri yüzünden ona tokat atınca olanlar oldu. Kazım, terzihanedeki makası kaptığı gibi Özcan'a saldırdı. Bu olaydan sonra Kazım yuvadan kaçtı.

    MAKASLA SALDIRDI

    Yaşı henüz 12'ydi ve kafasında bir tek şey vardı. Annesi Aysel hanımı bulmak. Yıllardır özlemini çektiği annesinin yüzünü bile bilmiyordu. Ama içinden bir ses onu bulacağını söylüyor, Kazım da bu sese kulak veriyordu. Annesi Antalyalıydı. Bu yüzden onu aramaya Antalya'dan başladı Kazım. Bir yandan da yaşamak için çalışmak zorundaydı. Ayakkabı boyadı, garsonluk yaptı. Günübirlik işlerde çalıştı durdu. Ancak bu işler gezmesini, daha doğrusu annesini aramasını engelliyordu. Oysa o kent kent dolaşmalıydı. Bunun için şoför olmaya karar verdi. Şoförlüğü öğrenmenin yoluysa muavinlikten geçiyordu. Derken Otogarda bir firmada muavin olarak çalışmaya başladı. Her şey şimdi daha güzeldi. Bir yandan şoförlüğü öğreni- yor, diğer taraftan değişik yerlere gitmenin keyfini sürüyordu. Tabii gittiği her yerde annesini arıyordu. Ancak bu durum pek fazla sürmedi. Haksızlığa tahammül edemeyen yapısı bir kez daha başını derde sokmuştu. Otogarda muavinler arasında baskı kurmaya çalışan Denizlili Mehmet adındaki şahsı bıçaklayınca hapse girdi. Kazım'ın bu ilk hapis deneyimi 2 ay sürmüştü.

    OTOGAR'IN FEDAİSİ

    Çıktıktan sonra yeniden iş bulma ümidiyle utana sıkıla otogara gelen Kazım, burada hiç beklemediği şekilde karşılandı. O, herkesin kendisini ayıplayacağını düşünürken, yazıhane sahipleri onu baştacı etmişti. Kazım artık Antalya Otogarı'nın fedaisi olmuştu. Yürekliydi, gözü karaydı ve her şeyden önemlisi öfkeliydi. Bir zamanların öksüz Kazım'ı, artık Fedai Kazım olmuştu. Ancak o bu lakabı bir türlü sevememişti.

    Bu arada girdiği bu yeni alemde tanıdığı Gariban Ağa isimli bir şahsın sayesinde tesadüfen annesini de bulmuş ve yıllarca kor gibi yüreğini yakan hasretini dindirmişti.

    Kazım böyle bir ortamda ünlü sanatçı Mahsun Kırmızıgül'le de tanışıp arkadaş olmuştu. Mahsun henüz ünlü değildi o zamanlar.

    Muşlu Güven adlı bir mafya lideri adamlarıyla bir tahsilat için Antalya'ya geldiğinde Mahsun Kırmızıgül de yanlarındaydı. Kazım, bu sesi güzel ve oldukça efendi gençten çok hoşlanmış ve onunla arkadaş olmuştu. Mahsun'un ‘‘Alem Buysa Kral Benim’’ adlı şiirini görmüş ve ‘‘Sen bu şarkıyla zirveye çıkacaksın’’ diye de kehanette bulunmuştu. Kazım'ın özellikle yeraltındaki çevresi giderek büyüyordu. Ünüyle beraber sabıka dosyası da kalınlaşıyordu. Kavgaya karışmadığı gün yok gibiydi.

    KIRMIZIGÜL'LE TANIŞMA

    Vuruyor, vuruluyor, hapse giriyor, nezarette yatıyordu. Artık seçtiği yaşam biçimiydi bu. Derken Manavgat'ta Ayı Taner lakaplı Taner Güzel'i bıçakladı. Bu olay sonrasında 07 Medya'nın sahibi Mehmet Kesim onu hapse düşmekten kurtarınca Kesim'in yanına yerleşti. 07 Televizyonu'nda çalışmaya başladı. Kazım'ın hayatında annesinden sonra önem verdiği bir tek şey daha vardı ki o da futbol, dahası Antalyaspor aşkıydı.

    ANTALYASPOR AŞKI

    Tutkuya dönüşen bu aşkını, Antalyaspor'a yazdığı ‘‘Kırmızıyla beyaz kutsal renginle/ Kalbimizde yerin canım Antalyam/Bizler yaşıyoruz, senin sevginle/Aşık olduk sana canım Antalya’’ dizeleriyle başlayan bir marşla ifade eden Kazım, trübünlere renk katan taraftar derneği 07 Gençlik'i kurdu. Antalyaspor tutkusu, o hiçbir zaman sevemediği ‘‘Fedai’’ lakabının değişmesine de neden olmuştu. Artık o Amigo Kazım'dı ve bu yeni lakabından çok hoşlanmıştı. Amigo Kazım bir süre sonra Kesim Medya'dan ayrılıp Manavgat'a yerleşti. Manavgat'ta yerel bir televizyonda spor muhabiri olarak işe başlayan Kazım, kısa sürede aynı televizyonda haber müdürlüğüne kadar yükseldi. Bu televizyonda ‘‘Kapalı Dosya’’ adlı bir program yaparak yolsuzlukların üzerine gidiyordu. İşte bu program, kabadayılıktan televizyonculuğa sıçrayan Kazım'ın yaşamında önemli bir dönüm noktası oldu. Kazım, 1995 yılı sonlarına doğru programında o dönem Side Belediye Başkanı olan Turgut Şen aleyhinde yayınlar yapıyor, Şen'i sahilden kum çalmakla suçluyordu. Başkan Şen ile arası bu yüzden açıldıkça açılıyordu. Ama o, kabadayılık alemindeki pervasızlığını gazeteciliğinde de gösteriyor ve tehditlere aldırış etmiyordu.

    Televizyondan geç saatlerde çıkıyor ve her gece enaz 1 saat koşu yapıyordu. 24 Ekim 1995 gecesi de yine aynı şekilde sahilde bir süre koştu. 02.30 sıralarında büroya dönmek üzere yürümeye başladı. Yolda bir pastanede tatlı yedikten sonra büroya doğru yürümeye devam etti. Tam o sırada müthiş bir patlama sesiyle sırtından ve belinden şiddetli acıyla yere kapaklandı. Kazım pusuya düşürülmüştü.

    PUSUYA DÜŞÜRÜLDÜ

    Karşısına çıkma cesareti gösteremeyen korkaklar, kahpece sırtından kurşunlamışlardı. Bilincini kaybettiği ana kadar geçen o çok kısa süre içinde bütün hayatı film şeridi gibi geçmişti gözünün önünden. Ve ardından dipsiz bir karanlık... Çevredeki vatandaşlar tarafından Manavgat Devlet Hastanesi'ne, oradan da Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne kaldırılmıştı. Yapılan ameliyatla sırtına saplanan kurşun çıkarılmış ancak belindeki kurşun alınamamıştı. Ve Amigo Kazım'ın koltuk altlarından itibaren vücudunun aşağısı tamamen felç olmuştu. Yaklaşık 10 gün hastanede kalan Kazım, evine gönderilmişti. Eşinin dostunun yardımıyla elinde avucunda ne varsa satan Kazım, kendine motorlu bir sandalye almış ve Aksu Beldesi'nde tek odalı bir eve yerleşmişti. Bir süre elindeki parayla idare etti.

    FELÇLİ GÜNLER

    Ancak belindeki yara kapanmadığı gibi giderek büyümüştü ve sürekli ilaç kullanmak zorundaydı. Hiçbir sosyal güvencesi olmadığı için hastaneye gidemiyordu. Zaten önceki yatışından dolayı borcu vardı ve ödemeden kaçmak zorunda kalmıştı. Bir süre önce annesi de ölen ve hayatta kimsesi kalmayan Kazım, yaklaşık 5 yıldır işte bu tek göz evde tek başına yaşam mücadelesi veriyor. Belinde yıllardır kapanmayan ve her gün iltihap boşanan 10 santimetre çapındaki delikle yaşamak zorunda kalan Kazım, inanılmaz bir direnç gösteriyor. ‘‘Herkes benim intihar etmemi bekliyor ama etmeyeceğim’’ diyen Kazım'ın zoruna giden tek şey var o da insanların duyarsızlığı. Sağlıklı iken çevresinde pervane olan insanların bir anda kayıplara karıştığını anlatan Kazım Toral, ‘‘Eski dostlarımdan (ki, gerçek dostların onlar olduğunu yeni anladım) sadece birkaç kişi gelip gidiyor. Ne Antalyaspor camiasından ne gerektiğinde canımızı önlerine koyduğumuz dostlarımızdan kimse arayıp sormuyor.

    HAYATINI YAZIYOR

    Benim başıma gelen herkesin başına gelebilir. 5 yıldır günlük tutuyor ve hayatımı yazıyorum. İnsanlar yaşamımdan ders çıkarsınlar istiyorum. Asla intihar etmeyeceğim. Allahım izin verirse ayağa kalkıp mucizeyi başaracağım.’’ şeklinde konuşuyor. Kısa bir süre önce evinin elektriği de borç yüzünden kesilen Amigo Kazım'ın yetkililerden istediği şey ise elektriğinin açılması ve gerekli tedaviyi olabilmek için yeşil kart. Talihsiz genç, ‘‘Ben kimseden para istemiyorum. Felçli de olsam geçinebilecek bir şeyler yapabilirim. Ama belimde her gün enaz 3 kez tampon değiştirdiğim, sürekli iltihap akan koca bir delik ve kurşun varken bunu nasıl yapabilirim’’ diyor.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı