Yargıyla aramızda ’körler ve sağırlar’ diyaloğu durumu var

Yalçın BAYER
26.02.2006 - 00:00 | Son Güncelleme:

Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, özelleştirmelerin yargıya takılmasıyla ilgili soru üzerine "Ekonomi yönetimi ile yargının birbirini anladığından emin değilim. Körler ve sağırlar diyaloğuna benzer bir durum var. Yargının hassasiyetini ekonomi yönetimi, ekonomi yönetiminin hassasiyetini de yargı anlamalı. Bunun için bir araya gelmeliler" dedi.

BAŞBAKAN Yardımcısı Abdüllatif Şener, ekonomi yönetiminin ve yargının yani tarafların birbirlerini anladığından emin olmadığını belirterek, "Körler ve sağırlar diyaloğuna benzer bir durum var. Bunun çözümü için ekonomi ile yargı bir araya gelmeli" dedi. Şener, bazı ilçe kongreleri için geldiği İzmir’de Balçova Termal Otel’de bir grup gazeteciyle sohbetinde, Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen hakkındaki müfettiş raporunda yer alan iddialar konusunda ise konuşmak istemediğini belirtti. Şener’in çeşitli sorulara verdiği yanıtlar şöyle:

ZAMANINDA İYİ KAZANMIŞLAR

İhracatçının kurdan yakınmalarına ne diyorsunuz?

- Bazı sektörlerin zorlandığı doğru. Biz iktidara geldiğimizde dolar kuru 1 milyon 680 bin liraydı. Şimdi 1 milyon 300’lerde seyrediyor. İhracat yapan tekstilci malını dolar ile sattığı için zararda. Buna rağmen ihracat artıyor. Demek ki zamanında tekstilciler iyi kazanmış. İhracatının derdi kur. Ama faiz de, kur da Merkez Bankası’nın sorumluluğunda. Sonuçta sıkıntıya rağmen ihracat artıyor. Demek ki verimlilik artışı var.

Cari açık endişelendiriyor mu?

- 2005’de 22.8 milyar dolar cari açık oldu. Ama içeriye de 44 milyar dolar para girdi. Üstelik bunun yüzde 57’si doğrudan ve uzun vadeli yabancı sermaye. Dikkatinizi çekerim bu sıcak para değil, uzun vadeli para.

Ekonomi iyileşiyor mu?

- (Gülerek) Ekonominin iyileştiğini hissediyorsunuz değil mi?

Kara para geliyor mu?

- Mümkündür.

YARGI KÜLTÜRÜ FARKLI

Özelleştirmede yargı iptallerine ne diyorsunuz?


- Ekonomi kültürü ile yargı kültürü çok farklı. Bir tarafta yargının hassasiyetleri var. Ekonomi yönetiminin hassasiyetleri de yabana atılmayacak kadar önemli. Ekonomi yönetiminin ve yargının yani tarafların birbirlerini anladığından emin değilim. Körler ve sağırlar diyaloguna benzer bir durum var. Bunun çözümü için ekonomi ile yargı bir araya gelmeli. Yargının hassasiyetini ekonomi anlamalı, yargı da ekonomiyi. BDDK diye bir kurum var. Bankacılıktan anlayan uzmanların bir araya geldiği bir kuruluş. Oradakiler sadece ekonomi bilgisine sahip değil, bankacılık uzmanı. Yüzlerce uzman bir karar alıyor, sonra mahkemeye gidiliyor. Hakim karar verirken bilirkişiye gidiyor. Oysa, o bilirkişi gibi yüzlerce uzman var.

İŞÇİNİN KARŞISINDA İŞSİZ VAR

Şarap üreticilerinin vergilerin azaltılması isteğini nasıl buluyorsunuz?


- Şarap üreticileri geçen gün geldi, vergileri azaltın, dediler. 15 yıllık milletvekiliyim. Bugüne kadar beni kim yakalarsa aynı şeyi söylüyor.

Sendikal hareketlerin şansı var mı?

- Sendikal hareketin hiç şansı yok artık. Çünkü eskiden işçinin karşısında sermaye vardı, şimdi işçinin karşısında işsiz var.

Beni sıkıştırmayın sonra vukuat oluyor

HÜKÜMETİN bir bakanı hakkında müfettişlerin ilk defa bir rapor hazırlanmasını "hassas bir konu" olarak değerlendiren Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, kendisine bağlı olan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK), Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen’le ilgili iddialara yer verilen Egsbank ile ilgili raporundan haberi olmadığını ileri sürdü. Şener, "Bağımsız kurulların hiçbir raporu bakanlığa gelmez. Beni sıkıştırmayın; susmayı düşünüyorum. Çünkü ben ne söylersem vukuat oluyor" dedi.

Unakıtan’ın oğlu sorusuna ’hiç düşünmedim’ yanıtı

ABDÜLLATİF Şener, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın oğlunun ailenin soyadı ile firma kurması, teşvikler alması, ÖTV indiriminden yararlanması konusunda "Sizin oğlunuza böyle bir şey yapmasına izin verir miydiniz" sorusuna, gülerek şu yanıtı verdi: "Hiç düşünmedim... Böyle bir durumum olmadı ki..."

Kimseye yaranma peşinde değiliz

DEVLET ve Başmüzakereci Ali Babacan, "Biz kimseye yaranmak peşinde değiliz. Bizim tek derdimiz, Türkiye’nin standartlarını yükseltmek, halkımızın daha yüksek standartları yakalamış bir ülkede, daha iyi bir yaşam kalitesine ulaşmasını sağlamak" dedi. Babacan, Kütahya’nın Gediz İlçesi’nde AK Parti Teşkilatı’nın kongresinde yaptığı konuşmada, Türkiye’de 3 yıl önce, "yapılamaz", "gerçekleştirilemez", "bunlar sadece bir hayal" denilen pek çok şeyin gerçekleştiğini vurguladı. Babacan, Türkiye’de kişi başına düşen milli gelirin 2 bin 600 dolardan 5 bin dolara kadar ulaştığını belirterek, "Doğru politikalarla, dürüstçe ve samimiyetle çalıştıktan sonra, gerçek anlamda ancak refahı ve zenginliği yakalayacağız" diye konuştu.
Etiketler:


EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı