« Hürriyet.com.tr
MENÜ

Yarış atlarına prenses gibi bakılıyor

Binicilik yarışmalarına katılacak atlara adeta bir “prenses” gibi bakılıyor. Müsabakalarda kısa süreliğine seyirci önüne çıkan atlar, müsabaka anına kadar son derece zahmetli, vakit alan ve özen isteyen uygulamalardan geçiriliyorlar. Bu atlar, tam bir disiplin içinde aldıkları özel eğitimlerin yanı sıra çok iyi besleniyor, tüylerine ve tırnaklarına bakım yapılıyor, hatta solaryuma bile giriyor.

A.A.
SON GÜNCELLEME
Her gün yapılan ısınma ve eğitim antrenmanlarıyla formda tutulan atlar, müsabaka öncesi “kapatma” denen uygulamayla, yarışa adeta bir gelin gibi hazırlanıyor.

Ankara'da biniciliğin en prestijli yarışmalarına ev sahipliği yapan Başkent Binicilik Kulübü'nde müsabaka atları, güne sabah saat 07.00'de başlıyor. “Tersleme” denen atların gece boyunca dışkılaması nedeniyle ilk iş olarak ahırları temizlenirken, atlar da kimi zaman arpa, buğday, kimi zaman özel Avrupa yemler ve kimi zaman da sebze meyve ile sabah kahvaltılarını yapıyorlar. Bir at günde 2 ile 6 kilo arası yem yiyebiliyor ve 6 litreye kadar su tüketebiliyor.

Atların koşu bandı “adeta”

Atlar, beslenmenin ardından saat 08.30'da ısınma antrenmanı için belli bir düzen içinde koşu yaptıkları “adeta” olarak adlandırılan ve atların koşu bandı olarak nitelendirilen makineye giriyor.

Başkent Binicilik Kulübü Yönetim Kurulu Üyesi Tülin İpek Şahbaz, atların burada sabah sporu yaptığını belirterek, “15 dakika sağa, 15 dakika sola koşuyorlar. Makine içindeki delikli kasisler, at durmaya çalıştığında atı arkadan itiyor. Atlar hem birbirleriyle temas etmiyor hem de hiç durmadan sürekli koşmak zorunda kalıyor” dedi.

Isınma koşusunun ardından her at, kendisi için belirlenmiş özel eğitimleri alıyor. Müsabaka atlarına, en iyi eğitmenler eşliğinde yaklaşık 1,5-2 saat eğitim verilirken, engel atlayacak atlar ise bazı özel eğitimlere de tabi tutulabiliyor.

Yeni atlar daha sıkı çalışıyor

Türkiye'de “biniciliğin profesörü” olarak bilinen ve sağlık problemleri nedeniyle 2005 yılında aktif spor hayatına son veren kulübün eğitmenlerinden Ata Zorlu, aslında yaptıkları işin atın doğasına aykırı olduğunu ifade ederek, “Bu nedenle atın adalesini aynı düzeyde tutmak için haftanın 6 günü, günde 1,5-2 saat antrenman yaptırmak zorundayız. Müsabaka sırasında çıkabilecek problemleri çözebilmek için bu şekilde çalışmalıyız. Adalesi oturmuş atları mümkün olduğu kadar sıkıştırmadan, keyifli bir şekilde çalıştırırız ama yeni atların çalışma süresini iki saate kadar uzatabiliyoruz” diye konuştu.

Özel eğitimlerin ardından temizliği ve bakımı yapılan atlar, tekrar ahırlarına götürülüyor ve besleniyorlar. Akşam üzeri sadece gezinti yaptırılan atlar, en geç saat 18.00'de geceyi geçirecekleri ahırlarına dönüyorlar.

Atların sağlığını korumak ve performanslarını artırmak için özel uygulamalar da yapılıyor. Her çalışma öncesi ve sonrası atların tırnakları temizleniyor ve özel bir yağla ovuluyor. Atların yeleleri ve tüyleri “tımar” denilen işlemle her gün taranıp, talaşları temizlenirken, atlar bel ağrılarına karşı da solaryuma sokuluyor. Burada özel ışınlarla atların ağrıları azaltılıyor, tedavi ediliyor.

-Tecrübeli seyis, atı 5 dakikada “kapatıyor”-

Tüm bunların yanında müsabakaya çıkacak at “kapatma” diye adlandırılan bir merasimle müsabakaya hazırlanıyor. Tecrübeli bir seyisin kapatma işini 5 dakika kadar kısa bir sürede yapabileceğini ifade eden Ata Zorlu, bu süreci şöyle anlattı: “İlk olarak eğer altlığı olarak kullanılan 'keçe' diye tabir edilen, eğerle atın vücudu arasında koruyucu görev taşıyan örtüyü koyuyoruz. Eğer altlığı ile eğerin arasına pelüş bir malzeme koyarak atın beline yük binmesini, binicinin ağırlığından dolayı bir ağrı oluşmasını engelliyoruz. Bu pelüşün üzerine de eğeri koyuyoruz. Daha sonra 'kolan' denen kayışla eğeri atın vücuduna sabitliyoruz ve eğerin kaymasını engelliyoruz. Ardından atı yönlendirmekte kullandığımız dizgin kolları oyan başlığı atın kafasına takıyoruz. Daha sonra başlık, eğer ve dizgin kollarını 'göğüslükle' birbirine sabitliyoruz.”

Çürümeyi önlemek amacıyla tırnaklar yağlanıyor

Atların ayaklarının birbirine veya engele çarparak zarar görmesini engellemek amacıyla, ayaklara “geytır” diye tabir edilen koruyucuların takıldığını ifade eden Zorlu, “Geytır, plastik malzemedendir ve içleri yumuşaktır. Atın ayağını rahatsız etmez. Bunlar takıldıktan sonra ayakların yıpranmasını engellemek, tırnakların yumuşayarak çürümesini önlemek amacıyla tırnakları yağlanır” dedi.

Zorlu, bazı atlara kulaklıkta takılabildiğini, bunu bazılarının süs amacıyla, bazılarının ise atın konsantresi çevreden gelen seslerle bozulmasın, at bu sesleri duymasın diye kullandığını kaydetti. Bazen atların kulaklarına pamuk da konabildiğini ifade eden Ata Zorlu, sözlerini şöyle tamamladı: “Bazı atların kuyruğuna kırmızı kurdele takılıyor. Buradaki amaç, diğer atların hareketlerinden rahatsız olarak tekme atma olasılığı olan atlara karşı binicileri uyarmak. Atlar tüm bu işlemlerin ardından müsabakaya hazır duruma geliyorlar.”

Bunları da Beğenebilirsiniz
İlişkili Haberler