Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Yaşam kısadır, gülelim!

SEÇİM zaferi kazananların yoğun coşkusu devam ediyor ve bir "mesaj" lafıdır gidiyor.

Seçmen bu seçimde ne mesaj vermiş, bunu tartışıyorlar. Yani 16 milyon kişi bir olup mesaj vermek gibi özel bir amaçla mı hareket etmiş, anlamak zor!

Televizyonlarda, gazetelerde bu konu inceleniyor. Yorumlar muhtelif:

"Laiklik tehlikede" diyenlere seçmen "Boş versene sen... Tehlike mehlike yok" demiş...

"Milletvekili dokunulmazlığına sığınıp yargıdan kaçıyorlar" diye eleştirilen siyasiler için "Varsın çalsınlar. Bu ülkede çalmayan mı var?" yorumu yapılmış...

Terörde şehit olanlar için "Ölen ölür, kalan sağlar bizimdir" denilmiş, vs...

Bu arada seçim sonuçlarını fırsat bilerek askere de bindirmeyi ihmal etmiyorlar:

Efendim, Genelkurmay’ın 27 Nisan bildirisine tepki gösterilmiş, seçim sonuçları yalnız muhalefete değil, askere de tokatmış, dindar cumhurbaşkanı seçilememesine halk kızmış....

Bravo!.. Ne akılcı yaklaşımlar, ne müthiş yorumlar bunlar!. Salla sallayabildiğin kadar!

Askerleri işe niye karıştırıyorsunuz birader? Niye Türk Silahlı Kuvvetleri’ne fatura çıkarıyorsunuz? Şu laflara bakın: "Orduya darbe", "Sivil muhtıra", "Generallere tokat", "Bu defa, halk askere muhtıra verdi!"

Bu söylemler, böyle ifadeler çok yanlış... En azından şık değil... Türkiye’de halkın orduya güveninin, tüm partilerin üstünde olduğu bir gerçektir. Silahlı Kuvvetler’e kasıtlı olarak yüklenmek, tehlikeli bir oyundur.

Atatürk ilkelerine bağlı, sağlam bir ordumuz olmasa bu ülke ayakta kalabilir mi? Bugün, özgürlük içinde yaşamamızı Silahlı Kuvvetlerimize borçlu olduğumuzu inkár mı edeceğiz? Bu ateş çemberinin içinde Allah’tan, güçlü, güvenilir bir ordumuz var. Şükretmemiz gerekir.

Kısa bir süre sonra "cumhurbaşkanı seçimi" sorunuyla karşılaşacağız....

Adaylığını seçim meydanlarında halkın onayladığını söyleyen Abdullah Gül, yeniden aday olmaya hazırlanıyor. Hafta içinde yaptığı basın toplantısında bunu açıkça ifade etti.

Meydanlarda AKP’liler, "Çankaya senindir, senin olacaktır!", "Sen Türkiye’nin gülüsün", "Çankaya sana yakışır" diye bağırıyorlardı. Gül şimdi, "Ben onları nasıl kırarım?" diyor.

Yeni bir gelişme olmazsa elbette ki Gül de cumhurbaşkanı seçilebilir. Fakat laikliği benimsemesi, yalnız AKP’lileri değil, uzlaşarak tüm toplumu kucaklaması şart...

MHP Lideri Bahçeli’nin, "Oylamada Meclis salonuna gireceğiz" açıklamasından sonra cumhurbaşkanı seçimi noktalandı sayılır. AKP sırtını MHP’ye dayayarak iyice rahatladı, Gül’ün seçilmesinde bir engel kalmadı... Son anda bir gelişme olmazsa tabii...

Tüm bu inatlaşmalar niye acaba? Yaşam kısadır, uzlaşıp ulusça artık gülelim biraz!

* * *

Yine bir seçim fıkrası... Hakkında birçok yolsuzluk davası açılan ağa, milletvekili seçilince dokunulmazlığa kavuşur, savcının bütün iddianameleri rafa kaldırılır.

Yardımcısı koşa koşa ağasının yanına gelir:

"Ağam, dün akşam rüyamda seni gördüm."

"Hayırdır len, nasıl gördün?"

"İkimiz de uçakla Ankara’ya gidiyorduk, sen vekil mazbatasını alacaktın, uçak Ankara’ya varmadan düştü!"

"Yaaa... Hayırdır inşallah len... Sonra n’oldu?"


"Ben lağım çukurunun içine, sen ise kocaman bir bal çukuruna düştün."

"Olacak di mi o kadar fark? Ağalığım rüyada bile belli olmuş! Peki, sonra n’oldu?"

"Sonra birbirimizi yalaya yalaya temizledik!"
X