Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Yaşamımı fotoğrafla yoğurdum

    Hürriyet Haber
    29.03.1998 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Fotoğraf yaşamına yıllar önce 'Hayat' dergisinde başlayan Şemsi Güner'in fotoğrafları bugün dünyanın birçok ülkesinde önemli yayınlarda yer alıyor, birçok kitabın kapağını süslüyor. Güner geçtiğimiz aylarda Louvre Müzesi'nden bir davet alarak, müzenin hazırladığı 'İslam Ülkeleri Sanatı ve Arkeolojik Değerleri' başlıklı bir projeye eserlerini gönderdi. Proje yetkilileri sanatçının 121 eserini proje kapsamına aldı. Güner Louvre Müzesi'nin geniş kapsamlı bu çalışmasına davet edilen tek Türk sanatçı. Son günlerde 'Atlas' dergisi için hazırlayacağı kitap dizisinin çalışmalarını yürüten sanatçının, 'Dünya Mirasında Anadolu' ve 'Anadolu'da Kral Yolları' adlı kitapları bulunuyor. Meslek yaşamına 'Mizah' ve 'Akbaba' gibi dergilerde karikatürist olarak başlayan Şemsi Güner ile fotoğraf sanatı ve yeni projeleri konuştuk.

    İlk fotoğraf makinenizi hatırlıyor musunuz?

    - Dün gibi aklımda; ilk makinem çift objektifli, 6x6 çeken ikinci el bir Rollei idi. Tünel karşısında fotoğraf malzemeleri satan bir dükkandan almıştım. Hatta bana makineyi 'dünyanın en iyi makinesidir' diyerek satan satıcının adını bile anımsıyorum: Ahmet adında genç bir arkadaştı.

    İlk mesleğiniz karikatüristlik. Ama fotoğraf öne geçmiş. Karikatür çok mu geride kaldı?

    - Fotoğraf makinesi ile tanıştığımda, yaşamımı illüstrasyon yaparak kazanıyordum. Şimdi de yapıyorum ama profesyonel olarak değil, geçimimi o yoldan karşılamıyorum. Fotoğraf bir aşktır benim için. 'Hayat' dergisinde çalıştığım yıllarda, yaşamımı fotoğrafçılığa göre ayarlamaya başladım. İş saatleri dışında, yarattığım her fırsatta, elime Rollei'mi alıp otobüse atlar, dağ, tepe, köy, kasaba demeden gezerdim. O günlerden başladım arşiv çalışmalarıma.

    Peki fotoğraf sanatının tekniğini, inceliklerini nasıl öğrendiniz?

    - Yine Hayat dergisinde çalışan bir Alman fotoğrafçı vardı, onun etkisi oldu. Bir de Fotoğraf ve Grafik Annual kitaplarından çok yararlandım. Gerisi işin içinde geldi. Sabahlara kadar laboratuvardan çıkmadığım zamanlar vardır. Her yeni tekniği bizzat denemeyi severim, sonuçlarını laboratuvarda beklerim. Hala da öyledir. Yani yaşamımı fotoğrafla yoğurdum ben.

    Anlık enstantaneler mi? Yoksa uzun çekim öncesi hazırlık mı?

    - Ben uzun yıllar ağır sanayi resimleri çektim... Dökümhaneler, fabrika içi görüntüler, büyük makineler... Bu tür çalışmalar için hazırlık gerekiyor, hem teknik olarak hem de mentalite olarak. Böyle çalışmalar öncesi konuyla ilgili dökümanları okurum, dergileri karıştırıp iyi fotoğraf örnekleri bulurum, onları incelerim. Çekim öncesi çalışmaları severim ama anı yakalamak da bu sanatın en çekici yanlarından. Bir anımı aktarayım: Urfa'da, açık hava çarşısında geziyorum, amacım ilginç kompozisyonları belgelemek. Yanımdan eşeğe binmiş, mahalli kıyafetli bir vatandaş geçti, görüş alanıma girdi, eşeğin terkisinde televizyon, hemen deklanşöre bastım. O anı hiç unutmuyorum, hatırladıkça keyif alıyorum. Doğa ya da sosyal konular farketmiyor aslında, bu işin her yanından müthiş keyif alıyorum.

    'Fotoğraf sanat değildir, bir teknolojidir' savı hakkında ne düşünüyorsunuz?

    - Bunu kabul etmek kendimi reddetmek gibi. Tamam fotoğraf teknolojisi diye bir şey var, hem de hızla gelişiyor. Doğal olarak fotoğraf sanatını etkiliyor. Ama tüm bunlar, fotoğraf sanatı bu kadardır, demek değil. Bu sanatta duygu var, teknik var, ardında kocaman bir bilgi birikimi var.

    Fotoğraf sanatımızın bugünü için neler düşünüyorsunuz?

    - Genç nesil fotoğrafçılarda bir durgunluk var gibi geliyor bana. Sanıyorum malzemenin ve kameraların yüksek fiyatları, bir renkli fotoğraf seçicinin küçük bir servet olması gençlerin şevkini kırıyor. Yaratıcılığın biraz da maddi olanaklarla ilerleyebileceğini göz önünde bulundurmak gerekiyor. Bu ülkenin en büyük sorunlarından enflasyon, en çok fotoğraf sanatını vuruyor bence. Fakat yine de direnen ve zor şartlara karşın güzel eserler veren genç arkadaşlar var; onları çok takdir ediyorum.

    Louvre Müzesi ile olan ilişkinizden biraz bahseder misiniz?

    - Louvre Müzesi benimle bir anlaşma yapmak istediğini bildiren bir faks çekti. Telefonla proje üzerine görüştük. Proje İslam ülkelerinde sanat ve arkeolojik yapıların fotoğraf ile belgelenmesi, seçilen fotoğrafların CD kayıtlarının alınması ve müze içindeki tüm seksiyonlarda kapalı devre büyük ekranlar aracılığı ile sergilenmesi ve en sonunda arşivlenmesi olarak belirlenmiş. Dünyanın önemli fotoğraf sanatçıları ile görüşmüşler, ülkemizden de beni davet ediyorlar. Bu proje ve gelecek projeler için anlaşma yaptık. İsteklerini liste halinde gönderdiler. Ama liste inanılmaz detaylıydı; bilmem ne camiinin içindeki bir rahlenin çekimini istiyorlar ya da başka bir yerdeki bir kapı tokmağını. Bu kadar detaylı çalışma mümkün değil. Ben ulaşamadıklarımın yerine başkalarını da koydum. Mesela Divriği Ulu Camii ilgilerini çok çekiyor. İç mekan fotoğraflarını gönderdim, arşivimde olanları da ekledim. Sonuçta 121 parça fotoğrafım projeye dahil oldu. Son aldığım bilgiye göre fotoğrafların CD kayıt işlemleri bitmiş, kopyalar sadece Fransa'da değil dünyanın belli başlı müzelerine de gönderilecekmiş.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı