"Melis Alphan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Melis Alphan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Melis Alphan

Yaşamın da yaşam hakkı var

Kıyamet senaryoları bir yana, dünyanın sonunun yaklaştığına dair elimizdeki tek somut veri küresel ısınma, yani doğanın hali. Eko-sistemimizi sürdürebildiğimiz kadar yaşayacağımız ortada. TEMA’nın Yeni Anayasa Önerileri Taslağı’nın en çarpıcı maddesi de tam olarak buna çalışıyor.

TEMA Vakfı’nın Yeni Anayasa Önerileri Taslağı kabul görürse Türkiye doğa adına önemli bir adım atmış olacak.
Bu taslakta temel hak ve özgürlüklerden siyasal haklara ve ödevlere, kültürel hak ve özgürlüklere birçok madde yer alıyor.
Ama benim aralarından cımbızlamak istediğim madde şu: Eko-sistem ve eko-sistemin korunmasını isteme hakkı.
Dünyanın sonunu getirebilecek küresel ısınma ve bunu oluşturan unsurların insanlığın ortak sorunu olduğu malum. Ve biz ancak eko-sistemimizi sürdürebildiğimiz takdirde ve oranda var olabileceğiz. Buna da uyanmış vaziyetteyiz.
TEMA’nın taslağı işte buradan yola çıkarak “Eko-sistemin korunmasını ve iklim değişikliğinin önlenmesini istemek en temel insan ve yaşama hakkı olarak tanınmalı. Bunun için de Anayasa’da tanınan bütün haklar veya henüz Anayasa’da yer almamış dahi olsa uygarlığın ulaştığı aşamadaki bütün hakları kullanabilmeli. Devlet, bu konuda bütün yasal düzenlemeleri yapmalıdır” diyor.

EKVATOR ANAYASASINDA VAR

Taslak Çalışma Grubu üyelerinden vakfın hukuk danışmanı Avukat Ömer Aykul eko-sistemi “insanın da dahil olduğu canlı ve cansızlar arasındaki yaşam bağı” olarak tanımlıyor: “İnsan olsun, su olsun, kuş olsun, balık olsun, ne olursa olsun, canlıların ve canlıların yaşamasına yardımcı olan, çevreleriyle birlikle onlarla aralarındaki bağın oluşturduğu eko-sistemin müstakil bir hakkı olmasını savunuyoruz. Yani bu bir hayvan hakkı değil, bu bir orman hakkı değil, bu aslında yaşamın hakkı.”
Toprağın ve suyun, toprakta ve suda gözle görülemeyen ama olmasalar yaşamımızı sürdürmemizin mümkün olmayacağı mikro organizmaların, o devasa sistemin yaşam hakkından söz ediyor.
Bu ilginç bir hak, yeni bir kavram, sürdürülebilir yaşamın üst noktası. Dünyada bir tek Ekvator Anayasası’nda buna benzer bir madde var. Örnek vermek gerekirse... Şimdi mesela İzmir otobanı yapılıyor. TEMA otobanın hali hazırdaki yolun oradan geçirilmesini önermişti. Ama aksine otobanı yolun olmadığı, doğal eko-sistemin en güçlü olduğu diğer yakadan geçirmeye çalışıyorlar. Eğer bir eko-sistem hakkı olursa, o bölgedeki doğa varlıkları yaşam hakkına sahip olacak.

DENGE FRENİ OLACAK

Eko-sistem hakkıyla kendimizin gelişme hakkını dengeleyecek bir fren oluşturmuş olacağız. Yani artık tercihimizi, hedeflediğimiz kadar veya ne pahasına olursa olsun tüketim ve gelişmeden yana değil, nesiller boyu hayatta kalacak doğadan yana kullanacağız.
Şimdi adam gidip nehirlere hidroelektrik santraller yapıyor. Suyun ağzını kapıyor, alıyor boruya. Oradaki ağaçların, balığın, yılanın, kertenkelenin su hakkına ne oldu?
İfrat ve tefriti ayıralım. Elbette HES’ler yapılacak. Ama öncelikle yaşamını sürdürecek bir eko-sistemin korunmasını temin edeceksiniz. Ondan sonra ona zarar vermeyecek oranda bundan yararlanacaksınız. Ekvator Anayasası’nda bu mevzu “Doğa Ananın Hakları” tabiriyle yer alıyor. Eğer biz Anayasa’mıza “Eko-sistem ve eko-sistemin korunması hakkı”nı koydurabilirsek belki dünyada ilk olmayacağız ama eko-sistem tabirini Anayasa’sında ilk kullanan ülke Türkiye olabilir.

X