Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Yasak aşk, esrar ve ölüm

    Hürriyet Haber
    12.04.1998 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Hem kalbini hem bedenini bir yalancıya kaptırdı. Çılgın gibi sevdiği erkeğin evli olduğunu öğrenince intihara kalktı. Bir daha da kurtarılamadı.

    Emekli bir polisin kızıydı Biray Kurşun. 20 yaşındaydı. Birkaç arkadaşı evlenmiş, çoluk çocuğa karışmıştı. O henüz aşkı bile tatmamıştı. Bomboş yüreğinde, Fatih'te tanıştığı Bilal Toparslan'a kocaman bir yer açtı. Bir oyuncakçı dükkanında tezgâhtar olarak çalışan Bilal Toparslan ile arkadaşlıkları, kısa sürede, el ele göz göze bir flört dönemine geçiş yaptı.

    Esrarlı sigara verdi

    Ve bir gün Bilal'in, buram buram kötü niyet kokan teklifiyle yüzyüze geldi Biray. Bilal Topkapı'daki Şehzade Otel'e davet etti onu. Kırma-mak için, onu kaybetme korkusuyla 'Hayır' diyemedi. 205 numaralı odada, eline tutuşturulan esrarlı sigarayı içerken, dönüşü olmayan bir yolu çoktan yarılamıştı Biray. Aldığı uyuş-turucunun etkisiyle, sevdiği adama direnemedi. Birlikte oldular. Bilal amacına ulaştığında, ne zaman evlene-ceklerini sordu talihsiz kız. Bilal'in, ‘‘Ne evlenmesi. Benim zaten bir karım ve iki çocuğum var. Seninle evlenemem’’ cevabı, bir tokat gibi patladı yüzünde.

    İntihar planı

    Beyninden vurulmuşa dönen Biray, Şehremini Karakolu'na başvurup, Bilal Toparslan tarafından aldatıldığını ve tecavüze uğradığını söyleyerek şikâyette bulundu. İfadesinde ‘‘Otel odasında, esrarlı sigara verip bana sahip oldu. Hayatımı kararttın evlenelim dediğimde, 'Kızlığımı yeniden diktirebileceğini' söyledi’’ dedi. Yaşadıkları, onun dayanma gücünün sınırlarını aşmıştı. İntihar planları yapmaya başladı. Yıllar önce, polis babası Hüseyin Kurşun'dan ayrılan annesi Yıldız Hanım'a, kuş yemi almaya gittiğini söyleyerek evden çıktı 6 Ekim 1995 tarihinde. Bir eczaneye gidip 2 kutu İnsidon, 1 kutu da Pasiflora aldı. İlaçları içmeden önce, son bir umutla sevgilisini telefonla aradı. Alnındaki lekeyle yaşayamayacağını, yaptığı hatayı düzeltmesini istedi. Toparslan'ın, ‘‘Eşimi bırakıp, seninle evlenemem. Yaşadık ve bitti’’ cevabı, umudunu da söndürdü. Alibeyköy'de bir banka oturup, üç kutu ilacı içen Biray, kısa süre sonra bir erkek için ölünmeyeceğine, her ne pahasına olursa olsun yaşamanın güzel olduğuna karar verdi. Yakındaki Derman Kliniği'ne gidip, kendisini karşılayan Dr. Hasan Devran'a intihar etmek için ilaç içtiğini söyledi. ‘‘Ölmek istemi-yorum. Ne olur beni kurtarın’’ diye yalvardı. Klinik yetkilileri, daha sonra olayı soruşturan Eyüp Cumhuriyet Savcısı Oktar Çakır'a verdikleri ifadede ‘‘Kliniğimiz, intihar vakalarına müdahale etmeye yetersiz olduğu için polis çağırarak onu en yakın hastaneye gönderdik’’ dediler.

    Hastaneden önce karakol

    Kliniğe çağrılan 2 polis memuru, Biray'ı önce çok yakındaki karakola götürdüler. İçtiği ilaçların etkisiyle şuurunu kaybetmeye başlayan, ayakta durmakta güçlük çeken Biray, 2 kilometre uzakta SSK Eyüp Hastanesi varken, bir ekip otosunun arka koltuğunda Haseki Hastanesi' ne götürüldü. Talihsiz kız burada yaşamını yitirdi. Gazeteci Metin Göktepe' yi gözaltına alarak ölüme götürdüğü iddiasıyla bir süre açığa alınan Alibeyköy Polis Karakolu eski Amiri Başkomiser Mehmet İşbitiren'in de, Biray’ın ölümünden sorumlu olduğu öne sürülüyor.

    Kayda rastlanmadı

    Olayı soruşturan savcı Oktar Çakır, Başkomiser İşbitiren ile aynı karakolda görevli 6 polis memurunu, Biray’ın ölümünden sorumlu tutarak yargılanmaları için hazırladığı fezlekeyi İstanbul İl İdare Kurulu'na gönderdi. Biray'ın ölümünde ihmali olduğu ileri sürülen Başkomiser ve 6 polis memuru, Savcı Oktar'a verdikleri ifadelerde ‘‘İntihar girişiminde bulunan kızı hemen ekip otosu ile önce Eyüp SSK'ya daha sonra da Haseki Hastanesi'ne kaldır-dık. Ancak genç kızı kurtara-madık. Karakol olarak biz elimizden geleni yaptık’’ dediler. Başkomiser İşbitiren, Biray'ı SSK Eyüp Hastanesi'ne göndererek burada ilk müdahalesinin yapıldığını söylemesine karşın, hastane kayıtlarında Biray'ın kaydına rastlanmadı. SSK Eyüp Hastanesi' nin 26 Ocak 1996 tarihli yazısında ‘‘Acil Nöbet defterlerinin tet-kikinde Biray Kurşun'un kaydına rastlanamamıştır'' denildi.

    Bakire mi değil mi?

    Tecavüz ve ölüme sebebiyet suçlamasıyla hakında dava açılan Bilal Toparslan, Adli Tıp Kurumu'ndan gelen çelişkili raporlar sayesinde, yargılandığı Eyüp 2. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki davadan beraat etti. Biray Kurşun’un, tecavüze uğradıktan hemen sonra polise yaptığı başvurunun ardından yapılan muayenesinde bakire olduğu yönünde rapor çıktı. Adli Tıp Kurumu 2'nci İhtisas Kurulu, Fatih Cumhuriyet Savcılığı'na gönderdiği 11 Kasım 1995 tarihli yazıda ‘‘Irzına geçildiği iddia edilen Biray Kurşun'un anatomikman bakire olduğu oy birliğiyle karar verildi’’ ifadesi yeraldı. Biray öldükten sonra yapılan otopsi raporu ise tamamen farklıydı. Adli Tıp tarafından 23 Kasım 1995 tarihinde düzenlenen otopsi raporun-da, Biray'ın bakire olmadığı belirtildi.

    Ölümden vazgeçmesi onu kurtarmadı

    Kızlığını, bir otel odasında bozan adamın evli olduğunu öğrenince dünyası kararmıştı Biray Kurşun’un. Sevdiği erkek kendisiyle evlenmek istemeyince de yıkılmıştı. Ölmek istedi. Vazgeçti. Bu sefer de vurdumduymazlık izin vermedi yaşamasına.

    Biray’ın yazdığı veda mektubu

    Biray, ölüme giderken, yürek burkan satırların yeraldığı 3 sayfalık vasiyet gibi bir intihar mektubu bıraktı. Mektupta birçok kişiye mesaj var.

    Aldatan sevgiliye

    Bana bu dünyayı yaşatmadı. Eğer vicdanı rahat yaşayacaksa yaşasın. Bilal Toparslan ölümümden sorumlu ve suçludur. Cezasının çektirilme-sini mahkeme ve insanlardan istiyorum. Ben Biray Kurşun. Sizin de evladınız.

    Sayın cumhuriyet savcılarına

    Ölümümden Bilal Toparslan mesuldur. Benim kızlığımın, ölümümün hesabı sorulsun.

    Anneye son söz

    Anne seni hep sevdim. Sakın üzülme. Yeğenim Ufuk'u çok seviyorum. Onu gözü yaşlı bırakma. Benim gibi onu çok sevin. Babamı bulun bari mezarımı görsün. Hepinizi seviyorum. Ölümümden ailemden kimse sorumlu değildir.

    ‘Biricik kızım karakolda öldü’

    Biray öleli iki yılı geçti ama, anne Yıldız Çakır'ın göz pınarları kurumadı. Acılı anne kızının, iki kilometre uzaktaki SSK Eyüp Hastanesi yerine karakola götürülmesini bir türlü hazmedemiyor.

    4 saat karakoldaymış

    Yıldız Hanım ‘‘Polislerin bize söylediğine göre, ilaçların etkisiyle fenalık geçiren kızım karakol kapısında yere düşüp, başını taşa vurmuş. O yüzden beyin kanaması geçirmiş. Böyle bir savunma olur mu? Biraz araştırınca, olayın inanılmaz boyutu ortaya çıktı. Kızım

    aslında 4 saat karakolda Başkomiser Mehmet İşbitiren'in odasında tutulmuş. Bu süre onu ölüme götürdü. Başkomiser İşbitiren' in SSK Eyüp Hastanesi'ne göndererek burada ilk müdahalesinin yapıldığını söylemesine karşın, hastanenin acil nöbet defteri kayıtlarında Biray'ın adına rastlanmadı. O, hastaneye ölü olarak götürülmüş. Hastanenin morg kaydında kızımın ölü olarak getirildiği ifade ediliyor. Kızım aslında, polislerin öne sürdüğü gibi hastanede değil karakolda öldü’’ iddialarını ortaya attı.






    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı