Gündem Haberleri

    Yargıtay Başkanı Çankaya'ya çıktı

    Hürriyet Haber
    26.05.2008 - 12:35 | Son Güncelleme:

    Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, yargı-hükümet gerginliğine el koydu. Gül, saat 17.30'da Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker'i Çankaya Köşkü'nde kabul etti. Gül ayrıca yazılı bir açıklama yaparak krize el koyduğunu belirtti. Gerçeker ile Gül arasındaki görüşme az önce sona erdi.

    Yargı ve Hükümet arasındaki gerilimi azaltmak için Çankaya Köşk’ünde bir araya gelen Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker’in görüşmesi az önce son buldu. Yaklaşık 35 dakika süren görüşme sonrası herhangi bir açıklama yapılmadı. Yargıtay Başkanlar Kurulu Bildirisi’nin ardından yargı ve hükümet arasında meydana gelen gerginliği sona erdirmek için Cumhurbaşkanı Gül devreye girmiş ve yayınlanan açıklama sonrası Yargıtay Başkanı Gerçeker’i Köşke davet etmişti.

    Yargıtay Başkanı Gerçeker’in görüşmede Cumhurbaşkanı Gül’e yargı Stratejisi Reformu Taslağı’nın geri çekilmesini talep ettiği öğrenildi.

    "OLUMLU VE FAYDALI BİR GÖRÜŞME"

    Hükümet Sözcüsü, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, hükümet ile yargı arasında yaşanan ‘bildiri’ gerginliğinin ardından Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün bir açıklama yapması ve Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker’i Köşke çağırmasını "olumlu ve faydalı” olarak değerlendirdi.

    Çiçek, Bakanlar Kurulu toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bir gazetecinin Yargıtay ile Hükümet arasında yaşanan bildiri gerginliğinin ardından Cumhurbaşkanlığı’ndan bir açıklama yapıldığının anımsatması ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker ile görüşmesini nasıl değerlendirdiğini sorması üzerine Çiçek, “Sayın Cumhurbaşkanının takdirleridir, ben o konuya girmek istemem. Ama bu ülkenin insanları bu ülkenin kurumları olarak her türlü konuyu görüşerek, konuşarak çözmek en doğru en makul yoldur” dedi.

    “Dolayısıyla bu tür bir gelişmeyi ben şahsen olumlu karşılarım” diyen Çiçek sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bize yakışan da budur. Makulu da budur. Benim de şahsen benimsediğim, arzu ettiğim bir yöntemdir. Netice de yargı da bizimdir, hükümet de bu ülkenin hükümetidir. Parlamento da bu ülkenin hükümetidir. Devletin bu üç erki biri diğerinin, hasmı, düşmanı, rakibi, alternatifi değildir. Anayasa’ya göre herkesin görev, yetki ve sorumlulukları bellidir. Ve her erkin görevi bu ülkenin huzur ve refah içerisinde yaşamasını temin etmektir, Anayasa’daki kurallar çerçevesinde. O nedenle, devletin birliğini, milletin birliğini ve bütünlüğünü temsil eden Sayın Cumhurbaşkanı olaylar karşısında böyle bir çaba içerisinde olması da kendi takdirleridir. Doğrusu bu görüşme içeriğini bilemem ama faydalı bir görüşme olduğunu düşünüyorum.”

    "DİKKATLİ OLMAK ZORUNDAYIM"

    Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, AK Parti  hakkındaki kapatma davası ile ilgili, “Bir şey söylemek istemiyorum. Ne  söylersem herkes başka istikamete çekebiliyor. Dikkatli olmak  zorundayım” dedi.

    Cumhurbaşkanı Gül, Çankaya Köşkü'ndeki Radyo Televizyon Üst Kurulu Ödül  Töreni'nin ardından verilen resepsiyonda gazetecilerle sohbet etti.

    Bir gazetecinin, bugün bir gazetede “eşinin, Dolmabahçe'deki bazı  antika eşyaları Çankaya Köşkü'ne getirmek istediğine yönelik” haber yer  aldığını belirtmesi üzerine Cumhurbaşkanı Gül, bu konunun  Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Mustafa İsen'e sorulmasını, İsen'in  gerekli açıklamayı yapacağını söyledi.

    Cumhurbaşkanı Gül, bir başka gazetecinin, “Japonya ziyaretinin Japonlar  tarafından büyük bir merakla beklendiğini” ifade etmesi üzerine de  Japonya'nın hem kültürel, hem ekonomik açıdan çok önemli bir ülke  olduğunu kaydetti.

    2003 yılının Japonya'da Türk yılı ilan edildiğini hatırlatan Gül,  Japonya'da her yılın, İtalyan yılı, Hindistan yılı gibi bir ülke yılı  olarak belirlenip, kutlandığını anlattı. Şimdiye kadar 7 ülke için böyle  bir fırsat sağlandığını belirten Gül, bunlardan birinin de Türkiye  olduğunu söyledi. Gül, “2003 yılında ilk başbakan olduğum dönemde  büyükelçileri gönderiyordum. Japonya'ya gidecek büyükelçi, 'Bu yıl Türk  yılı ama hiçbir ödeneğimiz yok' dedi. İlk defa böyle bir fırsatın ele  geçtiğini anlattı. Biz de hemen tanıtma fonundan 10 milyon dolar  aktardık. Türk yılı çerçevesinde Osaka ve Tokyo'da Medeniyetler Sergisi  açıldı. Medeniyetler Sergisi'ni 1 milyon kişi para vererek ziyaret  etti” diye konuştu.

    Japonya seyahatinin ekonomi ağırlıklı mı olacağı sorusuna da  Cumhurbaşkanı Gül, şu yanıtı verdi:

     “Ekonomi ağırlıklı olacak. Japonya tasarruf fazlası olan bir ülke. 200  milyar tasarruf fazlası var ve yatırım yapıyor. Ancak Türkiye, Japon  yatırımından neredeyse hiçbir şey almıyor. Bu  ziyaretimiz daha çok ekonomi ağırlıklı olacak. Türkiye'nin ekonomik  potansiyelini tanıtacağız ve onları Türkiye'ye davet edeceğiz. Heyette  iş adamları da yer alacak. Bu çabaların neticesini önümüzdeki yıllarda  alırız. Küresel planda büyümeyi hedefleyen her ülke, Türkiye'de bir şey  yapmak zorunda.”

    “AK Parti hakkındaki kapatma davası ile ilgili çeşitli çevrelerce  Anayasa Mahkemesine müdahale veya yönlendirme yapılabileceğine yönelik  bir kaygı taşıyıp taşımadığı” sorusuna da Gül, “Burada bir şey  söylemek istemiyorum. Ne söylersem herkes başka istikamete çekebiliyor.  Onun için söylediklerimi de üstü kapalı söylemeye çalışıyorum. Anlayan  muhakkak en iyi şekilde anlıyordur” diye yanıtladı.

     Gül, bir başka gazetecinin, CHP tarafından “Cumhurbaşkanı kendisi de  iddianamede muhatap, o yüzden devreye giremez” görüşünün savunulduğunu,  bu konuda ne düşündüğünü sorması üzerine, bu konu hakkında da konuşma  niyetinde olmadığını belirtti. Gül, “Bu konuyla ilgili konuşmaya  başlarsam bu farklı yerlere çekiliyor. Dikkatli olmak zorundayım” dedi.

    Cumhurbaşkanlığı'nın internet sitesinden yapılan açıklamada ise şöyle denildi:

    "Ülkemizde son aylarda yoğunlaşan siyasi ve hukuki tartışmaları yakından izlemekteyim.

    Bütün demokrasilerde olduğu gibi, dinamik bir demokrasi olan ülkemizde de, milletimizi ve dünyayı doğrudan ilgilendiren her konunun, toplumun bütün kesimlerince en geniş ve açık biçimde tartışılması doğal olduğu kadar, gerekli ve yararlıdır.

    Bu tartışmalarda ortaya atılan görüşlerin geçerliliğini ve haklılığını ise nihayette kamuoyunun sağduyusu en isabetli biçimde tayin edecektir.

    Ancak, söz konusu tartışmaların Anayasamızın temel ilkelerini, ulusal çıkarlarımızı ve itibarımızı, milli birlik ve beraberliğimizi, ekonomik ve siyasi istikrarımızı zedeleyebilecek boyutlara varmamasına ve bunun gerektirdiği âdap, usül ve düzeye özen göstermek sorumluluk duygu ve bilincine sahip bütün kişi ve kurumlar için geçerli olan bir görevdir.

    Kamuoyunun da yakından takip ettiği gibi, son aylarda anayasal kurumlarımızın temsilcileriyle yaptığım düzenli görüşmelere ilaveten, TBMM'de temsil edilen veya TBMM dışında kalan siyasi parti liderleri ve başta ekonomik ve sosyal örgütler, basın ve düşünce kuruluşları olmak üzere sivil toplum temsilcileriyle ayrı ayrı veya birlikte bir dizi görüşme yapmış bulunuyorum.   

    Bu görüşmelerimde, yukarıdaki çerçevede çeşitli düşüncelerimi ve bunlara bağlı kaygı, telkin ve tavsiyelerimi muhataplarıma gayet açık bir şekilde iletmiş bulunmaktayım.

    Bunların büyük bölümünü çeşitli vesilelerle yaptığım konuşmalar, yazılı açıklamalar ve demeçler yoluyla kamuoyu ile esasen paylaşmış olduğum malumdur. Bu vesileyle bir kez daha vurgulamak isterim ki, küresel ve bölgesel planda, önemli siyasi, ekonomik ve güvenlik sorunlarıyla karşı karşıya olunan bu kritik dönemde ülkemizde yaşanan olaylar ile ilgili siyasi ve hukuki tartışmaların halkımızın fedakârlığıyla sağlanmış olan istikrar, itibar ve kazanımlarımızın aşınmasına ve Türkiye’nin stratejik çıkar ve hedeflerinde ileride telafisi mümkün olmayan tahribatlara yol açmasına fırsat verilmemelidir.

    Temaslarım devam etmektedir ve edecektir."

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı