"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

Yasadışı 'ince ince' tahsilat

HUKUKÇU bir dostumuzun isyanıdır.<br><br>TÜRK Telekom (TT), geçmiş yıllarda kendisinde olan 0542 ile başlıyan cep telefonuna abone olup, bu aboneliği hiç kullanmayan ve dolayısı ile sadece hat bakımı ile ilgili ücretleri, aboneye hiç ihbar etmemiş ve çok düşük tutarlarda olduğu için yasal takibe koymamıştır.

Türk Telekom'un satışından ve Arap sermayesine geçmesinden sonra bu 'uyanık zevat', hükümete şirin gözükmek veya başka mülahazalar ile yaptıkları peşin ödemeden sonra, eski defterleri karıştırmış ve yıllar öncesinde, Türk Telekom'un devlet sahipliğinde olduğu zamanlarda, bedelleri çok düşük olduğu için tüketiciye yansıtılmayan ve dahi muhtemelen bugünkü tarih itibarı ile zamanaşımına uğramış olan tutarları, bu defa bu günkü tarihe kadar, fahiş miktarda faiz yürüterek borç tahakkuk ettirmişlerdir.

Bu yeni Telekom, bu uyanıklığı yaparken hiçbir ihbarda bulunmamıştır.

Böyle bir borçtan hiç haberi olmayan ve yıllar öncesinden bugün aboneye hiç bir ihbar yapılmadan bir nevi 'gizlice faiz yürütüp' bedeli yükseltmek zımni amacına yönelik borç tahakkuku ile

tüketici haklarını ağır bir biçimde ihlal etmiştir.

Yeni TT yönetimi bir başka hukuksuzluk daha yapmakta, 0542'li hatlar ile ilgili yaptığı kanunsuz tahakkukları hiç ihbar etmemekle beraber aynı zamanda, hiç bir borcu olmayan otomatik ödeme talimatına bağlanmış, sabit Telekom hatlarını da, bu yeni tahakkuk ettirdikleri 0542 hat borcu ödenmediği gerekçesi ile, kanunsuz ve dahi şantaj amaçlı konuşmaya kapatarak son derece keyfi ve kanunsuz bir uygulamaya cüret etmiştir.

TT ne yapıyor? Reklamlarında oynayan komedyenler için bir tavsiye, kendilerini hiç yormasınlar, sadece böyle yönetilen bir şirketin reklamına çıkmak bile başlı başına bir 'komik'liktir.

Son tavsiye... 'Türk Telekom' artık 'Türk' değildir ve ünvanındaki 'Türk' şerefli ibaresi acilen kaldırılmalıdır."

Vatandaş 'ince ince' kazıklanıyorsunuz?

Biliyor musunuz

- CHP eski Genel Sekreteri Adnan Keskin, değişik partilerden yapılan teklifleri olumlu karşılamadığını, "yaşamıyla özleşmiş, ideloojisi, temel tercihleri programı ile hiçbir çelişkisi olmadığı partisinin başarısı için çalışacağını ve bağımsız adaylığı düşünmediğini" söylediğini... İSTANBUL Eczacılar Kooperatifi Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Sekreteri Abdurrahman Akalın'ın CHP İstanbul 3.Bölge'den aday adayı...

- MHP'den; M.Ü. Marmara Hukuk Fakültesi öğretim üyesi, Aydınlar Ocağı Başkanı Doç. Selami Kuran'ın İstanbul 3. bölgeden;

- AKP'den MÜYAP eski Başkanı Şahin Özer'in İstanbul 3. bölgeden; Büyükmandıra (Kırklareli) Belde Belediye Başkanı Gülya Gürman'ın, İstanbul 2. bölgeden:

- CHP'den; İstanbul Narkotik eski Şube Müdürü ve Tüm Özel Güvenlik Federasyonu Başkan Yardımcısı Nihat Kubuş ile İstanbul Eczacılar Kooperatifi Genel Sekreteri Abdurrahman Akalın'ın İstanbul 3. bölgeden; Yeniden Kuvayı Milliye Derneği Başkanı Hakkı Sevim İstanbul 2. bölgeden... Türkiye Sakatlar Derneği Genel Başkan Vekili, Engelliler Federasyonu Mali Sekreteri Gürkan Canol'un Sakarya'dan... Umut Vakfı, Kader gibi etkin STK'lardaki çalışmaları ile bilinen çiftçi Nazan Odabaşı'nın Urfa'dan...

- İP'den; Doğu Perincek, ihracatçı İbrahim Benli, Prof. Ahmet Ercan, Doç. Cüneyt Akalın, Prof. Uçkun Geray, Ceyhan Mumcu, E.generaller Yaşar Müjdeci, Emcet Olcaytu, Servet Cömert'nin...

- DYP'den 'Susurluk' sanığı eski milletvekili Sedat Bucak'ın Urfa'dan; Tekirdağ'dan aday adayı olan

ve kongrelerde 'Orta Asya ve Kafkaslara Türk Bakışı' adlı kitap dağıtan yurtdışındaki Turkuaz Holding'in %15 ortağı olduğunu söyleyen Müjdat Güler'e, partideki üst düzey bir politikacının adını kullanarak propaganda yapmasının diğer adaylarca tepki ile karşılandığını...

- GÜÇLÜ Türkiye Genel Başkan Tuna Bekleviç'in Edirne'den bağımsız; DEV Genç eski Genel Başkanı Atilla Sarp'ın, annesinin memleketi Adıyaman’dan aday olduğunu...

'Atatürk düşmanı' öğretmeni öğrenciler ihbar etti

BAĞCILAR Lisesi'nde 'mescit' olayı ortaya çıkarken, Ataköy Cumhuriyet Lisesi'nde de

yaşanan 'Atatürk düşmanlığı'nın tam bu sırada gündeme düşmesi gerekiyor.

Ata Özer'in İstanbul Milli Eğitim'ine sahip çıkamaması sonucu bazı okul ve müdürleri artık dilekleri gibi hareket edebiliyor. Lisenin coğrafya öğretmeni Çağlar Yenice'nin 'beyin yıkama' girişimi, öğrenciler tarafınhdan açığa çıkartıldı. L 10 sınıfının 18 öğrencisi birden, öğretmenin sınıfta Atatürk'e dil uzatmasına yönelik konuşmasını birer dilekçe ile okul müdürlüğüne bildirdiler. Öğrenciler dilekçelerinde öğretmen Çağlar Yenice'nin "Atatürk katildir; şeriatçıdır... Asker kökenliler dinden uzaktır... Atatürk'ün yapmış olduğu inkılapların hiçbirini kabul etmiyorum... Ülkemizin, Cumhuriyetle değil, şeriat yönetimiyle ile yönetilmesi gerekir... Kadınların topuklarına kadar kapanması gerekir... Harp inkılabını yaptığı için Osmanlı ve Selçuk eserleri Türkçe'ye kazandırılamadı..."

Resmi kayda giren dilekçelerden birinde bir öğrencinin söyledikleri dikkat çekici:

"Ben bir Türk gençi olarak Atama laf ettirmem. Hiçbir zaman da ettirmeyeceğim. Ve bu öğretmenin derslerine girmek istemiyorum. Atam izindeyiz, ne mutlu Türküm diyene..."

Dilekçelerin okul müdürlüğü tarafından Bakırköy İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'ne gönderiliyor. İlçe Milli Eğitim de, olayı tahkik için iki müfettiş atıyor. Müfettişler, soruşturma sonunda öğretmen Çağlar Yenice'ye en ağır cezalardan biri olan 'kademe ilerlemesi durdurulması' cezası verilmesini talep ediyorlar. Bunun üzerine öğretmen görevden alınarak aynı ilçedeki Yahya Kemal Beyatlı Lisesi'ne 'geçici görevlendirme' ile gönderiliyor.

Ancak veliler soruyor; "Öğretmene verilen bu ceza kesinlikle yeterli değildir. Bu öğretmenin hemen açığa alınması gerekir. Ayrıca Kaymakam Dursun Ali Şahin de öğretmen hakkında Atatürk'e hakaretten Savcılığı suç duyurusunda bulundurması gerekmiyor mu?"

Öğretmenin bir başka okulda 'beyin yıkama'ya devam ediyor; "Bana kimse bir şey yapamaz" diyor.

Sanırız, her iki okulun velilerinin isyan halinde olduğunu söylemeye gerek yok.

'Türkçe Olimpiyatları' için gelen 'Gülen'in öğrencileri', Türkiye'yi nasıl anlatıyor?

5. Uluslararası Türkçe Olimpiyatları için dünyanın 100 ülkesinden 13-21 yaş arasında kızlı-erkekli 500 öğrenci bir süredir Türkiye'de bulunuyor.

Bu öğrenciler 'Fethullal Gülen Okulları' diye adlandırılan okullarda 5 bin öğrenci sınavlara katılarak bu yarışmaya katılma hakkını elde etmişler.

'Zaman' gazetesinin "Türkçenin 100 Akları" sloganı ile duyurduğu ve "Anadolu insanının fedakarlığı ve gayreti ile dünyanın dört bir yanında açılan Türk okullarına okuyan, renkleri, ırkları, dinleri ayrı bu öğrenciler, Türkçelerini yarıştırıyor" adlı büyük 'olimpiyat' organizasyonda, 24 hazirandan beri ön eleme ve finallerde öğrenciler, yabancı dilleri 'Türkçe' olarak şiir ve şarkılarını jüri ve halk önünde seslendiriyor.

Amaç; "Türkçeyi dünyada hak ettiği konuma getirmek, en iyi öğrennenleri ödüllendirmek ve Türkiye'nin tanıtımına katkı sağlamak..." olarak açıklanıyor.

Düzenleyen; 'Uluslararası Dil Öğretimi Derneği'... İki yıl önce kurulan derneğin başkanı, eski YÖK Başkanı ve eski DYP'li bu seçimlerde AKP'den aday olan Prof. Mehmet Sağlam...

Ankara'da Başbakan ve Milli Eğitim Bakanını ziyaret ettikten sonra Kızılcahamam'da 'Asya Termal Tesisleri'nde kalmışlar... Üç günden beri de İstanbul Feshane'de 100 ülkenin kültürü bir şenlik havasında ülke stantlarında halka sunuldu ve epeyce de ilgi gördüler.

ANASPONSOR ASYA FİNANS VE THY...

Organizasyonun ana sponsoru 'Bank Asya', ulaşım sponsoru da THY olmuş... Büyükşehir'den, İstikbal Mobilya'ya, Türk Telekom'dan,TİKA'ya, Kral TV'ye, Evyap'a kadar 100'e yakın katkı sağlayan kurum ve kuruluş var.

Yabancı öğrenciler, okul seviyelerine göre gayet güzel şekilde Türkçe konuşup okuyup-yazabiliyorlar. Atatürk'ü hepsi tanıyor ve biliyor. Türk pop sanatçıları çok seviyorlar; onların parçalarını söyleyebiliyor. Şiirler okuyorlar. Konuşmalarında 'diyalog' ve 'hoşgörü' sözcükleri sık sık kullanıyorlar.

Fethullah Gülen'i tanıyorlar mı? Büyük yaştaki öğrenciler biliyorlar; biraz da çekindikleri için fazla konuşmak istemiyorlar.

Gazetemizi ziyaret eden öğrencilerle, kendilerine rehberlik eden abilerinin yanında tanıştık.

Bize gelen gruptaki öğrencilerle Türkçe sohbet ederek onları tanımaya çalıştık.

BOĞAZİÇİ'Nİ BEĞENDİM

- Narengerel Vanchinhuu, Moğolistan'daki Türk okulundan; Türkiye'de ilk defa gelmiş. Boğaziçi Üniversitesi'ni beğenmiş, "okumak isterim" diyor. Gazetecilik onun için ideal meslek... Bizi şaşırtacak şekilde "Bütün Türk sanatçıları tanırım, aralarından ençok da Petek Dinçöz'ü severim" diyor. GS'lı Hakan'ı sevdiğini söylüyor."Peki Atatürk" sorusuna "Bunu bilmemek ayıp; Türkiye'nin kurucusu" diye cevaplıyor. Kısa konuşmamızın sonunda, babasının Mogolistan'da üniversiteyi bitirdikten sonra ODTÜ'de fizik doktorasını yaptığını da öğreniyoruz.

GÜLEN'İ BANA ANLATTILAR

- Ülkesini 'Ukranya-Kırım'dan diye anlatıyor Halil Mustafayev; Simperepol Uluslararası Okulunda okuyor. 200 öğrenci imişler... "Türkiye deyince aklıma hemen Atatürk geliyor" diyor. Müzik olarak

rap yapmayı seviyor; Mustafa Sandal ve Kenan Doğulu'yu seviyor. "Galatasaraylıyım; isterseniz beş-altı futbolcunun hemen adlarını sayabilirim" diyor. Ailesine giderken, Türkiye'den çok sevdiği baklava götürecekmiş.

Gruptaki en küçük öğrencilerden biri. "Fethullah Gülen'i tanıyormusun" sorumuza "Tanıyorum, birkaç arkadaşım bana anlattı" diyor.

KADİR İNANIR TAKLİTİ

- Nakip Kairul, Bangladeş'ten; Uluslararası Ümit Türk Koleji'nde okuyor. "Altı okulumuz var; bir de öğrenci yurdumuz. 1000'den fazla öğrenciyiz, Türkçe öğrendik. Fenerbahçeli'yim; Galatasaray'ı da seviyorum. Hakan Şükür'ü tanıyorum... Tabii ki Atatürk'ü iyi biliyorum" diyor.

Yanında, burada arkadaş olduğu bir kız öğrenci bize "Nakip çok güzel taklit yapıyor" diyor.

Meğer daha önce de gruptaki diğer ülke arkadaşlarına da yaptığından, bu gösterisine çok gülüyorlar.

"Evet bizde görelim" dedik.

Karşımıza geçerek Kadir İnanır ile Serpil Çakmaklı arasında bir filmdeki 'aşk' diyaloğnu aktarıyor:

- İnanır: Seviyorum de.

- Çakmaklı: Hayır!

- Seviyoruumm deee!..

- Hayır!...

- Seviyorum de ulan!...

- Hayır!.

- Seviyorum de ulan...

- Seviyorum!...

- Yalan söylüyorsun.

Evet efendim, Serpil'in uçarı-kaçarı yok sonunda dayağı yiyor tabii.."

Alkışlar Nakip...

Bu diyoloğu, Ata Demirel'in bir CD'sindeki şovundan izlemiş ve önce sınıf arkadaşlarına yapmış; öğretmenlerinden de bu sanata yönelmesi için teşvik görmüş.

İlerde tiyatro veya film sanatçısı olabilir veya 'Kabere' sanatçısı...Çünkü yetenekli bir çocuk; kendi ülkesindeki sanatçılar için de yapıyormuş. "Bilmem Cem Yılmaz veya Ata Demirel gibi olabilir miyim?" diye ekliyor.

FATİH ÜNİVERSİTESİ TERCİHİMDİR

Konuk öğrenciler arasında en sempatik ve sıcak tavırlarıyla dikkati çeken Mozambikli Inrareque Khalau idi... Üzerinde yerel giysilerle, eski filmlerdeki gibi 'tam-tam'cılara benziyor. Sırtından aslan derisi motifli bir yelek, altında ise geyik derisinden olduğunu söylediği bir şort... Üç yılda Türkiye'yi en iyi konuşanlar arasında sayılıyor.

"Söğütlü Uluslararası Türk Okulunda okuyorum" diyor. Daha yeni açılmış, ilerde 500 kişilik kapasiteye ulaşacakmış. Ülkesinin tarımını kalkındırmak için Ziraat Mühendisi de olabilirim, göz doktoru da diyor. Milli gelirlerinin 70 dolar olduğunu eklediğine göre, iddeallerinin büyük olduğu hemen farkediliyor.

- Nerede okumak istiyorsun?

- Fatih Üniversitesi olabilir.

- Hakan Şükür...

- İsterseniz size emekli olan George Hacı'yı da söyleyeyim.

- Baban ne iş yapıyor:

- Mozambik'in Emniyet Genel Müdür Yardımcısı...

VİETNAMLI AĞIRBAŞLI BİR KIZ

Vietnam'dan gelen Hanh Nguyen Hua Dieu, oturduğu kentteki Ufuk Koleji'nde okuyor. En az Türkçe bilenlerden, çünkü beş aydır öğreniyormuş... Yaşına göre, -belki 15 yaşındaydı-, sevimli olduğu kadar ağırbaşlı, kibar tavırıyla hemen dikkat çekiyor. Akıllı da... Amerika'nın Vietnam işgalini hatırlatmak için şöyle bir soru soruyoruz:

- Amerika...

- Dünya ülkesi, kardeş bir ülke. Dostuz.

- Türkiye...

- O da kardeş ve dost bir ülke.

Olumsuz ve tepkili hiçbir hali yok. Muhtemelen ailesi tarafından öyle yetiştirilmiş bir kız; barış mesajları veriyor sürekli.

ARNAVUT MUSA

- Makedonya'nın başkenti Üsküp'deki Yahya Kemal Koleji'nde okuyan 12 sınıf öğrencisi Musa Feyzullah "Ben 340 öğrenciden biriyim" diyor. Bunun gibi üç okul daha varmış Makedonya'da...

- Baban ne iş yapıyor Musa...

- Halk Tiyatrosunda işçi olarak çalışıyor.

- Atatürk'ün askeri mektebi okuduğu yeri biliyor musunuz?

- Manastır'da, müze olan bölümü gezdim.

- Ne okumak istiyorsun.

- Elektronik mühendisliği...

- Nerede?

- Boğaziçi tercihim olabilir.

- Bir Türk olarak Türkiye'de akrabaların var mı?

- Hayır ben Arnavutum, ama babam akrabalarımızın olduğunu söylüyor.

- Bu uzun boyunlaneyapıyorsun_

- Basketbol...

'KAZAN'LI ALSU

- Alsu Bogdalova, Tataristan'ın başkenti Kazan'dan.... "Elhamdürillah müslümanım" diyerek, üç Kazan'da olmak üzere 7 Türk koleji olduğunu, 8'ncisinin de açılmakta olduğunu belirterek, "Ben de bu okullardan mezun oldum, şimdi Kazan Devlet Üniversitesi Doğu Araştırmaları Enstitüsü'nde Türkçe ve Türkiye tarihi üzerinde okuyorum" diyor. Grubun en büyükleri 20 yaşında... Babası Sovyetler zamanında 'Sosyalist Endüstriya' gazetesinde çalışıyormuş; babasının ilk eşinden üç çocuğu varmış. Annesinin de tek kızı...

"Bana da siyaset ve spor spor sorusu sorar mısınız?" diyor.

O da Fenerbahçeli, kaleci Rüştü Rençper'i bir spor yazarı kadar biliyor. Türkiye'nin Cumhurbaşkanlarını Atatürk'ten bugüne kadar sayıyor; tek yanlışı var Deniz Baykal'ı da Cumhurbaşkanı olarak söylemesi... Sonra "Pardon" diyor; "CHP Genel Başkanı değil miydi?" diye ekliyor. Antalya'dan Bursa'ya, Erzurum'dan İzmir'e kadar Türkiye'yi çok iyi tanıyor. Çünkü Türk kolejinde okurken Türkiye'ye dört kez daha gelmiş.

RUS TARİHİ VE TÜRKLER

- Moskova'da Devlet Sosyal Bilimler Üniversitesi'nde Türkoloji okuyan Grigory Lugovoy da daha önce Türkiye'ye gelen öğrencilerden... "Kanımda biraz Ukranya kanı vardır" diyor. Türkiye ile ilgili bir dergide redaktörlük yapıyormuş. Bize ilginç değerlendirmeler yapıyor. "Ruslar Türkleri nasıl tanıyor" sorusuna "Negatin tarafından..." diyerek anlatıyor:

"1990'dan önce Türkler işçi olarak gelmişler, aynı sizin Almanya'ya gittiği gibi... Sonra inşaat sektöründe çalışmaya başladılar. Eskisi gibi işçi gelmiyor... Zaten gelenler kalıp burada evlendiler. Şimdi Rusya'ya daha çok Orta Asya'dan göçmenler geliyor. Türkiye-Rusya Araştırma Merkezi'nin yaptığı bir ankette, Rusların, daha çok Türkleri 'işçi topluluğu' olarak gördüğü çıktı. 2004'de Putin Türkiye'yi ziyaretinden önce Türkler arasında bir anket yaptırılıor. Türkler,

"Rusya deyince aklınıza ne gelir?" sorusuna %33 'Nataşa', yüzde 22'si 'soğuk insanlar", yüzde 20'si de 'Votka' cevabını veriyor. Türkiye'nin Yunus Emre, Mevlana, İbni Sina, Nazım Hikmet gibi ünlü düşünür ve yazarları; Rusya'nın Puşkin, Tolstoy, Dostoyevski gibi yazarları olurken, böyle yanıtlar verilir mi? Ben Türk-Rus halklarının birbirine daha yakın olması ve ilişkilerinin geliştirilmesi yönünde yazılar yazıyorum. Bizler aramızda klişeleşmiş düşünceleri yok etmeliyiz; özellikle kültürel açıdan daha da yakınlaşmalıyız."

- Baban ne iş yapıyor?

- Nükleer enerji mühendisi... Dünyada ilk nükleer santral 1948'de Obninsk'de yapılmış. Moskova'ya 100 kilometre uzaklıktaki nükleer santralda çalışıyor. Bizim akrabalarımızın hemen hepsi özellikle fiziksel bilimler okumuştur. Ben onların aksine Doğu Araştırmaları yapıyorum.

Edebiyatçılara bırakacağımız hoş bir şeye de temas ediyor:

"Ben Türkoloji bölümüne girince ninem anlatmıştı... 1887 yılında Rus-Osmanlı Savaşı sırasında bir Türk kızını kaçırmış... Ünlü Rus yazarı Mihail Şolohov'un dört ciltlik bir eseri vardır 'Durgun Akardı Don'; bölgenin insanlarını anlatan bir destan sayılır... O kitapta da bir kahraman vardır; onun babası da bir Türk kızını kaçırmış... Linç edilen tutsak Türk kadını... Yani aramızda böyle ilişkiler varken, daha araştırıcı olmalıyız. Şolohov'un babası burada anlatılıyor. Adı Grigory imiş... Benim adımı da bu vesile Grigory koymuşlar.

- Sen de bir Türk kızı kaçırırsın artık.

- Yok, Rusya'da çok güzel kızlar var.

Hepsi cehennemlik

ANKARA'dan bir din adamı, İstanbul'da son günlerde olanlar için şu yorumu yapıyor:

"BAĞCILAR'daki olayın kışkırtıcılığı ve zamanlaması çok önemlidir. AKP'nin öteden beri krizden nemalanma anlayışı gün yüzüne çıkmıştır. Bir de malum çevreler hemen 'neden gocunuyorsunuz?' diye

soru sormaya kalkıyorlar. Onlara Maun süresini hatırlatalım: "Vay o namaz kılıcıların vay haline... Onlar riya için yaparlar. Gösteriş için yapanların yeri, cehennemden de aşağıda 'veyl' kuyusudur. Allah, bunların siyasete dönük bu gibi ibadetlerini kabul eder mi?"

X