Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Yargıya terör

BU satırları okuyanların eminiz yüzde biri bile, “Ankara’da yargıç var” dedirtecek dürüstlükteki hâkimleri, örneğin Emin Dazıroğlu’nu, İsmail Köylüoğlu’nu ve Demokrat Parti iktidarının baskıyla tutuklattırdığı CHP Genel Sekreteri Kasım Gülek’i serbest bırakan Hamdi Öner’i bilemezler. Çünkü üzerinden en az 50 sene geçti.

Ama onların isimleri hâlâ, olayları bilenler arasında saygı ile anılıyor.

Şimdi bu iktidar da, kurumsal olarak askeri, medyayı, bürokrasiyi, Atatürkçü sivil toplum kuruluşlarını, üniversiteyi, yargıyı, iş dünyasını sindirme kampanyası yetmiyormuş gibi, son olarak tek tek yargıçlar üzerinde baskı uygulamaya başladı.


Hoş Başbakan Tayyip Erdoğan’ı, şehitlerden söz ederken “kelle” dediği için “3 kuruş” para cezasına mahkûm eden Kartal İkinci Sulh Hukuk Hâkimi Sevgi Övüç’e “haddini bildirmek” için soruşturma açtıran da bu iktidarın -şimdi TBMM Başkanı olan- Adalet Bakanı değil miydi?

Sevgi Övüç’ün suçu, dava ile ilgili kararı yazmayı -personel yetersizliği nedeniyle- geciktirmiş olmasıydı.


Gerçi o sonra “beraat” etti, ama maksat zaten “Başbakan’ı üzeni de biz üzeriz” mesajını tüm yargı mensuplarına vermek ve “ayaklarını denk almalarını” sağlamaktı.


Şimdi de Adalet Bakanlığı müfettişleri, Sincan Birinci Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Osman Kaçmaz’ın “meslekten ihracı” gerektiğini bildiren bir raporu Bakan’a sunmuşlar.


Bundan sonrasını Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) belirleyecek.


HSYK
kararını gönül rahatlığıyla bekleyebiliriz. Osman Kaçmaz’ın bir yargıca yakışmayan eylemleri varsa cezalandıracaklarından, yoksa aklayacaklarından biz eminiz. Çünkü bugünkü kompozisyonuyla HSYK’nın “yargı bağımsızlığı” konusundaki duyarlılığına hepimiz tanığız.


Zaten mesele, bir yargıç hakkında yapılmış bir işlemin içeriği değil. Asıl mesele, o işlemi başlatan zihniyetin Türkiye’deki yargıyı sindirip ülkeyi -Kemal Kılıçdaroğlu’nun dün söylediği gibi “adım adım” değil- koşar adımlarla; keza “örtülü” de değil “açık şekildefaşizme götürüyor olmasıdır.

Bir ülkenin Başbakanı tutar da Ergenekon davasının “savcısı” olmaya soyunur mu? Lafa “Biz yargının işine müdahale etmeyiz” diyerek başlayıp, Adli Tıp Kurumu’nun hangi raporunun nasıl anlaşılması gerektiğine ilişkin mütalaa serdeder mi?


Siz “yargı bağımsızlığı” kavramını içine sindirmiş bir Başbakanın -son ıslak imzalı belge tartışmasına karışıp- hangi kurumun savcılığa ne göndermesi gerektiğine ilişkin sözler söylemesini hoş görebilir misiniz?


Yargıya
bu kadar müdahale eden bir Başbakanın yönettiği ülkede, Ergenekon sanıklarından özellikle yazarların siyasi bir baskı olmadan tutuklu kaldıklarını savunabilir misiniz?


O nedenle Osman Kaçmaz’la ilgili soruşturmanın 2008’de başlamış olduğunu söyleyerek, “Vallahi benim bir günahım yok” mesajı vermeye çalışan Adalet Bakanı Sadullah Ergin hiç boşuna umutlanmasın. Tüm bunların siyasi sorumlusu odur.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI