"Ayşe Arman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Arman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Arman

Yarım kalan hayatlar 4

BİRAZDAN kırmızı elbisemi giyeceğim.<br><br>Sofa Otel’in terasına gideceğim.

Pampers Prima Premium Care’in lansmanı var.
Prima’nın lansmanı, benim lisanımda “Yarım Kalan Hayatlar 4”.
Daha açıklayıcı olayım:
Prima, yeni bir ürün çıkarıyor ve dokunma temasının önemini vurguluyor.
Peki n’apıyor?
Lansmanı, bir sergi eşliğinde gerçekleştiriyor.
Bence gayet yaratıcı. Çünkü artık bu devirde lansmanı, lansman şeklinde yapmanın bir esprisi yok.
Bana ekstradan bir şey sun, sadece ayakta dikilip şarap içmeyeyim, aynı zamanda bir şey öğreneyim, yeni bir laf duyayım, biraz şaşırayım...
İşte onlar bunu yapıyorlar.
Sergi, Şengül Pallı’nın fotoğraflarından oluşuyor.
Pallı, doğum fotoğrafçılığı alanında bu ülkede bir öncü. Aynı zamanda ebe olduğu ve yıllarca ameliyathanelerde çalıştığı için, yabancı bir madde gibi orada bulunmuyor. Çünkü bir doğum görüntüleyebilmek için, kişinin iyi fotoğrafçı olması filan yetmiyor, daha fazlası gerekiyor, o da Pallı’da var.
Nereden biliyorum?
Çünkü benim doğumumu da o çekti. Alya’yla benim de iki adet fotoğrafımız var o sergide. Ama bu değil mesele.
Ben serginin açılışında Prof. Dr. Sabiha Paktuna Keskin ve Şengül Pallı’yla bir röportaj gerçekleştireceğim. Yine bir tür sahne röportajı. Prima da buna karşılık, “Yarım Kalan Hayatlar”ın fiks ücreti olan 20 bin TL’yi o paraya ihtiyacı olan çok çor durumdaki bir annenin hesabına yatıracak.
Bu pazar okuyacaksınız o anneyi ve hakikaten ibret veren hikâyesini.
Hadi ben gidiyorum.
Şans dileyin.

70 yaşındaki taş kadın ve Botero

PIŞ pış Pera Müzesi’ne...
Botero sergisine...
Ya da önce bu cumartesi onunla yaptığım röportajı okuyun, öyle gidin. Hayat hikâyesini bilerek o tabloları izleyin. Daha çok keyif alacaksınız. Aynen bana olduğu gibi. Adamı tanıdıkça, tablolarına duyduğum sempati arttı. Sevgilinizi de alın, ele ele gezin sergiyi. O şişman kadınlar, o şişman adamlar içinizi açacak. Sonra müzenin kafesine gidin kendinize bir filtre kahve söyleyin. Tamam mı, anlaştık mı? Kahvenizden bir yudum alın, sonra sevgilinizi öpün.
Botero, dünyada en çok taklit edilen ressamların başında geliyor, bütün Uzakdoğu onun taklitleriyle dolu. Ne yalan söyleyeyim, Bali’den ve Vietnam’dan ben de aldım.
Maestro (ona böyle deniyor) taklitlerinin olmasına aldırmıyor, “Altına imzamı atmadıkları sürece sorun yok” diyor. Hatta bu kadar taklit edilme hoşuna bile gidiyor.
Botero’nun ismi o kadar büyük ki, herkes adamı öldü sanıyor, halbuki yaşıyor. Hem de 70 yaşında fıstık mı fıstık bir kadınla!
Maestro Kolombiyalı, Latin yani, karısı da Yunanistanlı.
Olağanüstü bir kombinasyon, iki ateş bir arada. Eşi de sanatçı, hem heykeltıraş hem de takı tasarımcısı.
Hemen çarpıldığım şeyi söyleyeyim:
Sophia Vari, hayatımda gördüğüm en taş 70’lik.
İnanamadım.
Paris Match’in kapağındaki 76’lık Sophia Loren’den daha iyi.
Tabii ki yüzünü gerdirmiş.
Ama bu kadar mı iyi bir yüz gerdirme operasyonu olur.
Hâlâ kafamı duvarlara vuruyorum, “Kim sizi böyle güzel gerdi” diye sormadığım için.
Bir sürü güzel fotoğraf çektik, Botera’ya da merak ettiğim her şeyi sordum, cumartesiye beklerim.

Meral Tamer’in müthiş dizisi

MİLLİYET’te pazar günü başlayan usta gazeteci (niye hep erkekler için kullanılsın ki bu deyim) Meral Tamer’in dizisi muhteşem.
Bu pazar dedim ki, “Budur. En güzel iş bugün Meral Tamer’in işi!”
Bir kere çok çok geçmiş olsun diyorum.
Ve yaşadıklarını bu kadar güzel ve öğretici bir biçimde bizimle paylaştığı için ona teşekkür ediyorum. Bir solukta okudum ve okumaya devam ediyorum. Ayrıca bu sabah Medika’ya gidip mamografi çektirdim. Belki de onun yazdıklarını okumasaydım ertelerdim.
Beni gaza getirdiği için Meral Tamer’e tekrar teşekkür ediyorum.

Bu evliliği savunanlar nerdesiniz?

KEPAZELİĞİ takip ediyor musunuz?
Halis Toprak-Nazlıcan evliliğinden söz ediyorum.
Sirke döndü her şey.
Tarafların birbirleri hakkındaki suçlamaları artık pespayelik ötesi.
“Sapkın istekler”e kadar vardı.
Hani aşk vardı? Hani aşkta mantık aranmazdı? Hani yaş farkının bir önemi yoktu? Hani biz kadınlar önyargılıydık, anlamıyorduk olan biteni? Hani hakkımız yoktu karışmaya?
Herhalde şimdi haklı olup olmadığınızı düşünüyorsunuzdur.
Ya da en azından ben öyle umuyorum.
Hoooop erkek yazarlar size söylüyorum!

X