Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Yargıdaki yanlışlar

<B>SEVGİLİ </B>okuyucularım, medyadan hep birlikte izliyoruz.

Devleti dolandıran ahlaksızlar, milletin kanını sülük gibi emen, açılan her ihalede ve kamu kesiminin her alımında avanta ve rüşvet alan, toplumun parasını götüren namussuzlar, tek tek tahliye ediliyor.

İsterseniz trilyonlar götürün. En fazla bir yıl, bilemediniz iki yıl yatıyorsunuz ve günü gelince tahliye oluyorsunuz.

Devleti ve milleti şeytanca yöntemlerle sömüren adamlar ellerini kollarını sallayarak dolaşıyorlar.

Öbür yanda ise bakkaldan küçük bir şey çalan çocuk yıllarca hapis yatıyor!

Kapkaççıya şimdi gasp cezası veriliyor ki, suçu ağırlaşsın ve içeride daha çok yatsın. Gaspın cezası çok ağır. Yakalandın mı, 10 yıldan falan başlıyor.

Gaspçı silahı dayamış, belki de 10 milyon lira götürmüş. Af çıkmadığı takdirde kurtuluşu yok. Çok güzel. Elbette en ağır cezaya çarptırılsın.

Ama trilyonları götüren kibar hırsızlar hep kurtuluyor! Niçin?..

Çünkü onlar çok iyi savunuluyor.

Şimdi şu tabloya bir göz atalım.

***

Adam hortumlamış, cukkalamış, sahibi olduğu bankanın içini boşaltmış, avanta almış, rüşvet almış, devleti ve milleti satıp köşeyi dönmüş.

Şimdi şu sürece dikkat ediniz:

Bu adam veya birlikte iş bitirdiği çetenin mensupları, diyelim ki yakalandılar.

Üstünkörü bir soruşturma yapılıyor. İş eğer bilirkişiye havale edilirse, onlar -dürüst olanları tenzih ederim- genelde ayarlanıyor.

Bilirkişi müessesesi büyük ölçüde yozlaşmış durumda.

Bilirkişi olup da yalan yanlış rapor yazmanın hemen hiçbir yaptırımı yok.

***

Konu savcıya intikal ediyor. Savcı, başındaki yüzlerce dosya ile boğuşmakta.

Cinayetten tecavüze, gasptan trafik kazasına, karşılıksız çekten hırsızlığa, soygundan bilmem neye kadar hangisiyle uğraşacak?

Kaldı ki, sözünü ettiğim vurguncular öyle karmaşık yöntemlerle iş bitirmiş ki, bunu çözmek -işin uzmanı olmadığınız takdirde- mümkün değil.

Savcı bu konuları doğal olarak bilemez... Çünkü sanıkların kullandığı yöntemler, şeytanın bile aklına gelmez. Savcının elinin altında özel kadrolar yok, maliyeciler, hesap uzmanları yok. Yolla bilirkişiye! Ya önüne gelen rapora göre bir iddianame hazırla, ya da takipsizlik ver.

***

İş mahkemeye gidiyor. Orada başka bir savcı var. Önceki savcının iddianamesi doğrultusunda yeniden iddianame hazırlıyor.

Soruşturma belgeleri, dosyadaki deliller, çok büyük olasılıkla eksik!

Bunları tamamlamak için kimsenin zamanı yok!

Mahkeme başlıyor.

Sanıklar malı götürmüş. Sanıklarda para bol. Avanta, vurgun, hortum ve rüşvet mekanizmalarıyla yüz milyarları, belki trilyonları cebe atmışlar.

En ünlü, en cerbezeli avukatları tutuyorlar.

Bunlara çok büyük paralar ödüyorlar.

Peki ama onların karşısında kamuyu kim savunuyor?

İşte sorun burada düğümleniyor.

***

Duruşmalarda görüyoruz. Sanıkların muhteşem avukatları, dosyaları didik didik ediyor. En ufak bir açık bulduklarında, haklı olarak üzerine gidiyor. Karşılarında sadece savcı, bazen de davaya ‘‘müdahil’’ olarak katılan kamu avukatı var.

Kamu avukatı da memur. Maaşla çalışıyor, binbir sorunla boğuşuyor.

Sanıkların canavar gibi avukatları karşısında, bir sürü açmaz ortaya çıkıyor.

Sonuç: Malı götürenler, hortumcular, vurguncular, içeride kısa süre kaldıktan sonra tahliye ediliyor!

***

Peki ne yapmalı? Bu durumdan nasıl kurtulmalı?

Paralı sanık avukatlarının karşısına, kamu adına profesyonel avukatlar çıkarmalı ki, sanık avukatlarıyla kıran kırana mücadele verilsin.

Özellikle büyük vurgun davalarında böyle olmalı.

Bakınız, Kemal Horzum davasında Emlakbank, profesyonel avukatlar tutmuştu. Horzum'u onlar mahkûm ettirdi.

Artık bazı gerçekleri görelim. Mahkeme, elindeki dosyaya göre karar veriyor. Kamuoyu, kibar hırsızların içeride böyle kısa süre kalmasından rahatsız. Halkın arasında ‘‘Çalacaksan büyük çal. O zaman bir şey olmaz’’ anlayışı yerleşiyor.

Böylesine korkunç soygun ve hortum ortamında, Türkiye'de büyük götürüp de cezasını yeterince çekmiş bir tek hırsız var mı? Biliyorsanız, ismini bana söyleyin! O zaman küçük hırsızın, baklava çalan çocuğun ne günahı var?

Herifçioğlu trilyonlar götürüyor, en baba avukatları tutuyor ve en geç bir yıl sonra dışarıda. Çark, her zaman bu sülüklerin lehine çalışıyor... Çünkü meydan, onların karşısında boş bırakılmış.

Devleti yönetenler bunları görmüyor mu? Sakın bana ‘‘onlar da çoğunlukla hortumcudan yana. O yüzden davalarını DGM'den aldılar’’ demeyin!

Çok büyük haksızlık olur!.. Yaaaa, vallahi öyle olur!
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI