"Ayşe Arman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Arman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Arman

Yarım Kalan Hayatlar sosyal sorumluluk projesi ödül aldı

EKİM şahane başladı.<br><br>Bu okuyacağınız güzellik de dün oldu.

('YARIM KALAN HAYATLAR' SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ)

Biricik bebeğim Yarım Kalan Hayatlar, ödüle layık bulundu.
Kendi alanında son derece başarılı 3 canavar adayı, geride bıraktı, ödülü kaptı.
İnanır mısınız, acayip hoşuma gitti. Ödülleri ciddiye alan biri değilim ama bu Yarım Kalan Hayatlar’la yemin ederim kafayı yedim. O kadar emek veriyorum, o kadar inanıyorum ki, bu şıklığa tahmin edemeyeceğiniz kadar sevindim.
Cumartesi günü sağ olsun hurriyet.com.tr’ciler  (Aslı Yurtseven ve Serkan Pulluk) hepsini bir araya toplamışlardı, tıklayınca 24’ünü birden karşınızda buluyorsunuz. Lütfen girmediyseniz, girin. Kimlere ne tür bir hizmet vermişim, karşılığında onlardan gelen para da kimlere gitmiş görüyorsunuz. Meslek hayatım boyunca en övündüğüm şeylerden biri oldu bu Yarım Kalan Hayatlar.
Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği’nin ödülünü, kütüphanemin en değerli yerine koyacağıma emin olabilirsiniz ama ne yazık ki ödülü almaya ben gidemedim. Elimde olmayan sebeplerden ötürü. Benim yerime alan Hürriyet gazetesi ekonomi muhabiri Mete Tamer Omur’a teşekkürü borç bilirim.

*  Siz kimsiniz?
- Biz PDR-DER’iz. Yani Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği. 89’da kurulduk. 2500 üyemiz ve 13 şubemiz var. Ben de bu derneğin genel başkan yardımcısıyım. Adım Hüseyin Şen.

*  Üyelerinizi, psikolojik danışma ve rehberlik mezunları mı oluşturuyor?
- Evet. Meslektaşlarımızdan öğretim üyelerine, profesörlere kadar geniş bir yelpazemiz var.

*  Ne tür etkinlikler yapıyorsunuz?
- Meslek derneği olmamız itibariyle, öncelikle mesleğimizin savunuculuğunu yapıyoruz. Psikolojik danışmanlığın, toplum nezdinde daha etkin bir şekilde hizmet vermesi için uğraşıyoruz. Bireyin kendini geliştirmesini hedefliyoruz ve sağlıklı bir şekilde geleceklerine yön vermelerini sağlamaya çalışıyoruz. Bir tür aynayız. Türkiye’de 53 üniversitede lisan programımız var, ayrıca yüksek lisans ve doktora. Bu alanda çalışan 700 akademisyen mevcut.

*  Daha önce hiç ödül verdiniz mi?
- Verdik. 2009’da Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Başkanı rahmetli Türkan Saylan’a. 2010’daki ikinci ödülümüz, “Engelleri Kaldır Hareketi”nin kurucusu Rodin Alper Bingöl’e gitti, bu yıl ki ödülü de size takdim ettik.

*  Neden ödül veriyorsunuz? Amacınız ne?
- Toplumda insanların birbirlerini anlamaya çalışmasını sağlamak, hoşgörüyü, empatiyi geliştirmek. Anlamlı işler yapan insanları ödüllendirmek ve onların çabalarını ödüllendirmek. Daha sağlıklı bir toplum ilişkisi üretmek. Tabii ki bir ödülle, her şeyin daha güzel olacağını beklemiyoruz ama bir sivil toplum örgütü olarak, daha iyi bir toplum yaratmak için katkıda bulunmak istiyoruz.

*  Yarım Kalan Hayatlar nereden aklınıza geldi...
- Herhangi biri, herhangi bir kişi ya da kurumu aday gösterebiliyor. Bu sene epey aday vardı, Empati Değerlendirme Kurulumuz 4’e indirdi. Birinci aday, Boğaziçi Üniversitesi Barış Eğitimi Uygulama ve Araştırma Merkezi’ydi, Türkiye-Yunanistan ve Kıbrıs üzerine çalışmaları dolayısıyla. İkinci aday, Avukat Şahin Antakyalıoğlu’ydu. Çocuklara Yönelik Ticari Cinsel Sömürüyle Mücadele Ağı çalışması dolayısıyla. Üçüncü aday, Nurten Akkuş’tu. “Baba bana bir masal anlat” projesiyle, babaları da çocukların eğitimine dahil etme çalışması dolayısıyla. Dördüncü aday da, sizdiniz. Yarım Kalan Hayatlar sosyal sorumluluk projesi dolayısıyla. Psikolojik danışmanların oylamaları sonucunda, hayatın farklı alanlarından konuları ve insanları anlamak için gösterdiğiniz çaba ve toplumu bu doğrultuda bilgilendirmeye ve toplumsal duyarlılığı geliştirmeye yönelik yaklaşımınızla ödülü siz kazandınız.

*  Çok teşekkür ederim.

UTANÇ, ÜZÜNTÜ, ŞÜKÜR

Ayşe, 1 yaşına basmak üzere bir oğlum var. Onun partisini planlarken Yarım Kalan Hayatlar’da yer alan Tijen ve Oğulcan’ı okudum. Neler hissettiğimi anlatabilmem mümkün değil:
Utanç, üzüntü, şükür.
O annenin yaşadığı çaresizliğe çok üzüldüm. Sağlıklı bir oğlum olduğu için şükrettim. Sonra tarifsiz bir utanç duydum. O nelerle uğraşıyor, ben nelerle uğraşıyorum diye. Derken herkes gibi Allah’tan Tijen’e sabır diledim. Sonra düşündüm, sadece sabır dilemekle olmaz ki. Biz ne yapabiliriz? Milyonlarımız yok ama vicdanımız var. Ucundan tutsak? (Gizem Ö.)
- Gizem, teşekkür ederim mail’ine. Senin gibi “Ne yapabiliriz?” diye soran pek çok kişi olmuş. Asistanım Hande, Tijen Güden’in hesap numarasını ilgilenenlere mail atacak. Benim gazetede yayınlamam uygun olmuyor, ama tek tek isteyenlere vermekte bir sakınca yok. Zaten üç-beş kuruş birikiyor, öyle atla deve paralar değil. Ama hiç yoktan iyidir. Tabii ki bu çare değil, Tijen’e evinden yapabileceği bir iş bulmamız gerekiyor, benim inancım var, bulacağız, yoksa gerçekten kafayı yiyecek.

Yaşar Nuri ve 25 yaşındaki eşi

BİR zamanlar, epeyce büyük bir sevgilim olmuştu.
Anneme söyledim.
Mami’nin hoşluğu ve farkı bu.
Baygınlık geçirmedi, asıp kesmedi, sadece “O, senin kanınla besleniyor!” dedi.  “Nasıl yani? Vampir mi demek istiyorsun?” dedim. “Öyle de diyebilirsin” diye yanıtladı, “Neden vampir biliyor musun? Senin kanınla, gençlik enerjinle besleniyor. Hayat buluyor, tüylerini parlatıyor. Sana ne yapman gerektiğini söylemek düşmez artık 18’den büyüksün ama iyi niyetle değerlendirebileceğim bir ilişki değil bu. Her şeyden önce eşit bir ilişki değil...”
“Nasıl yani sevgilim bir çıkarcı mı?” dedim.
“Tabii” dedi, “Yaşlı bir çıkarcı! Ve senden faydalanıyor!”
“Ne alakası var” dedim, “Ben de ondan faydalanıyorum o zaman! Ben de onun yaşından, birikiminden öğreniyorum. Kimse beynime silah dayamadı ki birlikte olmam için...”
O zamanlar küçüktüm, annemin ne demek istediğini anlamamıştım.
İçimden, “O zaten aşktan ne anlar!” demiştim. Ama hayat bana örneklerle annemin ne demek istediği çok güzel öğretti. Her makul ötesi yaş farkı bulunan ilişkide, böyle bir “kan emme” durumu söz konusu.
Tamam alan memnun, veren memnun sana ne diyebilirsiniz ama...
Bu, söz konusu adamların “vampir” olduğu gerçeğini değiştirmiyor.
Her ne kadar, artık toplumda, “Belli bir yaşa gelen erkek, genç kadın ister” anlayışı hâkim olsa da...
O anlayışta sizce de, biri aleyhine yapılmış büyük bir haksızlık, büyük bir dengesizlik yok mu?

X