Gündem Haberleri

    Yaşamın İçinden

    Hürriyet Haber
    12.02.2000 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Çöplük çocukları

    Mustafa ve Melike kardeşler daha hayatlarının baharındaydı. Henüz hayatın acı gerçekleriyle karşılaşmamışlardı. Bir sabah gözlerini çöp bidonunu dibinde açtılar ve sonra da karakolda. İşte acı bir öykü...

    MUSTAFA ve Melike'yi Antalyalılar, gazetelerden tanıdı. Her ikiside gazetelerin 3 sayfalarını süslediler. Anne ve babasından vicdansız olarak söz edilirken, onların şirin mi şirin fotoğraflarına baktı Antalyalılar.

    Tabii ki onlar, hiç birşeyin farkında değildiler, Küçükleri Koruma Şube Müdürlüğü'nün soğuk koridorlarında.

    İki gün Küçükleri Koruma Şube Müdürlüğü'nde kaldıktan sonra Mustafa ve Melike'nin gaddar denen annesi ve üvey babası bulundu. Cemile ve İzzet Kelleci'nin de esasında öyküsü, çocuklarınki kadar acıydı. Fakat, bu bile çocukların terk edilmesini haklı çıkarmıyordu.

    21 yaşındaki anne Cemile Kelleci, Gaziantep doğumluydu. Bundan 5 yıl önce severek İzzettin Kelleci ile evlendi. Eşi askere gidince Cemile'nin ailesi, ona zorla Hayati Saka ile imam nikahı kıydırdı.

    Kocası askerde olduğu, örf ve adetleri de büyüklerine karşı çıkmamasını emrettiği için, yapacak bir şey yoktu. İstemeyerek de olsa, yeni kocası ile beraber yaşıyor ve onun istediklerini yapıyordu.

    Derken, Mustafa ve Melike dünyaya geldiler. Cemile ‘‘Hayatım artık düzene girer. Çocuklar da yuvamıza mutluluk katar’’ derken Hayati, bütün sinirinin Cemile'den almaya başladı.

    HEDEF ANTALYA

    Genç kadının hayatı zindan olmuştu. Hayati, her fırsatta Cemile'yi dövüyor, hatta onu sokağa atıp eve almıyordu. Ne yapacağını şaşıran genç kadın, lanet okuyor, fakat çocukları için bu işkencelere katlanıyordu.

    Bu sıralar askerden dönen Cemile'nin resmi nikahlı kocası olanlara bir anlam veremiyor ve Cemile'ye ulaşmaya çalışıyordu.

    İzzettin'in çabaları sonuç vermiş ve genç kadına ulaşmıştı. Cemile'yi sakin bir köşeye çekti ve ‘‘Neden?’’ diye sordu. Cemile ‘‘Ben istemedim... Anne ve babamın zoruyla beni bu adama verdiler’’ dedi.

    İzzettin ‘‘Benimle gel’’ dedi. Genç kadın ‘‘Tamam’’ diye cevap verince kaçış hazırlıkları başladı. Artık kaçacaklar ve mutlu günlerine kaldıkları yerden devam edeceklerdi.

    Cemile ile İzzettin, resmi nikahlı oldukları halde kaçacaklardı ama, nereye? Gaziantep'te kalacak olsalar, hem laf olacaktı, hem de ikinci kocasının yakınları onlara rahat vermemek için ellerinden geleni yapacaktı.

    Son konuşmalarında, Antalya'ya gitmeye karar verdiler. Bir gece iki küçük çocuğu kaptıkları gibi soluğu Antalya'da aldılar. Artık mutlu günler yakındaydı. Bir hemşehrilerinin yanına kendilerini düzeltene kadar sığındılar.

    SOĞUK PARK GECELERİ

    Bir işte çalışarak, kendi yuvalarına taşınıp mutlu bir hayat süreceklerini tahmin ediyorlardı. İstedikleri çok fazla birşey yoktu esasında. Fakat bu küçük isteklerinin bile yerine gelemeyeceğini bilemiyorlardı.

    Geçiçi işlerde çalışan İzzettin, Antalya'nın Gaziantep ile aynı şartlarda olmadığını anladı. Yanlarına sığındıkları hemşerileri de ‘‘Artık kendinize bir ev tutun da bizde rahata edelim’’ demeye başlamışlardı.

    Bir gecekondu kiralayan İzzettin, iki üvey çocuğunu ve Cemile'yi tek göz odaya yerleştirdi. İş bakıyor ama bulamıyordu. Bu süreç iki ay sürdü. Tuttuğu tek göz odanın bile parasını veremeyen Kelleci ailesi sonunda kapının önüne konuldu. Üstelik bu olay Ocak ayında oldu. Bu soğukta ne yapacaklardı?

    Aradan haftalar geçmiş ve o park senin bu park benim bir yaşantı başlamıştı. Evleri olmadığı için, çaresiz park köşelerinde yatıyorlardı. İzzettin hala bir iş bulamadığı için, bir çıkış yolu da yoktu. Karınlarını doyucak parayı bile bazen bulamıyorlardı. Ne olurdu sanki Cemile'nin ailesi İzzettin askerdeyken onu başka birisi ile evlendirmeseydi?

    ANA YÜREĞİ

    Şimdi böyle mi olurdu onların hayatı? Geçmişlerine lanet ederek bir çıkış yolu aradılar. Fakat bulunmuyordu. 'Biz yandık bari çocuklar kurtulsun' dediler ve şeytana uydular. Onları bir yere terk edeceklerdi.

    ‘‘Devlet nasıl olsa onlara bakar. Bizim yanımızda açlıktan öleceklerine çocukların boğazına bir lokma sıcak yemek girsin’’ diye düşündüler ve onları Selekler Çarşısı'nın karşısında bir çöp bidonunun yanına terk edip kaçtılar. Tarih Şubat'ın 2'sini gösteriyordu.

    Çocuklar kısa bir süre sonra vatandaşların ihbarı üzerine, olay yerinden polisler tarafından alınarak, Küçükleri Koruma Şube Müdürlüğü'ne teslim edildi. Ne olduğundan habersiz polisleri karşısında gören küçük Mustafa ve Melike, tüm ısrarlara rağmen anne ve babasının adını söylemedi. Çünkü çok korkmuş ve konuşmak istemiyorlardı.

    Fakat, anne yüreği dayanamamıştı. Ertesi gün gazetelerde çocuklarının resmini gören anne, soluğu Emniyet Müdürlüğü binasında aldı ve hikayesini anlattı. ‘‘Suçluyum biliyorum. Kim çocuklarını terk eder ki... Biz soğuktan ya da açlıktan öleceğiz. Onların daha bu yaşta bizimle aynı kaderi paylaşması daha büyük bir suç değil mi?’’ dedi.

    Annenim bu itirafı üzerine terk edilen çocukların gerçek babası Hayati Saka bulundu ve çoçuklar ona teslim edildi. Bundan sonra İzzettin ve Cemile, yaşlı gözlerle geceyi geçirecekleri parkı bulmak için yola çıkarken, çocuklar gerçek babaları ile yeni bir hayata doğru yola çıktılar.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı