Ege Haberleri

EGE

    Yaşam bir oyun mu!

    Hürriyet Haber
    02.05.2000 - 00:00 | Son Güncelleme:

    VEDİA ve Vecihe Çolak'ın çocuklukları, her çocuğunki gibi olmuş. Bazen ağlamış, bazen mutlu olmuş, bazen birşeyden korkmuş. Ta ki 11 yaşına gelinceye kadar, onlar da her çocuk gibi oyun oynamış, ip atlamış, bezden bebeklerini büyütmeye çalışmış, bir yandan kendileri büyürken. 11 yaşına geldiklerinde sinsi bir hastalık kaslarını eritmiş, vücutlarını tekerlekli sandalyeye çivilemiş, umutlarını ve beyinlerini tutsak edememiş ama...

    SONRA zor yıllar başlamış, Vecihe ve Vedia için. Ne yapacaklarını bilemeden, başıboş bir su gibi bir sağa akmışlar, bir sola, bazen eğleşip bir duyguda çukurunda küçük bir birikinti oluşturmuşlar, bazen duyguların seline kapılıp çağlayıp gitmişler. Bazen pencereden oyun oynayan arkadaşlarına bakmışlar imrenerek, ama hiç kıskanmadan.

    ANCAK, çaresizlik onları teslim alamamış, insanı insan yapan niteliklerden biri olan direnme gücü üstün gelmiş. Vecihe ile Vedia kitaplara vermişler kendilerini, okumuşlar da okumuşlar. Sonra bir gün yazmaya başlamışlar, başkaları okusun diye. Bunun sonucu da 1998'de Mutluluk Oyunu-İkiz Şiirler çıkmış ortaya. Kitabın adını Mutluluk Oyunu koymuşlar ama, yaşamı bir oyun olarak görmemişler. Zaten öyle olsaydı, ikizler bu derecede ciddiye alıp, böyle güzel sonuçlar çıkarabilirler miydi?

    VEDİA ve Vecihe her sanatçı gibi yüce gönüllü. Bu kitabın gelirin Türkiye Kas Hastalıkları Derneği'ne bağışlamışlar, karınca kararınca bir katkı olsun diye kaderdaşlarına. Şimdi ikinci kitaplarını hazırlıyorlar. ‘‘Birinci kitap, biraz umutsuzluk kokuyor belki’’ diyorlar, ‘‘Ama göreceksiniz ikincisinde umut ve yaşam fışkırıyor’’. Kolay gelsin Vecihe, başarılar Vedia.

    Eriyen kaslar belki onları sandalyeye mahkum edebilir, ancak eriyen kaslar onların yüreklerini, beyinlerini, duygularını yılgınlığa mahkum edebilir mi. Edemediği ortada. Genelde aferin sözcüğü çocuklar için kullanılır. Ancak bu kezliğine büyükler için kullanmamma alınmasınlar: Aferin Vedia, Aferin Vecihe. T.K.

    Mutluluk oyunu bizimki

    Mutluluk belki çok şey

    Bir şiirin dizelerinde

    Bir şarkının notalarında

    Kar tanesinin gizemli şeklinde

    Toprağın kokusunda mutluluk

    Çağlayanın şırıltısında

    Melankolik tavır almaksa

    Fırfırlı etek giymekse

    Duyguları sınırlamaksa mutluluk

    Mutluluk belki çok şey, belki değil

    Yaşam belki de oyun içinde oyun

    Küçük sevinçler bulmalıyım kendime

    Umutla yaşamı mutluluk rafına koyun

    KURALIM DÜŞLERİMİZİ YENİDEN

    O yitmemiş arzular sardı rüyalarımı

    Serin avuntusunda rüzgarın, bedenim yanıyor

    Gidemiyorum ellerin tutmuş yollarımı

    Gölgeler uyanıyor, kumrular uyanıyor

    Sığınmışım sensizliğe, gel desen gelemiyorum.

    İşte yaklaşıyor uzaklar, sesimin yetmediği

    Bakışın penceremde, gözyaşım gizli bir sevinç

    Uyanıyorum damla damla, bir su kenarı

    Yaşanmamış özlemler, muştuya sesleniyor

    ‘Sevgilerin gülüşüdür bir gül yaprağı’

    Kulağımda yanılgı değil o şarkılar

    Kaygılarım sevinçlere göz kırpıyor

    Tut ellerim kuralım düşlerimizi yeniden

    Yüreğimin yamacında çığlık çığlığa gelincik

    İçimde sana bahar ayaklanması var.

    Ali İŞÇİMEN

    İZMİR KÖRFEZİNE

    BAKIYORUM

    Sırtımda incecik bir gömlek

    Evimin balkonundayım çok şükür

    Denizden yeni çıktım, durulandım

    Kitabım, gazetem

    Bir bardak çay

    Bir tükenmez kalem

    Oğlum büyüse de elinden tutsam diyordum

    Şimdi ben yazarken o resim yapıyor

    Körfezi boyamadan bırakmış

    Nasıl maviye boyasın göz göre göre

    Bulanık, yosunlu, çamurlu bir su

    Ay düşüyor üstüne

    İmbat geçmem derse bu suyun üstünden

    Bir gün esmezse

    Şimdi saçlarımdayken elleri

    Kalk gidelim oğlum

    BERİN TAŞAN

    KAPANDI AŞK KAPILARI

    Kapattım gönlümün aşka çıkan kapılarını

    Bütün güneşleri batırdım

    İlk yaz esintilerinin önüne perde çektim

    Tuvallere turna geçidi fırtınası

    duvarlaragönlümün son gülünün

    Portresini çiziyorum tırnaklarımla

    Tırnaklarımla tırmalıyorum

    Hayal kırıklıklarını kár memelerini

    Tütün tarlalarında

    Toz tutmuş kitaplarda

    Aşkın kayıp coğrafyasında

    İçimde aşk için ağlayan fakir çocuğa

    Bir tas siyanür veriyorum

    İç çocuk diyorum iç

    Zehirdir çok zaman aşk

    Çok zaman ucuza kapatılmış emeğin gibi

    Tacirlerin elinde yok pahasına satılır aşk

    İçimde sığ suların girdabında

    Mayıs rengi duygular boğuluyor

    Ben boğuluyorum bunalıyorum

    Bir ömür boyu peşinden koştuğum

    18 yaş düşlerimin

    Aldatan kapılara çıkınca yüzü

    Çare vermek avuntuların işgal ettiği gecelerde

    Bütün yıldızları söndürüyorum

    Tuvallere turna geçidi fırtınası

    Duvarlara gönlümün son gülünün

    Portresini çiziyorum

    Bir mum bir de sigara yakıp

    Sonra oturup ellerimle yarattığım zindanımda

    El yordamıyla arıyorum

    Yaşanmamış aşklara dair hatıraları

    Salih Zeki MENGE

    BİR DÜŞ

    Gözlerin öyle derin

    O kadar narin ellerin

    Hiçbir şey bırakmamış

    Saflığından

    Yüzündeki çizgiler

    Koşup koşup yorulmuş

    Aramış bulamamış

    Acılara banmış

    Gözlerinden akan nehir

    Nerede aradın

    Doğruları

    Sorumlusu ben değilim

    Akan yaşların

    Benden mi çıkaracaksın

    Bütün hıncını

    Düşlerim

    Sana ne yaptım?

    Saflığın diyorum

    Saflığın anlatıyor

    Kaybettiklerini

    Buğulu gözlerin

    Hıçkırdığında

    Sebebi ben miyim

    Kabusları

    Bir tokuttı gözlerin

    Belleğimi dağlayan

    Düşlerim

    Saflığım nerede kaldı?

    Alper AKDENİZ

    YAKARIŞ İSYANI

    Düşündüm hep. Seni ve

    Sana sahiplenmenin onurunu

    Yaşarken tüm saniyelerini

    Rüyalarımda gördüm

    Acılarımın izlerini.

    Hücrelerime kadar işleyen

    Vücudumu saran, bir sarmaşık gibi

    Senin katilin olmaya yönelen

    Düşüncelerini, sevgilini.

    Düşüncelerin yakarışını hissettim

    Beynimden akarak yüreğimde.

    Coşkusuyla deli akışın

    Damarlarımı çatlatan şahlanışın

    Gün be gün, an be an

    Acılarını hissettim yıkılışın.

    Silkinip kurtulmamı bekler gibi

    Benliğimde bıkmış örselenmekten

    Usanmış ayni sorulardan

    Nasıl, Niçin, diye diye.

    Fırlat! at yakarışlarını

    Belki bir gün okurlar

    Hüzünlü öykü, belki bir hikaye diye.

    Özgürce dolansın yüreğim

    Ayak izlerinin olmadığı yerlerde

    Benliğim, sessizliğin dinginliğinde

    Tüm vücudum suskun

    Baş, Gövde, Kol, ve ne olur

    Haykır! Tek kelimelik onurunu.

    Defol!

    Mehmet MOHAN

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı