Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Yargıtay: Hukuka aykırı delil dikkate alınmaz

    ANKARA (A.A)
    22 Şubat 2006 - 13:05Son Güncelleme : 22 Şubat 2006 - 13:09

    Yargıtay Ceza Genel Kurulu, pozitif hukuk normları ve yargısal kararlar karşısında hukuka aykırı biçimde elde edilen delillerin, Türk Ceza Yargılaması Hukuk sisteminde dikkate alınamayacağını vurguladı.

    Genel Kurul, ancak özgür iradeye dayalı “ikrarın” diğer tüm deliller gibi yargıç tarafından serbestçe takdir edilip değerlendirilmesi gerektiğine işaret etti. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun bu kararına dayanak teşkil eden dava, Genel Kurul'a, izinsiz hintkeneviri ekmek suçundan yargılanan ve para cezasına mahkum olan bir kişi hakkında verilen kararın Yargıtay 7. Ceza Dairesi tarafından bozulması üzerine geldi.

    Daire, sanığın suça konu hintkenevirinin hakim kararı olmadan evinde yapılan aramada elde edildiğini belirterek, hukuka aykırı şekilde elde edildiği ve başkaca delille de desteklenmediği için yerel mahkemenin mahkumiyet kararını bozdu.

    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, bu karara itiraz ederek, yasak sorgu yöntemleriyle toplanan kanıtlara dayanılarak mahkumiyet hükmü kurulamayacağına, ancak somut olayda sanığın hakim önünde tüm aşamalarda ikrarı bulunduğuna işaret etti. Sanığın suçunun subuta erdiğini, dosyadaki mevcut delillerin mahkumiyet için yeterli olduğunu vurgulayan Başsavcılık, ikrarın başkasının suçunu üstlenmeye yönelik olduğunun ileri sürülmemesi karşısında delil niteliği taşıdığını, bu nedenlerle daire kararının kaldırılarak, yerel mahkeme kararının bozulmasını istedi.

    Başsavcılık ayrıca, yeni TCK'ya göre değerlendirme yapılmasını da itirazına gerekçe yaptı.

    GENEL KURUL'UN KARARI

    İtirazı karara bağlayan Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun kararının gerekçesi tamamlandı. Genel Kurul'un kararında, somut olayda zanlının, evinin damında hintkeneviri yetiştirdiği yolunda duyum alınması üzerine, eşinin rızasıyla hakim kararı olmaksızın arama yapıldığı hatırlatıldı.

    Somut olayda aramanın hukuka aykırılığını saptayan Genel Kurul, hukuka aykırı biçimde elde edilen delilin, ceza yargılamasında kullanılıp kullanılamayacağını irdeledi. Bu konudaki Anayasa Mahkemesi kararlarına atıfta bulunulan ve ilgili yasa hükümleri hatırlatılan kararda, şu tespitler yapıldı:

    “Açıklanan pozitif hukuk normları ve uygulamayı yansıtan yargısal kararlar karşısında belirtmek gerekir ki, hukuka aykırı biçimde elde edilen deliller, Türk ceza yargılaması hukuku sisteminde dikkate alınamaz.
    Bu itibarla, sanığın konutunda hukuka aykırı gerçekleştirilen arama işleminde elde edilen maddi delil ile buna ilişkin düzenlenen eskpertiz raporlarının yerel mahkemece hükme esas alınmasında isabet bulunmamaktadır.

    Esasen somut olayda aramanın hukuka aykırı olduğu ve sonucunda elde edilen delilin hükme esas alınmayacağı konusunda Yargıtay 7. Ceza Dairesi ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında bir görüş farklılığı söz konusu değildir. Çözümü gereken uyuşmazlık hukuka aykırı aramada elde edilen maddi delil dışındaki diğer delilerin bu bağlamda hakkındaki ihbar ile sanığın mevcut ikrarının somut olayda mahkumiyet için yeterli olup olmadığı hususunda toplanmaktadır.”

    İKRAR DELİL OLUR MU?

    Ceza Genel Kurul kararında, sanığın ikrarının ceza yargılamasında delil olarak kabul edilip edilemeyeceği de tartışıldı.
    Yürürlükten kaldırılan Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu (CMUK) ve yeni Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK), hakim önündeki ikrarın delil niteliği bulunduğunu kabul ettiği belirtilen kararda, “Vicdani delil sisteminin geçerli bulunduğu ceza yargılaması hukukumuzda, özgür iradeye dayalı olan ikrarın da dosyada varlığını koruyan tüm deliller gibi yargıç tarafından serbestçe takdir edilip değerlendirilmesi gerekecektir” denildi.

    Bir kimsenin suçlu olmadığı halde kendisini suçlu sayması veya bir başkasının suçunu kabullenmesinin mümkün olmadığı belirtilen kararda, ”İkrarın hangi aşamada gerçekleştiği, özgür iradeye dayalı olup olmadığı, ikrarda bulunanın beyanının ciddiyeti, bundan doğacak sonuçları bilip bilmediği ve ikrarın başkaca deliller veya emarelerle desteklenip desteklenmediği konularının” da önemli olduğu vurgulandı.

    “İSTİKRARLI BİÇİMDE İKRARI VAR”

    Somut olayda sanığın, gerek sulh ceza hakimince, gerekse mahkemece tüm yasal hakları hatırlatıldıktan sonra sorgulandığı belirtilen kararda, “sanığın 25 yıldır uyuşturucu kullandığını, esrar elde etmek için evinin damında hintkeneviri yetiştirdiğini ikrar ettiği kaydedildi. Kararda, sanığın temyiz dilekçesine dahi hintkeneviri bitkisi yetiştirdiğini, ancak bunların cüzi miktarda olduğunu belirttiği” anlatıldı.

    Sanığın bu anlatımlarının adli sicil kaydıyla da doğrulandığı, başkası adına suç üstlendiği iddia edilmediği, böyle davranmasını gerektirecek bir neden de bulunmadığı ifade edilen kararda, sanığın başlangıçtaki ikrarını tüm aşamalarda istikrarlı biçimde sürdürdüğü kaydedildi. Genel Kurul, sanığın durumunun tüm bu nedenler ve yeni TCK'ya göre değerlendirilmesini isteyerek, 7. Ceza Dairesi'nin bozma kararını kaldırdı ve yerel mahkemenin kararını bu gerekçelerle bozdu.

    “ZEHİRLİ AĞACIN MEYVESİ DE ZEHİRLİDİR”

    Karara katılmayan 2 üye, karşı oy yazılarında “hukuka aykırı şekilde elde edilen delil dolayısıyla ulaşılan delillerin, ister hukuka aykırı, isterse uygun yolla elde edilsin, hukuka aykırı deliller olacağını” savundular. Öğretideki baskın görüşün de bu yönde olduğunu belirten 2 üye, ”Bu duruma 'hukuka aykırı delillerin dolaylı etkisi, uzak etkisi' ya da 'zehirli ağacın meyvesi de zehirlidir' denilmektedir” tespitinde bulundular. Bu üyeler, aramanın rızayla bile olsa yine de hukuka aykırı olduğunu savundular.

    Sanığın ikrarının geçerli olmadığını ifade eden iki üye, sanığın ifade, sorgu ve savunmasının alındığını, her üç aşamada da hukuk kurallarına uyulmadan yapılan arama sonucu hintkenevirlerinin bulunduğuna dair arama zabıtlarının önüne konulduğunu ve “köşeye sıkıştırıldığını hisseden sanığın bu baskı altında itirafta bulunmak zorunda kaldığını” ileri sürdüler.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı