Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Yargıtay'ın Susurluk gerekçesi gizlilik

    Hürriyet Haber
    28 Aralık 2001 - 00:00Son Güncelleme : 28 Aralık 2001 - 00:01

    Yargıtay Ceza Genel Kurulu`nun, Başsavcı Kanadoğlu`nun itirazını kabul etme gerekçesi belli oldu. Kurul, gizli duruşma yapılmasını kesin gerektirecek bir hal olmadığına, sanıkların gizli oturumda açıklayacakları konuları mahkemeye duyurma hususunda yeterli olanağı bulduklarının da yadsınamaz olduğuna işaret etti.Genel Kurul`un kararı ile dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı`na gönderildi. Başsavcılık da dosyayı önümüzdeki günlerdeYargıtay 8. Ceza Dairesi`ne intikal ettirecek.Yargıtay 8. Ceza Dairesi, İstanbul 6 No`lu DGM`nin, Susurluk Davası`nda eski Özel Harekat Dairesi Başkan Vekili İbrahim Şahin ile eski MİT görevlisi Korkut Eken`in 6`şar yıl, diğer 12 sanığın da 4 yılağır hapis cezasına çarptırmasına ilişkin hükmünü, ``eksik soruşturma`` gerekçesiyle oybirliğiyle bozmuştu.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Kanadoğlu`nun bozma kararına yaptığı itirazı ele alan Yargıtay Ceza Genel Kurulu, ikinci görüşmede 9`a karşı 16 üyenin oyuyla itirazı kabul etmişti.Ceza Genel Kurulu`nun gerekçesinde, Yargıtay 8. Ceza Dairesi`nin, İstanbul 6. No`lu DGM`nin kararını, ``bazı sanıkların gizli celsede açıklama yapma istemlerinin kabul edilmemesi ve Ömer Lütfü Topal cinayetine ilişkin dava sürecinin sorulmamasını`` gerekçe göstererek bozduğu ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Kanadoğlu`nun, bu karara itiraz ettiği anımsatıldı.UYUŞMAZLIK 2 NOKTADA TOPLANIYORGerekçeli kararda, 8. Ceza Dairesi ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasındaki uyuşmazlığın, bazı sanıklara gizli oturumda savunma yapma olanağının tanınması ile Ömer Lütfü Topal`ın öldürülmesine ilişkin dava dosyasının getirtilip incelenmesi suretiylesoruşturmanın genişletilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplandığı belirtildi.Susurluk Davası`nın yargılama süresinde Cumhuriyet Savcısı`nın, sanıkların cezalandırılması yönünde esas hakkındaki görüşünü açıkladıktan sonra, ``savunmaları istenen bazı sanık ve avukatlarının,savunmalarının gizli duruşmada alınması ve süre verilmesi yönünde talepleri olduğu`` bildirilen kararda, yerel mahkemenin ara kararında,sanık ve avukatlarına savunma yapmaları için süre verilmesine ve gizlioturumda savunma yapma taleplerinin incelemeye alınmasına yer verildiği kaydedildi. Kararda, şöyle denildi:``Ancak, gerek bir sonraki oturumda, gerekse bundan sonra hüküm verilinceye kadar yapılan 6 oturumda, gizlilik konusunda herhangi bir karar verilmediği gibi, sanıklar ve avukatlarınca da bir daha bu konuda talepte bulunulmadığı, hazır bulunan sanıklar ve avukatlarının sözlü olarak savunmalarını yaptıkları, yazılı olarak hazırladıkları savunmalarını da mahkemeye sundukları anlaşılmıştır.``Bu konudaki yasal düzenlemelerin irdelendiği gerekçeli kararda, ana ilkenin duruşmanın açık yapılması olmakla birlikte, ``genel ahlakın veya kamu güvenliğinin`` kesin olarak gerekli kıldığı haller ile 15 yaşından küçük sanıkların yargılanmasında, duruşmanın gizli yapılabildiği belirtildi.MADDİ GERÇEĞE ULAŞMAYI ENGELLEYECEK HAL YOKKararda, söz konusu davada sanıklara yüklenen suçun, hukuki anlamda genel ahlakı ilgilendiren bir suç olmadığı, kamu güvenliği yönünden ise duruşmanın başlamasından sonuçlanmasına kadar geçen süre içerisinde emniyetin korunmasını zorunlu kılacak, duruşmayı bozacak, maddi gerçeğe ulaşmayı engelleyecek bir hal bulunduğundan söz etmeye olanak olmadığı vurgulandı. Kararda, şunlar kaydedildi:"Sanıkların ve avukatlarının talebi, soruşturma kapsamında olmayan bazı kişilere ilişkin açıklamalar yapma isteğinden öte başkacabir gerekçeyi de içermemektedir. Gizlilik talebinde bulunulması öncesinde ve sonra gerçekleştirilen çok sayıda oturumda, sanıkların vevekillerinin sözlü ve yazılı savunmalarını yapmaları olgusu da nazara alındığında, gizli oturumda açıklayacakları konuları mahkemeye duyurmahususunda yeterli olanağı buldukları da yadsınamaz bir gerçektir. Bu itibarla ceza yargılamasının temel ilkelerinden ayrılarak, gizli duruşma yapılmasını kesin olarak gerektirecek bir hal olmadığı gibi, sanıkların gizli duruşma yapılmasına ilişkin talepleri konusunda da bir karar verilmesinde hukuki gereklilik bulunmamaktadır.``TCK`NIN 313. MADDESİ TEHLİKE SUÇUDURGerekçeli kararda, Türk Ceza Kanunu`nun 313. maddesinde düzenlenen``cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak`` suçunun, ceza hukukunun genel ilkelerinden ayrılarak, hazırlık hareketlerinin yaptırım altına alındığı bir tehlike suçu olduğuna dikkat çekildi.Suçun maddi ögesinin, ``suç işlemek amacıyla teşekkül oluşturma`` olup, maddede gösterilen suçlardan birinin, yalnız bir kez işlenmesi için teşekkül oluşturulması ile bu suçun oluşmayacağı belirtilen kararda, şöyle devam edildi:``Bu suçu basit birleşmeden ayıran, devamlılık ve birden fazla suçiçin olma, diğer bir anlatımla sürekliliktir. Maddede öngörülen teşekkül, basit bir birleşmeyi değil, birden çok veya belirsiz sayıda suçların işlenmesi yönündeki birleşmeyi zorunlu kılar ve henüz bir suçişlenmemiş duğu halde, bu amaçla teşekkül oluşturanlar cezalandırılırlar. Bu düzenlemeyle güdülen amaç, müstakbel suçların önlenmesidir.``Teşekkülü meydana getirenlerin başka suçları işleyip işlemediklerinin araştırılmasının, yalnızca sanıklar hakkında cezanın alt sınırdan ayrılarak belirlenmesinin takdiri bakımından gerekebildiği ifade edilen kararda, Susurluk Davası`nda yerel mahkemece, sanıklar hakkında alt sınırdan ayrılmak suretiyle temel ceza belirlenmişse de Ömer Lütfü Topal`ın öldürülmesi olayına başlı başına bir gerekçe olarak dayanılmadığı, sanıkların kişilikleri ve sıfatlarının değerlendirildiği kaydedildi.Kararda, bu belirlemeler ışığında yerel mahkemece, davaların birleştirilmesine yer olmadığına karar verilirken gösterilen ``her ikidavanın da karar aşamasına geldiği, davaların birleştirilmesinin davanın uzamasına neden olacağı, ayrıca açılan davaların mahiyeti göz önüne alındığında birleştirmenin hukuki yarar sağlamayacağı`` gerekçelerinin, dosya kapsamına uygun, yasal ve yeterli olduğunun anlaşıldığı bildirildi.Gerekçeli kararda, bazı üyelerin, ``Özel dairenin kararı, usul ve yasaya uygun olduğundan, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı`nın itirazının reddine karar verilmelidir`` görüşüyle karşı oy kullandığı da belirtildi.SÜREÇYargıtay Ceza Genel Kurulu`nun bu kararı gereği, Yargıtay 8. Ceza Dairesi, bu kez dosyayı esastan inceleyecek.8. Ceza Dairesi, İstanbul 6 No`lu DGM`nin verdiği mahkumiyet kararını onaylarsa sanıkların olağanüstü kanun yolu olarak bilinen ``karar düzeltme`` isteminde bulunma hakları var. Ancak, bu istemin öncelikle, daha önce cezanın onanmasını isteyen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı`nca kabul edilmesi gerekiyor.Yargıtay 8. Ceza Dairesi, hükmü bu kez esastan bozarsa Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Kanadoğlu`nun bu karara da itiraz hakkı bulunuyor. Bu itiraz, Yargıtay Ceza Genel Kurulu`nda karara bağlanıyor.    
    Etiketler:

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı