Gündem Haberleri

    Yasa dışı dinlemede cezalar artıyor

    A.A
    16.11.2009 - 18:37 | Son Güncelleme:

    Hükümet Sözcüsü, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, “Haberleşmenin gizliğini düzenleyen, kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması, özel hayatın gizliliğini ihlal ve soruşturmanın gizliliğini ihlal suçunu düzenleyen Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) ilgili maddelerinin yeniden düzenleme yapılarak, cezaları artırıyoruz” dedi.

    Cemil Çiçek, haberleşmenin gizliğini düzenleyen, kişiler arasındaki  konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması, özel hayatın gizliliğinin ihlal suçunu  düzenleyen, ayrıca soruşturmanın gizliliğini ihlal suçunu düzenleyen TCK'nın  ilgili maddelerinde yeniden düzenleme yapılarak, cezaların artırılacağını  bildirdi.

    TCK'NIN BAZI MADDELERİNDE DEĞİŞİKLİK
             
    Çiçek, bugünkü toplantıda Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) bazı maddelerinde  değişiklik yapılmasıyla ilgili kanun tasarısını da ele aldıklarını ifade etti.

    Bunların TCK'nın, haberleşmenin gizliliğini düzenleyen 132. maddesi,  kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınmasıyla ilgili 133.  maddesi, özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu düzenleyen 134. maddesi ve  soruşturmanın gizliliğini ihlal suçunu düzenleyen 285. maddesi olduğunu belirten  Çiçek, şöyle devam etti:
    “Bu maddelerde bir düzenleme getirdik. Cezaları da artırıyoruz.  Gerçekten, hepimizin son günlerdeki tartışmalardan, söylenenlerden rahatsız  olduğumuz bir husustur bu. Adalet Bakanı üzerinde belli bir süre çalıştı bunun.  Bugün bunun kararını vermiş oluyoruz. Zaten bunlar suç ama caydırıcı olabilmek  bakımından büyük ölçüde cezaların artırılması gibi bir sonuca götürüyor. Bunlar 4  tane madde. Bunların hepsi, hepimizi ilgilendiren konulardır. Biz 2005'te  düzenlerken bunları suç haline getirmiştik, ama konulan cezalar bir kısım  tartışmalara da konu oldu ki 'yeterli değildir' diye. Dolayısıyla, cezaların  artırılması sonucunu doğuracak bir düzenleme.

    Ayrıca, bunun dışında internet suçları ve elektronik imkanlarla işlenen  suçlarla ilgili ayrı bir çalışmaya da zaten Adalet Bakanlığı başlamıştı. Bu  çalışmanın da bir an önce ilgili kurumlarla tartışılarak sonuçlandırılması için  karar almış bulunuyoruz.”

    KEY ÖDEMELERİ

    Cemil Çiçek, Konut Edindirme Yardımı (KEY) ödemeleriyle ilgili  mağduriyetlerin giderilebilmesi bakımından yeni bir başvuruya ve hak sahiplerinin  haklarının iadesine kısa sürede imkan verecek bir yasal düzenlemeye ihtiyaç  olduğunu belirterek, “Bunu yetiştirebilirsek bugün TBMM'ye göndereceğiz. Meclis  takvimi de uygun düşürse yıl sonuna kadar bunu çıkarabilirsek iyi olacak” dedi.

    Çiçek, Başbakanlık Merkez Bina'da gerçekleştirilen Bakanlar Kurulu  toplantısının ardından yaptığı açıklamada, 2007 yılında çıkarılan 5664 sayılı  “Konut Edindirme Yardımı Hak Sahiplerine Ödeme Yapılmasına Dair Kanun”a atıfta  bulunarak, kanun kapsamında 8 milyon 630 bin 604 hak sahibine ilişkin listenin 27  Temmuz 2007 tarihli Resmi Gazete'de yayınlandığını ve tarihten itibaren Ziraat  Bankası'ndan ödemelere başlandığını hatırlattı.

    Bu kapsamda, 11 Kasım 2009 tarihi itibariyle 5 milyon 397 bin 382 hak  sahibine 2 katrilyon 544 trilyon ödeme yapıldığını belirten Çiçek, buna rağmen  halen konuyla ilgili zaman zaman şikayetler geldiğine dikkati çekti. İlan edilen  listede isimleri yer almadığı halde KEY ödemesi almaya hak kazandıklarını ileri  sürenler olduğunu, bunlarla ilgili kurumlara ek süre verildiğini ancak hala  aksaklıklar yaşandığını anlatan Çiçek, halen ilgili kurumlardan Ziraat Bankası'na  bildirilmemiş listeler olduğunu söyledi.

    “Gelinen bu noktada, hak sahibi olduğu tespit edilmiş ancak isimleri  süresi içerisinde bankaya iletilememiş olanlar için yeni bir yasal düzenleme  yapma mecburiyeti var” diyen Çiçek, temel düşüncelerinin “hak sahibi olan kim  varsa bunun hakkını ödemek” olduğuna işaret etti. Hükümet'in aldığı kararların  bu yönde olduğunu vurgulayan Çiçek, bugüne kadar 5 milyondan fazla kişiye ödeme  yapılırken diğerlerine yapılmamış olmasının, kayıtların düzgün tutulmaması ya da  kişilerin hak sahipliği noktasındaki bazı sıkıntılardan kaynaklandığını dile  getirdi.

    Çiçek, “Dolayısıyla bu mağduriyetlerin giderilebilmesi bakımından yeni  bir başvuruya imkan verecek ve hak sahiplerinin haklarının iadesine kısa sürede  imkan verecek bir yasal düzenlemeye ihtiyaç var. Bunu yetiştirebilirsek bugün  TBMM'ye göndereceğiz. Meclis takvimi de uygun düşürse yıl sonuna kadar bunu  çıkarabilirsek iyi olacak. Hükümet olarak bu haksızlığın giderilmesi için bugün  bir karar almış olduk” dedi.
           
    ÇEK KANUNU
             
    Bakanlar Kurulu toplantısında, Çek Kanunu'nun da ele alındığını ifade  eden Çiçek, bir kaç yönü olan bu konunun, “yasal olarak düzenlenmesi en zor  konuların başında geldiğini” ifade etti.

    Çek nedeniyle alacağı bulunanların, çek vermiş ama çeşitli nedenlerden  ödeyememiş olanların, çek ödemesini yapmayanların, bankaların konuya taraf  olduğunu dile getiren Çiçek, ödenmeyenler çek konusunda herkesin aynı kefeye  konmaması gerektiğine işaret etti.

    Toplumsal talep haline geldiği için konu üzerinde yeniden durulması  gereğinin ortaya çıktığını kaydeden Çiçek, konuyla ilgili TBMM Adalet  Komisyonu'nda yapılan çalışmaların belli bir noktaya geldiğini ancak son şeklinin  verilemediğini kaydetti. Çiçek, şöyle konuştu:

    “Herkes kendi yönünden olaya bakıyor. Çek konusu bir güven konusudur.  Piyasada güven ve istikrar büyük ölçüde çekler yoluyla sağlanıyor. Eğer çekin  güvenilirliği ortadan kalkarsa bu da ekonomik faaliyet bakımından beraberinde çok  ciddi sıkıntılar, sorunlar getirecektir. Piyasanın durması gibi sıkıntıları  getirecektir. Özellikle içinden geçtiğimiz ekonomik sıkıntılar da hesaba  kattığımızda... Bütün bunları hesaba katarak son bir değerlendirme daha  yapacağız. Sayın Babacan ilgili arkadaşlarımızla bu konuyu konuşacak, taraflarla  konuşacak. Muhtemelen bir hafta içerisinde bunu da netleştirmiş olacağız.”
             
    KURBAN BAYRAMI
             
    Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek, Kurban Bayramı'ndan önce yapılan son  Bakanlar Kurulu toplantısı olduğu bugün bayram süresince otoyolların, köprülerin  ve toplu taşıma araçlarının kullanımıyla ilgili bir karar aldıklarını bildirdi.  Çiçek, şöyle devam etti:

    “26 Kasım 2009 Perşembe günü saat 00.00'dan başlayarak 30 Kasım 2009  Pazartesi günü saat 24.00'e kadar otoyollar ve boğaz köprülerinden yararlanmak  daha evvel aldığımız karar çerçevesinde olacak. 27 Kasım 2009 Cuma günü saat  00.00'dan başlayarak 30 Kasım 2009 Pazartesi günü saat 24.00'e kadar da  belediyelerle bunların kurdukları birlik, müessese ve ve işletmelerce yürütülen  toplu taşıma hizmetlerinden yararlanma bakımından bayram münasebetiyle bir  kolaylık getirilmiş oluyor.”

    Bakanlar Kurulu toplantısında AB-Türkiye ilişkilerinin de ele alındığını  belirten Çiçek, İsveç'in dönem başkanlığında çevre faslının açılabilmesi için  Türkiye'nin Pozisyon Belgesi'nin ilgili merkeze gönderildiğini kaydetti. Devlet  Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış'ın konuyla ilgili son çalışmalar ve fasılla  ilgili Bakanlar Kurulu'na bilgi verdiğini aktardı.

    Merkez Bankası'nın yılda iki kez, yürüttüğü para politikalarıyla ilgili  Bakanlar Kurulu ve TBMM'ye bilgi verdiğini hatırlatan Çiçek, bu çerçevede 2009  yılının son bilgisinin bugün Bakanlar Kurulu'na sunulduğunu bildirdi. Ekonomik  gelişmeler ve para politikalarıyla ilgili muhtemel gelişmelerle ilgili bir  değerlendirme yapıldığını kaydetti.

    Toplantıda, Bakanlar Kurulu'nun Türkiye'nin çeşitli yerlerine gitmiş olan  üyelerinin uygulanan politikalarla ilgili değerlendirmelerde bulunduğunu  aktardı.

    SORU & CEVAP

    Cemil Çiçek, “kim dinleniyorsa, talep eden yargı mensubudur, yargı  mensubunu kullanıyor. Bu ister müfettiş, ister savcı. Kararı veren yargının  kendisi, hakim. Üçüncüsü dinlenen, izlenen kişi de yargının mensubudur. Olaya bu  açıdan bakıp, kim ne değerlendirme yapacaksa bu çerçevede değerlendirmelidir.  Aksi taktirde bu kafa karışıklığına sebebiyet verir. Hiç alakası almayan kişi ya  da kurumları ya da erkleri zan altında bırakmış olursunuz. Bu da çok doğru  olmaz” dedi.

    Bakanlar Kurulu toplantısından sonra yaptığı açıklamanın ardından basın  mensuplarının sorularını yanıtlayan Çiçek, “dinlemeyle ilgili yasal  düzenlemelerle ilgili olarak, 'cezalar artıyor' dediniz. Cezalar ne kadardan ne  kadara yükseliyor? Bu düzenleme kapsamında ne yapılacak?” sorusuna şu yanıtı  verdi:

    “Sadece ceza artışından ibaret değil. Bir kısım suçlar klasik  yöntemlerle işleniyor, ama teknolojideki gelişmeler nedeniyle dün olmayan bir  kısım fiiller,bir takım hareketler insan hak ve hürriyetlerini rahatsız eden  boyuta ulaştığı ve kamu düzenini ihlal ettiği için o alanda özel bir düzenlemeye  ihtiyaç var.

    Geçmişte de bunu kısmen yapmaya çalışmıştık. Biliyorsunuz internet  suçlarını önleyici bazı tedbirler aldık, ama buna rağmen o tedbirleri aşarak  işlenen suçlar varsa onlarla ilgili son gelişmeler dikkate alınarak, dinlemeler  de dahil, ortam dinlemeleri dahil yeni baştan konunun ele alınması gerekiyor.  Şimdi hemen sevk edeceğimiz tasarıda zaten Ceza Kanunu'nda suç olup da cezaları  yeterli bulunmayanları biraz daha yukarı çıkartmış oluyoruz caydırıcı olabilmesi  açısından. Zaten bunlar suç, ama belli ki mevcut cezalar kafi gelmiyor. Herkesin  biraz daha dikkatli olması lazım. Özellikle soruşturmanın gizliliği dahil. Bir  kısım insanlar daha mahkeme karar vermeden kamuoyu önünde ya mahkum ediliyor, ya  beraat ediliyor. O zaman yargılamanın bir önemi kalmıyor. Yani insanlar savcılığa  veya mahkemeye çok değişik amaçlarla davet edilebilir. Mahkemenin kapısından,  mahkemenin kapısından giren herkes suçlu değildir. Veya herkes beraat edecek diye  de bir şey yok. Buna yargı kendisi karar verecektir. Ama günümüz dünyasında daha  insanlar savcı tarafından, yargı makamları tarafından davet edildiği haberi  duyulduğu andan itibaren herkes o kişinin kişiliğe göre, pozisyonuna göre ya  mahkum ediyor, ya da beraat ediveriyor. Mahkum edilen kişiler , yargı kararıyla  değil, kamuoyu tarafından mahkumiyetine karar verilen kişiler 1 sene, 2 sene  sonra yargılanıyor, sonuçta beraat etse bile o kişinin ruh hali dahil, yakın  çevresi dahil, mesleki itibarı dahil, yerli yersiz bir kısım sıkıntılara da  sebebiyet veriliyor.

    Soruşturmanın gizliliği konusunda maalesef toplum olarak iyi bir sınav  vermediğimizi çok net ifade ediyorum. Ondan sonra özel hayatın gizliliği diyoruz.  Yerli yersiz, izinsiz bir kısım dinlemeler diyoruz. Bunların kayda alınması,  bunların sorumsuzca yayınlanması hepimiz bakımından bir sıkıntı kaynağıdır. Bu  konularla ilgili olarak da bir çalışma yapılması gerekiyordu. Bu zaten birçok  noktada talep edilen bir konu. Evvela mevcut yasalardaki cezayı daha caydırıcı  hale getirmek istiyoruz, ama bunun dışında kalan ve yeniden düzenlenmesi gereken  hususlar varsa, ki var, onunla ilgili de Adalet Bakanlığı bir çalışma yapmış  oluyor.”
           
    “SON GÜNLERDE TARTIŞILAN KONUYU İYİ ANLAMAK LAZIM”
             
    Cemil Çiçek, “özel hayatın gizliliği, kayda alınması ve yayınlanması  dediniz. Bu tür olaylar bu dönemde çok fazla yaşandı. Geçmişe dönük bir düzenleme  içinde olacak mı bu yasa? Ayrıca bugün Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker bir  açıklama yaptı. (Adalet Bakanlığının isteği, mahkemeler kararıyla dinlemeler  gerçekleştiriliyor, ama buna dair de bir yasal düzenleme yapılması gerekiyor.  Çünkü çoğu zaman bu kural doğru olmayabiliyor) diyor. Bununla ilgili de bir yasal  düzenleme olacak mı?” sorusu üzerine şunları söyledi:
    “Hukukun evrensel kuralı olarak ceza hükmü içeren yasalar  yayınlandıkları andan itibaren yürürlüğe girerler. Geriye doğru işlemezler. Ancak  suçu işleyen kişinin lehine olması halinde geriye işler. Değilse, biz cezaların  arttırılmasından bahsettiğimize göre elbette TBMM de uygun görüyorsa  çıkartacağımız bu yasanın yayınlanması tarihinden itibaren ya da yürürlüğe  girdiği tarihten itibaren bir anlam ifade edecektir. Geriye dönük bir soruşturma  bu manada olmaz. Geriye dönük işlenmiş bir suç varsa halen yürürlükteki madde  çerçevesinde yargılanması yapılacak ve cezalandırılacaktır. Birinci olarak bunu  ifade etmek istiyorum.

    İkincisi, doğal olarak son günlerde tartışılan konuyu iyi anlamak lazım.  Dinlemeyi talep eden yargı mensubu, yargı yetkisini kullanan kişi ya da kişiler.  Kararı veren yargı mercii. Dinlenen kişiler de yargı mensupları. Bu üçü arasında  olup biten şeydir. Eğer bu konuyu bunun dışına çıkarttığımız taktirde çok doğru  bir değerlendirme olmaz. Bunu tekrar ifade ediyorum. Son günlerdeki tartışma  konusu olarak, kim dinleniyorsa, talep eden yargı mensubudur. Yargı mensubunu  kullanıyor. Bu ister müfettiş, ister savcı. Kararı veren yargının kendisi, hakim.  Üçüncüsü dinlenen, izlenen kişi de yargının mensubudur. Olaya bu açıdan bakıp,  kim ne değerlendirme yapacaksa bu çerçevede değerlendirmelidir. Aksi taktirde bu  kafa karışıklığına sebebiyet verir. Hiç alakası almayan kişi ya da kurumları ya  da erkleri zan altında bırakmış olursunuz. Bu da çok doğru olmaz. Bu konu nedir,  ne değildir, kanunlar yetiyor, yetmiyor, bunların hepsi tartışma konusu olabilir,  ama olayı net ortaya koymak lazım. Kim neyi tartışıyor şu anda ben onu  anlayabilmiş de değilim.”
           
    “132, 133, 134 VE 285. MADDELERDE CEZA ARTTIRIMINA GİTMİŞ OLUYORUZ”
             
    Hükümet Sözcüsü Çiçek, “yeni düzenlemeye göre hakim ve savcıların  dinlenme yolu değişecek mi? Yine müfettiş talebi yetecek mi? Arttırılacak  cezalara somut örnek verebilir misiniz?” sorusu üzerine, şunları kaydetti:
           
    “Yeni bir şey yapmıyoruz bu tasarıda. Zaten 1 Haziran 2005'te yürürlüğe  giren Türk Ceza Kanunu'nda bunlar suç. Bu suçların sadece cezalarında arttırıma  gidiyoruz. Yeni bir suç ihdas etmiyoruz. Öbür taraftan, bu kanun dışında kalan,  ama teknolojideki gelişmeler sebebiyle hem özel hayatın, hem soruşturmanın  gizliliğini, hem başkaca kamu düzenini ihlal eden ve suç haline getirilmesi  gereken hususlar varsa bunun da ayrı bir düzenleme konusu yapılması gerekiyor. Bu  ikinci kısım. Bizim burada söylediğimiz; sadece zaten suç olan, diyelim ki  birinci maddede 6 aydan iki yıla kadar veriliyor. Şimdi 6 aydan 2 yıla kadar  olunca bunun tecili mümkün, paraya çevrilmesi mümkün. Belki asgarisi 2 yıl olur,  azamisini 4 yıl, 5 yıl yapabilirsiniz. Yani bu konuyu tabiatıyla kesin bir hüküm  olarak burada ifade edemeyiz, ama cezaların artırılması gerektiği kanaatini  taşıyoruz. Geri kalanı TBMM Adalet Komisyonu'nda, diğer komisyonlarda tartışılır,  uzlaşma ile belli bir süre tespit edilebilir. Bu ikisi birbirinden farklı bir  olay. Biz mevcut, şimdi sevk ettiğimiz tasarıda 132, 133, 134 ve 285. maddelerde  ceza arttırımına gitmiş oluyoruz” dedi.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı