Yargıya müdahale değil mi?

Hürriyet Haber
07.08.2015 - 10:28 | Son Güncelleme:

Dünyanın her yerinde demokratik hukuk devletlerinde yargı bağımsızdır.Yasalarda bu çok açık bir biçimde yer almaktadır.Almanya’da da öyle...Nitekim Alman Anayasası’nın 97’inci maddesinde “Yargıçlar bağımsızdır ve yalnız yasaya bağlıdırlar” denilmektedir.

Ancak yargıçlar bağımsız oldukları halde Almanya’da savcılar bağımsız değillerdir.
İşverenleri konumundaki Eyalet Adalet Bakanları ile Federal Adalet Bakanı savcılara emir verebilmektedir.
İşte son günlerde yaşanan gelişmeler, Almanya’da yargıçların yanı sıra savcıların, daha doğrusu yargının bağımsızlığı tartışmalarını da yeniden gündeme getirdi.
Federal Anayasa Koruma Teşkilatı’nın interneti daha iyi kontrol edebilmek için yeni planlar yaptığını ve bununla ilgili gizli belgelerden bazı alıntılar yayınlayan Netzpolitik.org isimli internet sitesinin sorumlusu iki blogger hakkında soruşturma başlatması üzerine hedef tahtası haline gelen Federal Anayasa Mahkemesi Başkanı Harald Range’nin devre dışı bırakılması Almanya’da yeni bir tartışma başlattı.
Range, emekliye sevk edilmeden birkaç saat önce Karlsruhe’de apar topar düzenlediği bir basın toplantısında, “Alınacak sonuçlar muhtemelen işlerine gelmeyeceği için politikanın soruşturmaları etkileme girişimi, bağımsız yargıya kabul edilemez ve çekilmez bir müdahaledir” demesi bardağı taşıran son damla oldu.

* * *

Vatana ihanet suçlamasıyla soruşturma açılmasının basın özgürlüğü açısından sakıncalı olduğuna önceden Bakanlığı tarafından dikkat çekildiğini söyleyen Federal Adalet Bakanı Heiko Maas, güven kaybı yaşandığı gerekçesiyle Federal Anayasa Mahkemesi Başkanı Harald Range’yi emekliye sevk etti.
Evet, bir yanda bağımsız yargı, diğer yanda devlet müdahalesi...
Evet, bir yanda hukuk devleti, diğer yanda hukuk devletine müdahale...
Hem de hukuk devletine devlet müdahalesi...
Basın özgürlüğüne müdahalenin savunulacak hiçbir yönü yoktur.
Basını susturmaya dönük girişimlerin savunulacak, kabul edilecek hiçbir yönü yoktur.
Olmamalıdır da...
Ancak, böyle bir durum başka bir ülkede yaşansaydı, yani başka bir ülkede politika yargıya müdahale etseydi, acaba Alman politikacılar ne derlerdi?
Neler söylemezlerdi ki?
Kaldı ki, Almanya’daki bu gelişme, sanıldığından daha da „derin“ ve karmakarışık bir durum haline gelmektedir.

* * *

Federal Anayasa Koruma Teşkilatı Başkanı Hans Georg Maassen, gizli belgeleri yayınlayanlar hakkında suç duyurusunda bulunmuştur.
Almanya’da iç istihbarattan sorumlu Federal Anayasa Koruma Teşkilatı, Federal İçişleri Bakanlığı’na bağlıdır.
Teşkilat, Bakanlığa bilgi vermiştir.
Ama nedense bu durumdan Federal İçişleri Bakanı Thomas de Maiziere haberdar edilmemiştir.
Yani bakanlık içi bilgi akımı ve bilgilendirme sistemi işlememiştir.
İşletilmemiştir...
Daha da vahimi ise Başbakanlık Netzpolitik.org sorumluları hakkında soruşturma başlatıldığını medyadan öğrenmiştir.
Almanya’da, yurtdışı istihbarattan sorumlu Federal Haberalma Teşkilatı (BND), iç istihbarattan sorumlu Federal Anayasa Koruma Teşkilatı ile Askeri Haberalma Teşkilatı’nın (MAD) faaliyetlerininin koordinasyonu Başbakanlık tarafından yürütülmektedir.
Bu görevden şu anda Başbakanlık Dairesi Başkanı Peter Altmaier sorumludur.
Evet, istihbarat alanında en yüksek düzeyde sorumluluk taşıyan Başbakanlık, bu gelişmelerden ancak medyada haberlerin yayınlanmasıyla haberdar olmuştur.
Yani hiçbir birim en yüksek düzeydeki sorumluya bilgi verme ihtiyacı duymamıştır.
Gerçi bu yeni bir olgu da değildir.
Amerikan Gizli Haberalma Ajansı (NSA) yıllarca Almanya’nın eski Başbakanı Gerhard Schröder ile şu andaki Başbakan Angela Merkel’in telefonlarını gizlice dinlemiştir.
Bazı bakanlar ile milyonlarca kişiyi de...
Almanya’nın bundan haberi bile olmamıştır.
BND, NSA’in Almanya’nın önde gelen ekonomi kurum ve kuruluşları hakkında bilgi toplamasına katkıda bulunmuştur.
Yani yardım etmiştir.
Başbakanlık bundan da haberdar olmamıştır.
Bu da Berlin’de tam koordinasyon çöküntüsü yaşandığını göstermektedir.



EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı