Gündem Haberleri

    Yaşamın İçinden

    Hürriyet Haber
    27.05.2000 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Ölüm denizde yakaladı

    Eczacı Ayşe Gürbüz deniz sevdasını arkadaşlarına, ‘‘Ölürsem beni denize verin’’ diye anlatırdı. Ama ölüm talihsiz eczacıyı karada değil denizde yakaladı

    ECZACI Ayşe Gürbüz'ü tanıyanlar onun iyi bir yüzücü ve deniz tutkunu olduğunu bilirler. Her yaz 23 Nisan Çocuk Bayramı'nda sezonu açar ve her haftasonunu mutlaka denizde geçirirdi. İyi bir sağlıkçı ve çevresinde sevilen, sayılan biriydi. Ölmeden önce sık sık arkadaşlarına ‘‘Eğer ölürsem beni denize bırakın’’ diye vasiyet ederdi. Arkadaşları onun vasiyetini yerine getirmedi ama arada bir çarpıntı yapan kalbi onu denizde yakaladı. Denize verilmesini istediği vücudu ise tersine denize verilmek yerine denizden alındı.

    ÖĞRENCİLİK YAŞAMI

    1959 yılında Balıkkesir'de dünyaya geldi Ayşe Gürbüz. Çocukluğundan beri sağlık sektöründe çalışmak isteyen Gürbüz, lise sonrası üniversiteye eczacı adayı olarak girdi. Sonunda istediği olmuştu. Artık o da bir eczacı sayılırdı. Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi'ne kaydının yaptırdıktan sonra Şeker Kız Yurdu'nda kalmaya başladı. Hiç kayıp vermeden zamanında ve başarılı bir şekilde okulunu bitirdi. Ailesi Balıkkesir'den ayrılmamıştı. Okulu bitirdikten sonra Balıkkesir Susurluk'a ailesinin yanına geldi. Burada Recep Gürbüz’le tanıştı. Evlenmeye karar verdiler.

    BURSA'DA EVLENDİ

    Recep Gürbüz inşaat mühendisiydi. İşi gereği Antalya'da olması gerekiyordu. Ayşe Gürbüz de zorunlu olarak onunla birlikte 1984 yılında Antalya'ya geldi. Birikimiyle Devlet Hastanesi karşısına bir eczane açmaya karar verdi. Antalya tam bir cennetti onun için. Çünkü deniz vardı. Havalar hep sıcaktı Antalya'da. Çok sevmişti burasını. Kendisi iyice yerleştikten sonra annesini de yanına getirdi. Arkadaş çevresi ve işleri gayet iyi gidiyordu. Bir çocuk istiyordu. Bir türlü olmuyordu. Birçok tedavi uygulandığı halde olmuyordu işte. Bu kocasıyla arasının biraz açılmasına neden oldu. Tartışmalar gittikçe artmaya başlayınca evliliklerini noktalamaya karar verdiler.

    ANLAŞARAK AYRILDILAR

    23 Nisan'da hava yağmurlu olduğu için her yıl yaptığı gibi denize giremedi. Nasıl olsa arkadaşları gelecekti. Onlar geldiği zaman girerim diye düşündü. 18 Mayıs sabahı Balıkkesir'deki ağabeyini aradı sabahın 6'sında. Ağabeyi Tayfun Gürbüz merak içinde açtı telefonu. Karşısında kız kardeşinin sesini duyunca ilk sorusu ‘‘Bir yaramazlık mı var?’’oldu. Ayşe Gürbüz ise ‘‘Ankara'dan arkadaşlarım gelecek. Onları karşılamak için otogara gideceğim. Erken uyandım evde otururken de seni aradım’’ dedi.

    AĞABEYİNİ ARADI

    Ağabeyi Tayfun Gürbüz'le bir süre daha telefonda sohbet eden Ayşe Gürbüz telefonu kapattı ve otogarın yolunu tuttu. Arkara'dan gelen arkadaşlarıyla hasretle kucaklaştıktan sonra eve geldiler. Kahvaltı yapıldı ve eskiler yadedildi. Fakat bu aralarındaki son sohbet olacaktı. Ayşe arkadaşlarını gezdirmek istiyordu. Bir süre daha evde oturduktan sonra ‘‘Hadi denize gidelim’’ dedi. Arkadaşları yorgun olduklarını söyleseler de ısrarıyla onları ayaklandırdı ve Konyaaltı Plajı'na geldiler. Ayşe Gürbüz denize girmiş ve sahilden 50 metre kadar açılmıştı. Sırt üstü yatıyordu. Daha doğrusu görenler öyle zannediyordu. Oysa Ayşe kalp krizi geçirmişti. Zaten belli bir süredir çarpıntısı vardı. Göğsüne bir sancı girince de kendisini sırt üstü suyun üzerine bırakmıştı.

    SIRTÜSTÜ YATIYORDU

    Aradan belli bir süre geçtikten sonra arkadaşları merak etti ve sahilden seslenmeye başladılar. Fakat Ayşe kıpırdamıyordu bile. Yarım sattir denizdeydi ve hiç kıpırdamıyordu. Arkadaşları denize girdiler ve yanına gittiler. Kalp atışı yoktu. Denizin ortasında bir bağırtıdır koptu. Bu taleş üzerine çevreden yetişen vatandaşların da yardımıyla Ayşe'nin cansız bedeni denizden çıkartıldı. Ambulans çağrılmıştı fakat artık çok geçti. Denize sevdalı bir kadın sevdalısının kollarında hayatını vermişti. Talihsiz kadının cenazesi ertesi gün toprağa verdildi. Ailenin en çok şikayet ettiği şey ise olay sonrası Ayşe hakkında yazılanlardı. Bir gazetenin ‘‘İntihar’’ diye yazdığı olayı, bir başkaşı ‘‘Boğulma’’ olarak değerlendirmişti. Ağabey Tayfun Gürbüz ise yazılanlara karşılık, ‘‘Kardeşim ne intihar edecek kadar aciz, ne de boğulabilecek kadar az yüzme bilmeyen birisiydi. O kalpten öldü’’ demekle yetindi.

    Başın ağrısa yanında biterdi

    15 yıllık arkadaşı ve iş arkadaşı Behiye Gencer, Ayşe'yi anlatırken gözleri doluyor. ‘‘O kadar iyi bir insandı ki siz (başım ağrıyor) deseniz yardımınıza koşar ve ağrınızı geçirmek için elinden geleni yapardı. Resim yapar, kitap okur ve insanları çok severdi. Yerinin doldurulabileceğini sanmıyorum’’ diye gözyaşı döktü.

    Bir zamanlar çok mutlu bir aile görüntüsü sergileyen Gürbüz'lerin, Ayşe öldükten sonra artık yüzleri gülmüyor ve gözyaşları da hiç dinmiyor.

    İşini çok seven Ayşe Gürbüz denizde yüzerken kalp krizi geçirerek hayatının kaybetti.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı