"Ayçe Dikmen" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayçe Dikmen" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayçe Dikmen

Yaşam enerjiniz yoksa hiçbir ilaç işe yaramaz

 

 

Türkiye Homeopati Derneği Başkanı İzmirli doktor Günnur Başar, homeopatinin daha iyi anlaşılması ve yaygınlaşması için eğitim veriyor. Şeker, yüksek tansiyon gibi kronik hastalıkların aslında doğada var olmadığını, bunları yaratan faktörün, bugün uygarlık dediğimiz stresli hayat olduğunu anlatıyor. Doktorların, hastaya çok zaman ayrılmasından dolayı gelir kaybı oluşması, ilaçların da çok ucuz olmasından dolayı iyi bir kazanç sağlamamasından dolayı homeopatiyi tercih etmediğini vurguluyor. Başar, yıllarca sektörde çalıştıktan sonra ilaçların sadece belirtileri yok ettiğini, hastalığın devam ettiğini anlayarak bu işi bırakmış ve homeopatiye yönelmiş. Amacı daha doğal yöntemlerle sadece hastalığı değil, insanı iyileştirmek...

MESLEK HAYATIMDA BAŞIMA TAŞ DÜŞTÜ, YÖNÜMÜ DEĞİŞTİRDİM
- Ne üzerine eğitim aldınız?
- İzmirliyim, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra İstanbul Taksim Hastanesi’nde aile hekimliği ihtisası yaptım. Aynı zamanda Boğaziçi Üniversitesi’nde biyomedikal masteri yaptıktan sonra yurtdışında bu kez gen üzerine tıp eğitimi aldım. Daha sonra psikoterapi ve homeopati eğitimleri alınca bu alanı seçtim.
- Doktor olur olmaz homeopatiyle mi tanıştınız?
- Önce klinisyen olarak çalıştım. Sonra poliklinik alanda biyomedikal, genetik üzerine çalıştım. Uzun yıllar da ilaç sektöründe çalıştım. Hatta dünyanın en önemli ilaç firmalarında üst düzey görevlerde bulundum. Her ayın yarısını yurtdışında geçiriyordum. Ama ben meslek hayatımı ikiye ayırıyorum. Bir yerlerde başıma bir taş düştü, yönümü değiştirdim.

Yaşam enerjiniz yoksa hiçbir ilaç işe yaramaz

GEÇİRMİYOR SADECE BELİRTİLERİ YOK EDİYOR
- Ne oldu da yönünüz değişti, bir hastalık ya da farklı bir olay mı geldi başınıza?
- Hayır, öyle bir şey olmadı. İlaç sektöründe çalışırken ilaçların çok da etkili olmadıkları fikri gelişmişti bende. Gerçek şu ki, ilaç ruhsatla satılıyor ve ruhsat demek bu ilaçları belli dozlarda belli bir endikasyonda belli bir populasyonda satabilirsiniz demek. Bunun için de insanlar üzerinde denemeler yapılması gerekli. İşte bu denemeler gösteriyor ki, hiç bir ilaç yüzde 70’in üzerinde başarılı olamıyor. Yüzde 70 olansa gerçek tedavi değil, semptom yani belirtilerin ortadan kaldırılmasıdır. Yani tansiyonunuz ya da şekeriniz varsa ömür boyu ilaç kullanacaksınız. Hatta depresyonunuz, astımınız varsa da aynı şekilde ömür boyu ilaç kullanacaksınız. Çünkü hastalık yok olmadığı için aynı semptom her gün yeniden üretiliyor. Yani bu gerçek bir tedavi değil.
- Peki semptomların kalkması da önemli değil mi?
- Günlük hayatta yaşamı kolaylaştırabilir belki ama şeker hastasıysanız ve 10 yıl ilaç kullanıp şekerinizi normal tutsanız bile 10 yıl sonra bu hastalığın bedendeki hasarları mutlaka görülür. Göz bozulur, kalp bozukluğu, böbrek bozukluğu olabilir. O nedenle şimdi sadece ilaç kullanımı önerilmiyor. Zaten dediğim gibi sadece yüzde 70 kişide semptomlar kalkar, yüzde 30’da o bile kalır. Plasebo yani aslında gerçek ilaç olmadığı halde ilaca benzer haplar verilen ve bunu bilmeyen yüzde 20’lik bir grupta da iyileşme görülüyor. Kendinden iyileşme de mümkün olabiliyor.

GENÇKEN BAZI ŞEYLERİ FARKETMEDEN İLAÇ SEKTÖRÜNDE ÇALIŞTIM
- Tüm bu düşüncelerle siz ilaç sektöründe nasıl çalıştınız peki?
- Mesela, ruhsata başvuracağız ama etkinlik oranı yüzde 60-65’te kalır, başvuramayız. O zaman başka istatistik verilerle birleştirilir, farklı tetkikler yapılır, istenilen sonuca ulaşılır. Benim işim de buydu zaten. Ama insan gençken bunları farketmiyor, sonrasında anlıyorsunuz ki aslında gerçek tedavi yöntemini satmıyorsunuz, belirtileri giderici bile değil çoğu ama, işte satılıyor ve kullanılıyor. Bunları farketmeye başlayınca başıma taş düşme olayı başlamış oldu.
- Sonra ne yaptınız?
- Ben zaten çocuk sahibi olduğumdan o yoğunlukta çalışamıyordum. Dünya Sağlık Örgütü’nün bir projesi için psikoterapi eğitimleri almıştım. Daha önce de psikoloji ve onkoloji alanlarında çalıştığımdan, özellikle kanserli hastalara gönüllü destek grupları yaptım sanat terapisiyle. Hatta şimdi hala üniversitede sanat terapisi okutuyorum. Yurtdışında bir seminerde de bu tezimi sunduğumda bir burs teklifi aldım ve homeopatiye geçtim.

HASTALIK DEĞİL İNSANIN İYİLEŞMESİ ESASTIR
- Homeopati yeterince biliniyor mu sizce?
- Homeopati henüz hiç bilinmiyor. Dünyada çok yaygın, Avrupa’da nüfusun yarısı artık homeopatik yöntemleri kullanırken bizde çok çok düşük. Homeopati 250 yıl önce de vardı. Ama 100 yıl önce akut hastalıklara yönelik ilaçlar çıkış belirtileri de anında yok edince insanlar bunu iyileşme sanarak ilaçlara yöneldi. Hatta bu yüzyılın başında Amerika’da onlarca homeopatik tıp okulu varken o dönemde hepsi kapandı. Fakat 60’lardan sonra tekrar yükselmeye başladı, yine üniversitelere girdi.
- Homeopati ile ilaç tedavisi arasındaki fark nedir?
- Homeopatiyi doğal, yan etkisiz, tedavi edici ve bütünsel bir tedavi olarak tanımlıyoruz. Yani homeopatiyle belirtileri değil, hastalığı yok ediyorsunuz. Tamamen doğal maddeler yani bitkiler, mineraller ve hayvan dokularından yapılıyor. Belirtilerin altında yatan gerçek sebepleri bulmaya ve bunları iyileştirmeye odaklanıyoruz. Homeopatinin hastalık tanımlaması da farklı. Bir bünye tipi tanımlanarak, o bünyeye uygun tedaviler belirleniyor. Yani homeopatide insan iyileşiyor, bunun sonucu olarak hastalıklar da iyileşiyor. Yani ilaçlarla hastalığın belirtilerini kaldırıp insanları yine hasta ve ilaçlara bağımlı olarak yaşamaya mahkum etmiyoruz.

SADECE FİZİKSEL DEĞİL, DUYGUSAL VE ZİHİNSEL OLARAK DA ELE ALIYORUZ
- Her rahatsızlığın altında farklı bir neden olabilir mi?
- Mesela migrenle gelen kişinin aslında sadece migreni olmuyor. Bununla birlikte mutlaka bir sıkıntısı, rahatsızlığı, anksiyetesi oluyor. O kişiyi birey olarak ele alıp onun özelliklerine göre bir tedavi uygulanıyor. Altında yatan nedenlerde bulunmaya çalışılarak onlar da iyileştirilmeye çalışılıyor. Zaten kanser ya da bu tip ağır bir kronik hastalık geçirenler sonrasında tamamen farklı kişiler oluyorlar.
- Neden?
- Çünkü biz hastalığı sadece fiziksel düzlemde tanımlamıyoruz. Hastalığın fiziksel, duygusal ve zihinsel boyutları da vardır. Bunlar her hastalıkta da geçerlidir. En basitinden dirseğinizi çarptığınızda bile sadece fiziksel acı hissetmezsiniz. Kimi korkar acı çekmekten, kimi öfkelenir kendine, yani mutlaka beraber gelen bir duygu vardır. Yani herkesin farklı duygusal tepkileri vardı. 10 tane mide ülseri hastasına aynı ilacı verirsiniz ama birebir görüştüğünüzde kimin üzülünce midesi ağrıyordur, kiminin kaygılanınca, kiminin soğan yiyince. Bunların hepsine mide ülseri demek 4 bacaklı herşeye masa demeye benzer fakat bugünkü tıp herşeyi etiketlemeye meyillidir.
- Yani herkesin bünyesi farklı…
- Tabii, salgın hastalık oluyor. Bu salgından ölenler de oluyor, az hasarla atlatanlar da oluyor. Yani herşey sizin bünyenize ve reaksiyonunuza bağlı.

Yaşam enerjiniz yoksa hiçbir ilaç işe yaramaz

EN AZ 2 SAAT GÖRÜŞÜYORUZ KENDİSİNİ ANLATIYOR
- Siz gelen kişiyi tanımak için neler yapıyorsunuz?
- Önce görüşüyoruz. 1-2 saat kendisini, hastalıklarını anlatıyor. Her türlü alışkanlığı şğrenmeye çalışıyoruz. Hatta eskiden homeopatlar gidip 24 hastayla birlikte yaşarlarmış. Laboratuvar yöntemlerini de kullanıyoruz ve hormonlarını gerekirse takip ediyoruz.
- Peki tüm homeopatlar sizin gibi doktor mu?
- Değil ama olanlar daha avantajlı. İzmir’de Klasik Homeopati Derneği var. Buradakiler doktor ama İstanbul’da daha farklı bir model uygulanıyor. Doktorların yanı sıra, eczacı ya da diğer sağlık profesyonellerine hatta olmayanlara da kullanabilecekleri kadar eğitim veriliyor. Zaten yurtdışında birçok anne evine homeopati kitapları alıp çocukarına kullanabiliyor.
- Homeopatik ilaçlar nasıl ilaçlar?
- Eskiden 300 homeopatik ilaç biliniyorken şimdi 3 bin tane biliniyor. Bu da çok gelişen bir alan. Bunlar tamamen doğal, ileri derecede sulandırılıyor. Bazı homeopatik ilaçların belirli kullanım alanları var. Ama kişiye özel ilaç kullanılırsa tedavi oranı yüzde 90-95 olabilir. Homeopatiden fayda gören çok insan var. Yani 10 yıl migreni olan kişi iyileşebiliyor. Homeopati ilaçlarına en iyi cevabı çocuklar ve bebekler verebiliyor, çünkü yaşam gücü en yüksek olanlar onlar. Yani ilaçlar sizin enerjinizle çalışıyor.

YURTDIŞINDAN GETİRİYORUZ PARA ALMIYORUZ
- Çocuklara çok antibiyotik kullanıyoruz diye üzülen ebeveynler oluyor…
- Doğru, biz çocuklara hiç antibiyotik kullanmıyoruz. Çok hastalanan çocuk homeopatiyle az hastalanıyor. 22 yıllık tıp doktoruyum. Bana yetişkin hastalığı diye öğretilen herşeyi bugün gençlerde ve çocuklarda görüyorum. Kimse bunun sebeplerini, neden çocuk yaşlara indiğini sorgulamıyor da yeni ilaçlar bulmaya çalışıyor. Onlara da ilaç satacaklar çünkü. Aslında homeopati dışında hiçbiri yaşam enerjinizi artırmıyor öyle olunca da hiçbiri işe yaramıyor.
- Homeopatik ilaçlar eczanede mi satılıyor?
- Avrupa’da evet ama burada henüz değil. Gerçi birkaç senedir Sağlık Bakanlığı, Avrupa Birliği’yle uyum yasaları çerçevesinde bu ilaçlara izin verdi. Ama biz Türkiye’de olmadığı için yurtdışından getiriyoruz. Hatta ilaçlar için para almıyoruz çünkü çok ucuz. Zaten yaygınlaşmamasının en büyük nedeni de bu, büyük paralar kazanılacak bir alan değil. Öte yandan doktorlar da tercih etmeyebilir çünkü her hastaya 1-2 saat ayırmak gerekiyor. O zaman günde 20 hasta değil, 4-5 hasta görebilirsiniz.

TÜM KRONİK HASTALIKLAR UYGARLIĞIN ESERİDİR
- Sanki birçok hastalık bizden kaynaklanıyor gibi bir algı oluştu bende…
- Bakın, akut hastalık ve kronik hastalık arasındaki fark önemlidir. Akut olan herkesin hatta hayvanlarında başına gelebilir ama kronik hastalık sadece insanların ve insanlarla yaşayan hayvanların başına gelebiliyor. Yani doğada kronik hastalık diye bir şey yok. Yani yüksek tansiyonu olan tavşanlar, şekeri olan kaplanlar, depresyonu olan goriller diye birşey yok. Ama insanlarla yaşayan ve bir odaya hapsedilen hayvanlarda bu hastalıkların hepsi oluyor. Bizler de trafikte sıkışarak, işte öfkelenerek, hırslanarak stresi arttırıyoruz. Yani uygarlık stres faktörünü yaratıyor ve bu stres de tüm bu kronik hastalıkları yaratıyor. Kısaca kronik hastalıkları uygarlık yaratıyor.

X