Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Yasada Avrupalılar'ı geçtik ama uygulamada sınıfta kaldık

Türkiye'de üç yıldır, firmaların garanti belgesi düzenlemesi, yetkili servis ağı ve yedek parça stoğu oluşturması zorunlu. Buna rağmen uyulmuyor. Oysa, Avrupa'daki firmalar için böyle zorunlu yasal önlemler yok. Ama, onlar uyguluyor.Tüketici Yasası'nın yürürlüğe girmesinden bu yana tam üç yıl geçti. Avrupa Birliği'ne uyum sağlamak amacıyla çıkartılan bu yasa, Türkiye'de tüketici kavramının değişmesinde önemli bir rol oynadı. Artık, Türk tüketicisi de uğradığı haksızlıklar karşısında suskun kalmıyor ve haklarını yasal yollarla sonuna kadar arayabiliyor. Yasa, Türkiye'de ki üretici firmaların da uyguladıkları politikalarda değişiklik yapmalarında etkili oldu. Üretici ve ithalatçılar pazar paylarını koruyabilmek için müşteri memnuniyetini ön planda tutmak zorunda kalıyor. Çünkü, tüketicilerin tercihinde, kalite ve fiyat karşılaştırmasının yanı sıra, satış sonrası hizmetler de önemli rol oynuyor.Ancak, tüm bu gelişmelere ve yasal önlemlere rağmen hala ‘‘Ne üretirsem, satarım’’ mantığından sıyrılamayan üretici firmalar da yok değil. Yasaya göre, sanayi ürünlerinde garanti belgesi düzenleme, Türkçe kullanım klavuzu hazırlamak, yetkili servis ağı ve yedek parça stoğu oluşturmak, etiketlerine birim fiyatı üzerinden kilogram fiyatını da yazmak zorunlu.Ne var ki, alanında önde gelen firmalar bile, yüklü para cezalarını ödemeyi göze alıp, bu zorunluluklara uymuyor. Ürettiği buzdolabının yedek parça stoğunu oluşturmuyor. Müşterisini günlerce hatta aylarca parça bekletmek zorunda bırakıyor. İthal ettiği otomobilin Türkçe kullanım klavuzunu hazırlamıyor. Bundan kaynaklanan arızalarda da sorumluluğu üstlenmiyor. Ürettiği bilgisayarın tüm parçalarını garanti kapsamına sokmuyor. Sıksık arıza yapan parça için her seferinde yeniden ücret ödenmek zorunda kalınıyor.AB UYUMU İÇİNTürkiye'nin Avrupa Birliği'ne uyum için çıkarttığı Tüketici Yasası'na göre ithalatçı ve üretici firmalar, tüm bu kurallara uymak zorunda. Ama uyulmuyor. Oysa, Avrupa Birliği'nde ki firmaların zorla uyması gereken böyle kuralları yok. Avrupa'da ki firmalara garanti belgesi düzenleme, satış sonrası servis ağı ve yedek parça stoku oluşturma gibi yasal zorlamada bulunulmuyor. Bu açıdan bakıldığında, Türkiye'nin Tüketici Yasası, Avrupalıların yasalarından daha ilerde. Hatta, Türkiye'de üç yıldır etikete gramajın yanı sıra kilo fiyatının da yazılma zorunluluğu olmasına rağmen, onlar ancak bu uygulamayı yıl sonunda yasal zorunluluk haline getirebilecek. Buna rağmen, Avrupa'da ki özellikle sanayi ürünü üreten ve ithal eden firmalar, yasal zorunluluğu olmayan bu tip kurallara kendi istekleriyle uyuyor ve uyguluyorlar. Türkiye'de 3 yıldır zorunlu olmasına rağmen bir türlü işlerlik kazandırılamayan etikete gramajın yanı sıra kilo fiyatının da yazılma uygulamasına Avrupa'da hemen hayata geçecektir. Çünkü, onların üretici ve ithalatçı firmaları müşterilerine karşı olan sorumluklarının bilincindeler.
X