Gündem Haberleri

    Yargıtay Başkan Alkan'ın konuşmasının tam metni

    Hürriyet Haber
    01.09.2014 - 10:53 | Son Güncelleme:

    İşte adli yılın açılışında konuşan Yargıtay Başkanı Ali Alkan'ın konuşmasının tam metni:

    Yargıtay Birinci Başkanı

    1 Eylül 2014Saygıdeğer Konuklar,

    Kıymetli Meslektaşlarım,

    Basınımızın Değerli Temsilcileri;

    1943 yılından beri süregelen ve bu sene 71’incisini

    düzenlediğimiz Adli Yıl Açış Töreninde, sizleri aramızda

    görmekten mutluluk duyuyor, 2014-2015 adli yılını,

    ülkemize adalet, barış ve huzur getirmesi dileğiyle

    açıyorum.

    Milletimizin 30 Ağustos Zafer Bayramını kutluyor,

    bu vesileyle bize Cumhuriyetimizi armağan eden Ulu Önder

    Atatürk ve aziz şehitlerimizi rahmet ve şükran duygularıyla

    anıyorum.

    Geçen yıl yitirdiğimiz değerli meslektaşlarımızı

    rahmetle anıyor, emeklilik ya da başka sebeplerle aramızdan

    ayrılanlara Türk Yargısına yapmış oldukları hizmetleri

    nedeniyle teşekkür ediyor, bundan sonraki yaşamlarında

    sağlık ve mutluluklar diliyorum.

    KİŞİLER GEÇİCİ MAKAMLAR KALICI

    Devlet işlerinde kişilerin geçici, makamların ise kalıcı

    olduğu gerçeği “Mahkeme kadıya mülk değildir” özdeyişi

    ile kültürümüzde çok güzel bir şekilde ifade edilmiştir. 4 Ali ALKAN – Yargıtay Birinci Başkanı

    Dolayısıyla burada dile getireceğim hususlar yargının görev

    ve sorumluluklarına yönelik sorun ve isteklere ilişkindir. Bu

    istek ve eleştiriler şahıstan şahsa değil, makamdan makama

    iletilen hususlar olarak değerlendirilmelidir.

    Sayın Konuklar,

    İnsanların bir toprak parçası üzerinde tesis ettikleri

    egemenliğin meşruiyeti ve modern anlamda devlet olarak

    kabulü hukuk ile mümkündür.

    Tarih boyunca devletin, kendi sınırını zorlayan

    karakteri ile hukukun, adaleti sağlamak, hak ve özgürlükleri

    korumak için sınırlayan ve denetleyen yapısı çatışmış,

    çatışmanın getirdiği arayışlar insanlığı demokrasi ve hukuk

    devleti dediğimiz denge ve kontrol sistemine ulaştırmıştır.

    DEVLETLER ADALET ÜZERİNE KAİM OLURLAR

    En üstün varlık olarak kabul edilen insanın, huzur ve

    güvenliğini sağlamak için oluşturulan devletler, adalet

    üzerine kaim olurlar. Tarihte, Osmanlı Devleti gibi uzun

    süre yaşamış devletlerin adil oldukları sürece varlıklarını

    devam ettirdikleri bilinmektedir. Öte yandan devlet

    işleyişinin sürekli ve etkin biçimde denetlenmesi devletlerin

    ayakta kalmalarının önemli kriterlerinden birisidir. 2014 – 2015 Adli Yıl Açış Konuşması 5

    Sayın Konuklar,

    Anayasanın 2’nci maddesinde, Türkiye

    Cumhuriyetinin demokratik, laik ve sosyal bir devlet olması

    yanında “hukuk devleti” olduğu da açıkça belirtilmiştir.

    Hukuk devleti, bireyi esas alan, faaliyetlerinde hukuk

    kurallarına bağlı, denetlenebilen, hak ve özgürlükleri

    güvence altına alan, vatandaşlarına hukuk güvenliğini

    sağlayan, yönetimde keyfiliği engelleyen ve kendisini

    hukukla sınırlayan devlettir.

    HUKUKU OLAN DEVLETTEN DAHA İLERİ

    Hukuk devleti, hukuku olan

    devletten daha ileri bir anlam ifade etmektedir. Bu anlam,

    normları ve yüksek standartları sözleşmelerle kabul edilmiş

    uluslararası toplumun, ya seçkin ve örnek gösterilen ya da

    sorunlarını hâlâ aşamamış bir üyesi olma konusundaki bir

    tercihi içermektedir.

    Hukuk başlı başına bir amaç değil, adalet için bir

    araçtır. Soyut bir kavram olan adalet, hukuk sistemi

    içerisinde yer alan ve hukuka meşruiyetini veren temel

    ilkeler üzerinde somutlaşır. Bu temel ilkeler hukukun genel

    prensipleri ve insan haklarıdır. Bu ilkeler, hukuku asırdan

    asra, toplumdan topluma değişen, sübjektif ve göreceli bir 6 Ali ALKAN – Yargıtay Birinci Başkanı

    kavram olmaktan çıkararak ona evrensel bir adalet anlayışı

    üzerinde objektif varlığını kazandırır.

    Hukuk, nihayetinde birey, toplum ve devlet

    arasındaki ilişkileri düzenleyen bir mekanizma sunar. Bu

    düzen öncelikle kuvvetler ayrılığı ile sonra uluslararası

    güvencelere bağlanmış insan haklarını koruma

    mekanizmaları ile sağlanır.

    DEVLETİN RIZASI İLE SINIR ÇİZER

    Birincisi devlete, devlet içinde

    bir sınırlama oluştururken, ikincisi devlete yine devletin

    rızası ile dışarıdan bir sınır çizer. Günümüzün modern

    devletleri için her iki tür sınırlama da devletin hukuk

    içerisinde kalmasının en büyük güvencesidir.

    Hukuk devletinde bir davranışın karşılığı, kamu

    görevlilerinin keyfi tutumlarına veya konjonktüre göre değil

    önceden belirlenmiş açık, anlaşılır ve herkese eşit uygulanan

    kurallar çerçevesinde görülür. Hukuki güvenlik ilkesi bu

    koşullar altında sağlanır.

    Sayın Konuklar,

    Hukuk devleti ilkesinin gerçekleştirilmesi, insan

    haklarının güvence altına alınması ve özgürlüklerin

    korunması ancak demokratik rejimlerde mümkündür. 2014 – 2015 Adli Yıl Açış Konuşması 7

    Demokrasinin vazgeçilmez ilkelerinden birisi de kuvvetler

    ayrılığıdır.

    İŞ BÖLÜMÜ VE İŞBİRLİĞİ İÇERİSİNDE

    Anayasamızca da benimsenmiş olan kuvvetler ayrılığı

    ilkesi, egemenlik yetkisinin devlet erkleri arasında

    hiyerarşik olarak değil işbölümü ve işbirliği içerisinde

    kullanılması olarak tanımlanmıştır. Bu ilke devlette farklı

    erklerin bulunduğu, özgürlüklerin güvence altına

    alınabilmesi için de bu erklerin birbirinden ayrı ve müstakil

    organlara verilmesi gerektiği düşüncesine dayanmaktadır.

    Yasama, yürütme ve yargı erkleri önceleri tek bir otorite

    tarafından kullanılırken; demokrasi düşüncesinin

    gelişmesiyle erklerin birbirinden bağımsız çalışması olgusu

    gerçekleşmiştir. Bu ilkenin temel amacı, egemenliğin bir

    kimsede, bir zümrede, bir erkte toplanmasına izin

    verilmemesidir.

    Anayasa’ya göre “Egemenlik, kayıtsız şartsız

    Milletindir”. Egemenliği Türk milleti adına doğrudan

    kullanma yetkisi yalnız yasamaya hasredilmiş olmayıp yargı

    da bu yetkiyi bağımsız mahkemeler aracılığıyla

    kullanmaktadır. 8 Ali ALKAN – Yargıtay Birinci Başkanı

    Denetim, ileri demokrasinin teminatıdır.

    HAFİFE ALMAK OLACAKTIR

    Yargının bağımsızlığını ortadan kaldırmak veya yürütmeye bağlı bir

    yargı oluşturmak, yargı denetiminden kaynaklanan

    meşruiyeti hafife almak olacaktır. Hâlbuki yürütmenin

    üstlendiği yetkinin kullanılma koşullarından ve meşruiyet

    kaynaklarından biri de, millet adına karar veren bağımsız

    yargı denetimidir. Demokrasinin vazgeçilmez unsuru olan

    seçimler de yargıç güvencesinde yapılmaktadır. Yargının en

    küçük ilçedeki biriminden yüksek mahkemelerine kadar

    kullandığı yetki, egemenlik yetkisidir. Yargı bu yetkiyi

    Anayasa gereğince milletten alır ve başka bir erkin onayına

    ihtiyaç duymadan millet adına kullanır.

    Tarih, hukukla sınırlanmamış bir yönetimin

    vatandaşları için büyük bir tehdit haline geldiğine pek çok

    defa tanıklık etmiştir. Hukukun bu sınırlayıcı işlevinin tek

    güvencesi kuvvetler ayrılığı ve bunun doğal sonucu olan

    yargı bağımsızlığıdır. Denetim ve denge sisteminin en

    önemli sacayaklarından biri olan bağımsız yargı da,

    demokratik sistemlerde bireylerin hak ve özgürlüklerinin

    çoğunluğun tahakkümüne karşı en büyük güvencesidir.

    9 YIL BEKLENEMEZ

    Yürütmenin etkisi altında olan bir yargının, keyfi ve hukuka

    aykırı eylem ve işlemlere karşı gerçek bir denetim ifa etmesi 2014 – 2015 Adli Yıl Açış Konuşması 9

    beklenemez. Böyle bir sistemde hiç kimsenin hak ve

    özgürlüklerinin koruma altında olduğu da söylenemez.

    Sayın Konuklar, Anayasa, yürütme organının sorumluluğu ile yargı ve

    yasama organlarının sorumluluklarını birbirinden ayırmıştır.

    Bütün ileri demokrasilerde olduğu gibi ülkemiz

    anayasasında da yasama organı ile yargı organı doğrudan

    icra organları olmadığından vicdani rahatlık içerisinde

    çalışabilmeleri için birtakım hak ve yetkilerle

    donatılmışlardır. Yasamanın sahip olduğu ve yasama

    dokunulmazlığı olarak ifadesini bulan bu hak, yasama

    üyelerinin görevlerini yaparken hiçbir baskı altında olmadan

    hareket etmelerini amaçlamaktadır. Yargı erkinin sahip

    olduğu hak ise yargı bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı

    olarak ifade edilmiştir.

    Kuvvetler ayrılığının tabii sonucu olarak yargı erkinin

    diğer erkler üzerinde denge ve denetleme görevini yerine

    getirebilmesi için bağımsız olması gerekmektedir. Yargı

    bağımsızlığı, hâkimlerin yasama ve yürütme dâhil hiçbir

    makam, merci veya kişiden emir ve talimat almadan ve

    hiçbir baskı hissetmeden Anayasaya, kanuna ve hukuka 10 Ali ALKAN – Yargıtay Birinci Başkanı

    uygun olarak vicdani kanaatlerine göre karar verebilmelerini

    ifade eder.

    O STANDARTLARI YAKALAYAMIYORUZ

    1943 yılından beri yapılan adli yıl açış

    konuşmalarının ortak noktasını kuvvetler ayrılığı ve yargı

    bağımsızlığı oluşturmuştur. Bu konuda Anayasa ve

    yasalarda düzenlemeler yapılsa da demokratik hukuk devleti

    diye tanımladığımız ülkelerdeki yargı bağımsızlığı

    standartlarını bir türlü yakalayamıyoruz. Yürütmenin bir

    kısım temsilcileri, yetkili soruşturma makamları tarafından

    verilmiş bir talimat olmadan yargıya polis operasyonu

    yapılabileceğini kamuoyu önünde açıklayabilmektedir.

    Yargıyı isteğe göre dizayn etmek için yargı kurumları

    üzerinde baskı oluşturulmak istenmesi, yargının kendi

    içerisinde yapacağı seçimlere ilişkin müdahale girişimleri

    endişeyle karşılanmaktadır. Buna karşılık yargı bağımsızlığı

    ve hukuk devleti olmadan gelişmiş ülke olunamayacağına

    ilişkin düşünce sahiplerinin olması da bizleri

    ümitlendirmektedir.

    Yargı kararlarındaki hataların yine yargının kendi

    denetim sistemi içerisinde giderilmesi beklenmelidir. Bu

    hususlar yargı bağımsızlığına müdahale için gerekçe

    yapılmamalıdır. Son zamanlarda Yargıtay Kanunu ve 2014 – 2015 Adli Yıl Açış Konuşması 11

    Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanunu’nda yapılan

    değişiklikler ile yargıya müdahale girişimleri, sorunları

    çözmekten çok artıracak niteliktedir.

    MÜDAHALE KONULARINDA…

    Yargı bağımsızlığına müdahale niteliği taşıyan

    konularda, yargının susmasını ve sadece kararları ile

    konuşmasını beklemek, ancak; demokrasiye, kuvvetler

    ayrılığına ve hukukun üstünlüğüne gerçek anlamda

    bağlılığın yaşandığı ortamlarda haklılık kazanabilir. Evet,

    yargı sadece kararlarıyla konuşmalıdır. Çünkü yargının

    millet adına karar verme fonksiyonu, gündelik tartışmaların

    uzağında, sakin ve korunmuş bir ortamda çalışmasını

    gerektirmektedir. Zira o, yasama ve yürütmeyi denetleyen

    bir erk olarak mehabetini korumak durumundadır. Yargının

    sükûnet ihtiyacına gerekli özen gösterilmiyorsa veya bu

    ihtiyaç umursanmıyorsa, sessizliği korumak nasıl mümkün

    olacaktır? Mehabet dediğimiz olgu, biraz da muhataplardan

    beklenmesi gereken bir özene işaret etmez mi?

    Bir yasa önerisinin yüksek yargının yere indirileceği

    şeklinde sunulması, birkaç sene önce verilmiş bir Yargıtay

    kararının güncel bağlamda yakışıksız bir biçimde anılması,

    yargısal kararlarla kabul edilmiş olguların mevcut

    olmadığının ilan edilmesi, yargının bağımsızlığı ve 12 Ali ALKAN – Yargıtay Birinci Başkanı

    tarafsızlığına gölge düşürecek yakıştırmaların alenen yapılıp

    soruşturmacıya hukuka uygun tek bir delil sunulmaması,

    yüksek yargı için öngörülen yapısal değişikliklerin kurumsal

    görüşler alınmadan gerçekleştirilmesi, yüksek yargıdaki

    muhtemel seçim süreçleri ve yüksek yargıçların seçime

    ilişkin özgür tercihleri önemsenmeden takvim öngören

    yasalar yapılması, Yargıtay’daki unvan ve görevler için

    yıllar içinde yerleşmiş ve kabul gören sürelerin müktesepler

    dikkate alınmadan ve hiçbir ihtiyaca dayanmadan

    değiştirilmesi, idari nitelikli takdire bağlı tasarruflara bile

    müdahale edilmesi gibi hususlar, yargıyı konuşmaya

    zorlayan uygulamalar değil midir?

    Hiç endişe edilmesin, genel olarak ülkemizdeki

    yaklaşımın, özel olarak da içinden geçtiğimiz ortamın bir

    yargıçlar devletine yol açma ihtimali; yargının, yargısal

    denetimin, hâkim ve savcıların etkisizleştirildiği bir Türkiye

    ihtimali yanında, pek zayıftır.

    Yargının bağımsızlığı en başta yargı kurumlarının

    organizasyonlarında ve işleyişinde kendini gösterir.

    Yargının teşkilat yapısı ile yargısal alan; beklentilerle, ani

    gelişen olaylar üzerine, makul, meşru ve haklı gerekçe

    içermeden, tek taraflı olarak düzenlenebilecek bir alan 2014 – 2015 Adli Yıl Açış Konuşması 13

    olmamalıdır. Özellikle anayasayla yargıya tanınan

    demokratik seçim hakkının kullanılması sonucunda

    oluşacak temsile, yeni bir yasa değişikliği ile müdahale

    düşüncesi kabul edilemez.

    Yargıtay 146 yıllık bir kurum olarak, kurallarla,

    seçimlerle, kurullarla, müzakerelerle, yıllar içinde

    oluşturduğu güçlü kurumsal yapısı ve kültürü ile en

    önemlisi de iyi yetişmiş insan kaynakları ile sorunlarını

    kendi içinde çözebilecek imkân, tecrübe ve kabiliyete

    sahiptir. Sorunların çözümü adına, Anayasal düzen

    içerisinde bir dış katkıya ihtiyaç duyulduğunda, bu ihtiyaç

    kurumlar düzeyinde dile getirilecektir.

    Yargı bağımsızlığı, yargının her türlü eleştiriden ve

    sorgulamadan azade olduğu anlamına gelmediği gibi,

    yargıyı kamusal sorumluluktan muaf tutan bir

    dokunulmazlık zırhı olarak da görülmemelidir. Asıl işlevi

    denetim olan yargının, denetim dışı olmak gibi bir talep ve

    arayışı olamaz. Ancak bağımsızlık ile hesap verebilirlik

    dengesinin iyi kurulması gerekmektedir.

    Halkın, yargının hiçbir etki altında kalmadan, özenle,

    bağımsız ve tarafsız bir şekilde hareket ettiğine olan inancı 14 Ali ALKAN – Yargıtay Birinci Başkanı

    sarsılmamalıdır. Bu inancın sarsılması, halkın

    başvurabileceği son merci olan yargıdan hakkını

    alamayacağı düşüncesiyle hukuk dışı bir takım girişimlere

    başvurmasına, dolayısıyla kamu düzeninin bozulmasına

    sebep olacaktır. Bugün yargıya güvenin zedelendiğini,

    azaldığını söyleyenlerin, bunun nedenleri arasında yargı

    bağımsızlığının önemli ölçüde azalmış olduğunu görmeleri

    gerekmektedir.

    Tüm devlet düzeni ile birlikte yargıda da devamlılık

    ve tutarlılık esastır. Adalet nihai olarak kesinleşmiş yargı

    kararlarında, kesin hükümlerde somutlaşır. Adaletin gücü ve

    etkisi kesin hükmün otoritesiyle ilişkilidir. Hükümler,

    aleniyet içerisinde, milletin huzurunda verilir. Neticeye etki

    edebilecek bir söze ve bu sözü söyleyebilecek bir konuma

    sahip olup da, bunu hükümden sonraya bırakmak; hükme,

    hükmün konusuna ve ilgilendirdiği kimselere haksızlık

    olacaktır.

    DOĞRU BULMUYORUZ

    Yargıtay’ın münferit bir kararı ele alınarak kararın

    değil, kararı veren kişilerin, dairelerin ve kurulların yıkıcı

    bir üslupla eleştirilmesini, eleştirilerin yıpratma kampanyası

    haline dönüştürülmesini, eleştirirken de herkesin kendi

    siyasi düşüncesini ölçü almasını doğru bulmuyoruz.2014 – 2015 Adli Yıl Açış Konuşması 15

    Yargıyı yıpratmak kimseye bir yarar sağlamaz.

    Adaletin güçlü olması, hâkimler için değil herkes için

    güvencedir. Bu husus hiç unutulmamalı, yargı mensupları

    polemiğe zorlanmamalıdır.

    Sayın Konuklar,

    Hâkimlerin görevlerini adalete uygun biçimde

    özgürce yapabilmeleri için, yargı bağımsızlığı yanında

    hâkimlik teminatının da tam olarak sağlanması gerekir.

    Mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı; hâkimleri

    her türlü baskı, tehdit, tavsiye ve yönlendirmeye karşı

    koruma sağlayan güvencelerdir.

    Hâkim bağımsızlığı ve teminatı özel önemi nedeniyle

    Anayasa’da kapsamlı bir şekilde düzenlendiği gibi,

    uluslararası sözleşmelerde de yer almıştır. Hâkim

    bağımsızlığı ve teminatı, yargılama işlevini yerine getiren

    hâkimler için bir ayrıcalık olmayıp, yargılananlar için adil

    yargılanma hakkının güvencesidir. Bağımsız ve teminatlı

    olmayan bir mahkemenin adalet dağıtması, hak ve

    özgürlükleri koruması mümkün değildir. Adalet dağıtanların

    elindeki bu güvencelerin alınması, hâkimi değil, yargı eliyle

    hakkına kavuşacak insanları mağdur eder.16 Ali ALKAN – Yargıtay Birinci Başkanı

    Yargı bağımsızlığını teminat altına almak için

    hâkimlere tanınan anayasal güvencenin, yürütmeden

    bağımsız bir otorite tarafından hayata geçirilmesi

    gerekmektedir. Bu durum, hâkimlerin karar alma

    süreçlerindeki bağımsızlıklarını, görev süreleri ile coğrafi

    teminatlarının güvenceye alınmasını ve ekonomik anlamda

    kendilerini bağımsız hissetmelerini sağlamayı içerir.

    TEMEL GEREK YARGININ TARAFSIZLIĞI

    Sayın Konuklar,

    Hukuk devletinin temel gereklerinden birisi de

    yargının tarafsızlığıdır. Tarafsızlık, hâkimin baskı altında

    kalmadan, etkilere kapalı, objektif olarak yargılama

    yapması, hukuka ve vicdanına göre karar vermesidir. Bu

    anlamda tarafsızlık herkes için bir güvencedir. Hâkim,

    önüne gelen davada görüş ve inançlarından sıyrılarak

    günlük siyasetin ve tartışmaların etkisinden uzak kalarak

    karar vermelidir.

    Hâkimler de bu toplumun içinde yaşamaktadırlar. Bu

    nedenle farklı görüş ve tercihlerinin olması doğaldır. Ancak,

    hâkimler bu bireysel düşüncelerinin etkisiyle karar veremez

    ve siyasal düşüncelerini kararlarına yansıtamazlar.

    Hâkimler, tarafsız oldukları kadar özel ve mesleki 2014 – 2015 Adli Yıl Açış Konuşması 17

    yaşamlarındaki davranış ve söylemleri ile de tarafsız

    görünmek zorundadırlar. Hâkimlerin siyasallaşması,

    siyasallaştırılmak istenmesi veya siyasete konu yapılması,

    görevlerine yansıtmadıkları bireysel görüşlerinden dolayı

    ayrımcılığa tabi tutulması hukuk devletinde kabul edilemez.

    Hâkim ve savcılar, menfaat ve baskı gruplarından herhangi

    bir beklentiyle de karar veremezler.

    Yargının tarafsızlığının sağlanması öncelikle yargı

    görevini yerine getirenlerin sorumluluğundadır. Bununla

    birlikte yasama ve yürütme erklerinin temsilcileri de

    hakimlerin tarafsızlığı konusunda şüphe uyandırabilecek her

    türlü beyanattan kaçınmalıdırlar. Tarafsızlığın zedelendiği

    bir ortamda verilen kararlara güvenilemeyeceği için adalet

    duygusu tatmin olmayacaktır.

    HER ÖNEMLİ DÜŞÜNCE AZINLIK DÜŞÜNCESİDİR

    Sayın Konuklar,

    Demokrasi, sadece bir kişi bile olsa her düşüncenin

    kendisini ifade imkânına ortam sağlanan bir rejimdir.

    Unutulmamalıdır ki her önemli ve büyük düşünce ortaya

    çıktığı çağın azınlık düşüncesidir. Hiçbir düşünce topyekûn

    olarak doğmamış ve hemen kabul görmemiştir. Otoriter

    yönetimlerin en fazla karşısında durdukları özgürlük, ifade 18 Ali ALKAN – Yargıtay Birinci Başkanı

    özgürlüğü olmuştur. Bazılarına göre ifade özgürlüğü,

    hoşlarına gidecek sözlerin söylenmesinden ibaret olsa da bu

    özgürlük, sadece hoşa giden ifadeler için değil; en fazla da

    yadırganan ifadeler yönünden bir güvencenin sağlanmasıdır.

    İfade özgürlüğünün bulunmadığı bir yerde demokratik

    süreçlerin işlemesi imkânsızdır.

    İfade özgürlüğü de sınırsız bir hak değildir. Bu

    sınırlar siyasi iktidarların ifade özgürlüğü karşısındaki

    tutumlarına göre değil; uluslararası bir mutabakatın meşru

    saydığı gerekçelere bağlı olarak tayin edilir. Türkiye'nin

    tarafı olduğu uluslararası insan hakları sözleşmeleri, ifade

    özgürlüğü hakkının sınırlarını şimdiye kadar oluşturmuş

    olduğu bir içtihadi hukuk zenginliği ile belirlemiştir. Ne var

    ki uluslararası hukukun kriterleri gözetildiğinde ülkemizin

    arzulanan bir yerde olmadığı açıktır.

    Siyasi iktidarlar, ulusal güvenlik, kamu düzeni gibi

    gerekçelerle bu hakkın kullanılmasını engelleme

    eğilimindedirler. Hâlbuki ifade özgürlüğü demokratik bir

    sistemde iktidarı denetlemenin en önemli araçlarından

    birisidir. Bu yönüyle özgür basının da varlığı başta olmak

    üzere aykırı düşüncelerin ifade edilmesi sağlıklı bir işleyiş

    için de sigorta niteliğindedir. Dolayısıyla, ifade 2014 – 2015 Adli Yıl Açış Konuşması 19

    özgürlüğünün en geniş tanındığı alan, devlete, kurumlarına

    ve politikalarına karşı yöneltilen eleştirilerdir. Bundan sonra

    da, siyasilerin ve kamusal kişiliklerin kamusal tartışma

    platformunu ilgilendiren tüm düşünce ve yaşam alanları

    gelmektedir.

    Sayın Konuklar,

    “Adalet, devlet düzeninin temelidir” deyişinin

    ışığında hukuk düzenimize ilişkin yaşanılan diğer bir kısım

    sorunlara da değinmek istiyorum.

    Son dönemde yaygın olarak yapılan haber ve

    yorumlarda adalete olan güvenin ve inancın azaldığından

    bahsedilmekte ve bunu yansıtan istatistiki bilgiler

    yayımlanmaktadır.

    ALGISINI VE İNANCINI OLUŞTURMAKTADIR

    Ancak bu güven eksikliğinin nedenleri

    üzerinde hiç durulmamakta, güvensizliği dile getiren

    kesimlerin bu konuda ne gibi olumsuz etkilerinin olduğu

    değerlendirilmemektedir. Mahkemeler ve kararları kanunla

    teminat altında olduğu halde kamuoyunda açık ve aleni bir

    şekilde sert ve yıkıcı bir üslupla eleştirilebilmektedir. Bu

    durum; mahkemelerin sanki kanuna ve delillere göre değil

    de konjonktüre göre kararlar veriyormuş algısı ve inancını

    oluşturmaktadır.20 Ali ALKAN – Yargıtay Birinci Başkanı

    Hukuki güvenlik ilkesinin hayata geçirilmesi ve

    korunması, hukukun üstünlüğüne bağlı kalacağına ve

    Anayasaya sadakatten ayrılmayacağına ant içmiş yasama ve

    yürütme mensupları ile “Anayasaya, kanuna ve hukuka

    uygun olarak vicdani kanaatine göre hüküm verecek olan”

    yargı mensuplarının ödevidir.

    Sayın Konuklar,

    “Yasalar soyut ve genel olarak hazırlanır” temel

    hukuk ilkesine karşın özel amaçla yasa çıkarma anlayışı,

    aynı yasalarda sık sık değişiklikler yapılması ve yasalar

    çıkarılırken anayasaya uygunluğu konusunda gerekli özenin

    gösterilmemesi adalete olan güveni sarsmakta, yargı ve

    yönetimde de tıkanmalara neden olmaktadır. Bu, ülkemizin

    ve milletimizin barışı ve huzuru için tehlikeli bir durumdur.

    Yargı, yürürlükteki yasalara göre, belge ve delillere

    bakarak kararını verir. Buna rağmen kesinleşmiş mahkeme

    kararları dosya içerikleri bilinmeden siyasi mülahazalarla

    tenkit edilmektedir.

    Hukuk sistemimizde yaşanılan bu olumsuzluklar

    yıllardır üye olmaya çalıştığımız Avrupa Birliği ve diğer 2014 – 2015 Adli Yıl Açış Konuşması 21

    demokratik ülkelerce de izlenmekte, diplomatik bir şekilde

    yapılan uyarıların ülkemiz hakkında hazırlanan uluslararası

    raporlara yansımaları görülmektedir.

    Sayın Konuklar,

    Yargının, seçilmiş organları denetlemesinin vesayet

    olarak algılanması da doğru değildir. Vesayet, kendi

    görevini tam ve layıkıyla yerine getiremeyeceği düşünülen

    kişi veya kurumlara bir temsilci atanmasıdır. Hukuk

    devletinin olmazsa olmaz şartı yargısal denetim; yargısal

    denetimin olmazsa olmazı ise, verilen yargı kararının

    gereklerinin yerine getirilmesidir. Başka bir deyişle, yargısal

    denetim sürecinde ve sonucunda verilen yargı kararları

    uygulanmadıkça, gerçek anlamda bir hukuk devletinden

    bahsetmek mümkün değildir.

    Yargı kararları, hak arama özgürlüğünün somut

    yansımasıdır. Hak arama özgürlüğü, yargı kararları ile

    korunan bir hakkın sahibine kazandırılması ile gerçekleşir.

    Yargı kararları, hukuka aykırılığın saptandığı birer belge

    olmaktan ibaret olmayıp uygulanmak için vardır ve

    uygulanması zorunludur.22 Ali ALKAN – Yargıtay Birinci Başkanı

    FIRSAT YİNE KAÇTI

    Sayın Konuklar,

    Ülkemiz, Türkiye Büyük Millet Meclisi aritmetiği,

    temsil oranı ve sosyal mutabakat bakımından yıllar sonra

    yakalamış olduğu yeni bir Anayasa yapma fırsatını maalesef

    yine kaçırmıştır. Bir yandan, Anayasayı pek çok

    olumsuzluğun kaynağı olarak göstermek, diğer yandan yeni

    bir Anayasa yapma konusunda yeterince istekli olmamak

    tutarlı görünmemekte, olumsuzluklardan kurtulmak yerine

    onlardan yararlanma tercihini akla getirmektedir.

    Demokratik Anayasa kavramının ruhuna uygun, hak ve

    özgürlükleri esas alan, kuvvetler ayrılığı vurgusu güçlü,

    yargı bağımsızlığı ve yargı denetimi güçlendirilmiş, azınlık

    haklarını koruyan, çoğulcu bir mutabakatla oluşacak yeni

    Anayasaya, toplumsal barış ve huzurumuz, dirlik ve

    düzenimiz, demokrasimiz açısından her zamankinden daha

    çok ihtiyacımız vardır. Böyle bir Anayasa yeni bir toplumsal

    sinerjinin dinamiği olacaktır.

    Sayın Konuklar,

    Önceki yıllarda da dikkat çektiğimiz ve bir asayiş

    sorunu olmanın ötesinde cinsiyet ayrımcılığına dayalı bir

    insan hakları sorunu olarak ele alınması gereken kadına 2014 – 2015 Adli Yıl Açış Konuşması 23

    karşı şiddet olgusu ve her türlü çocuk istismarı maalesef

    ciddiyetini korumaktadır. Gençliğimizi tehdit eden

    uyuşturucu kullanımı giderek artmakta, kullanım yaşı hızla

    düşmekte ve kullanıcılara yönelik tedavi hizmetleri, bir

    mahkeme ilamına bağlı olduğunda bile etkin

    olamamaktadır.

    Mülkiyet hakkını ilgilendiren hırsızlık suçları ile iş ve

    çalışma hayatını ilgilendiren hukuksal uyuşmazlıklara

    ilişkin davaların sayısı da hızla artmakta, Yargıtay'daki iş

    yükünün ciddi bir kısmını bu tür davalar teşkil etmektedir.

    Dava sayısı üzerinden izleyebildiğimiz bu artışlar nedeniyle,

    toplumsal sorunlarımızın niteliği ve özellikle de hak

    duygumuzun aşınmasına ilişkin olarak düşünmeli ve

    yüzümüzü sorunun asıl kaynağına, özellikle eğitime bakan

    yönüne çevirmeliyiz.

    Sayın Konuklar,

    Yargıtay'ın iş yükünden de kısaca bahsetmek isterim.

    Sıklıkla vurguladığımız gibi adaletin gecikmesi toplumsal

    huzuru bozmaktadır. Oysa hukukun temel amacı toplumda

    barışı tesis etmektir. Son üç yıldaki yoğun çalışma

    tempomuza hız kesmeden devam etmekteyiz. Geçen yıllarda 24 Ali ALKAN – Yargıtay Birinci Başkanı

    da örnek verdiğim Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin boşanma

    davaları hakkında karar verme süresi 2010 yılında iki yıl,

    2011 yılında bir buçuk yıl, 2012 yılında dokuz ay, 2013

    yılında altı ay iken bu yıl itibariyle dört ay gibi makul bir

    süreye gelmiş durumdadır.

    Rakamlarla ifade etmek gerekirse Yargıtay’da 2008-

    2010 yılları arasında yıllık ortalama çıkan dosya sayısı

    550.000’lerde iken 2011 yılında yapılan değişikliklerden

    sonra bu sayı 900.000’lere ulaşmıştır. 2014 yılına devreden

    dosya sayısı 520.000 olup eğer dairelerimiz 2011 yılında

    yapılan değişiklikler doğrultusunda çalışmalarını

    artırmasaydı bu sayı 1.500.000’i aşmış olacaktı. Bu

    vesileyle tüm Yargıtay çalışanlarına teşekkür ediyorum.

    Son üç yılda yaklaşık % 40 oranında artan dosya

    sayısına karşılık, Yargıtay olarak inceleme süreleri

    konusunda ulaştığımız standartlardan geriye gitmeme çabası

    içerisindeyiz. Yapılan açıklamalara göre 2014 yılı Kasım

    ayında Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete geçmesiyle

    Yargıtay'a gelecek dosya sayılarında önemli bir azalmanın

    olacağı muhakkak ise de; Bölge Adliye Mahkemeleri

    yönüyle benzer sorunların bir iki yıl içerisinde yaşanması

    ihtimali çok yüksektir.

    BEŞTE BİRİ ÖNÜMÜZE GELMEKTE

    Gerek ülkemiz ölçeğinde gerekse 2014 – 2015 Adli Yıl Açış Konuşması 25

    daha küçük ölçekteki yargı sistemlerinde uyuşmazlıklar ilk

    aşamada ve yüksek oranlarda arabuluculuk, uzlaşma ve

    tahkim gibi alternatif uyuşmazlık çözüm yolları ile

    sonuçlanmaktadır. Bu iş yükü sorununun azaltılması için

    alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının etkin bir şekilde

    uygulamaya konulması gerekmektedir.

    Yargıtay'ın içtihat üretme ve uygulama birliğini

    sağlama temel görevini yerine getirebilmesi için uygun

    şartların sağlanması önemlidir. Bu gün itibariyle ilk derece

    mahkemelerinde açılan dava dosyalarının yaklaşık beşte biri

    önümüze gelmekte ve son denetim mercii olarak burada

    çözümlenmektedir. Gelen bu dosyalar arasında nitelik

    itibariyle temyiz incelemesinden geçmesi mutlak zorunluluk

    içeren uyuşmazlıklar olduğu gibi hem nitelik hem de nicelik

    olarak ilk aşamada sonuçlanması gereken uyuşmazlıklar da

    bulunmaktadır. Enerjimizin oldukça fazla miktarı, doğru

    filtreleme olmamasından dolayı bu ikinci tür dosyalara

    harcanmaktadır. Sistemin verimli olarak çalışma ortamına

    kavuşmasının gerekliliği çok açıktır.

    Yargıtay Başkanlığı verdiği kararlarda şeffaflığı ve

    uygulama birliğini sağlamak amacıyla icra iflas hukukuna

    ilişkin 200.000’i aşkın kararı kişisel verilerden temizleyerek 26 Ali ALKAN – Yargıtay Birinci Başkanı

    herkesin erişimine açmış olup, bu çalışma diğer dava

    türlerine ilişkin kararlar için de sürdürülmektedir. 1975-

    2012 yılları arasındaki Yargıtay Kararları Dergisi’nin

    tamamı internet ortamında erişime açılmıştır. Ayrıca

    ilgililere de internet üzerinden siyasi parti üyelik kaydı

    sorgulama, tebliğnamelere ve Yargıtay kararlarına erişim

    imkânı sunulmuştur. Ceza Genel Kurulu ve Hukuk Genel

    Kurulu kararlarının tamamı yayımlanmaktadır.

    Başta ilk derece mahkemelerinde görev yapanlar

    olmak üzere tüm meslektaşlarıma sesleniyorum.

    Hâkim ve savcı olmak, bizim için en büyük onur ve

    şeref kaynağıdır.

    BAŞINIZI DİK TUTUNUZ

    Hiçbir makama, unvana ve göreve tamah

    ve tenezzül etmeyiniz. Yargının hepimizin bildiği iç

    sorunlarını kendi içinizde, kendiniz çözünüz. Görevinize ve

    temsilinize müdahale ettirmeyiniz. Bağımsızlık ve

    teminatınıza el uzatan hiçbir çözüme rıza göstermeyiniz,

    başınızı dik tutunuz. Sizler, ülkemizin farklı köşelerinde,

    üstün vasıflarınız, mütevazı yaşamınız ve vicdanlarınızdan

    süzdüğünüz kararlarınızla, yargının yüz akısınız. Mesleki

    dayanışmanızı ortaya koyma biçimlerinizi, çok sesliliğinizi

    ve mesleki örgütlenmelerinizi takdirle izliyor, sizleri sevgi

    ve saygıyla kucaklıyorum. 2014 – 2015 Adli Yıl Açış Konuşması 27

    Yargının tüm kademelerinde görev yapmakta olan

    çalışanlara 2013-2014 yılında gösterdikleri üstün gayret ve

    çabaları nedeniyle teşekkür ediyorum. Yeni adli yılın yargı

    bağımsızlığı ve hukuk güvenliği adına daha güzel günler

    getirmesi dileğiyle açılışımıza onur veren konuklarımıza ve

    meslektaşlarıma en derin saygılarımı sunuyorum.

    01.09.2014

    Ali ALKAN

    Yargıtay Başkanı

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı