"Sedat Ergin" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Sedat Ergin" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Sedat Ergin

Yargı reformu-1: Özel yetkili mahkemelerin en büyük başarısı nedir?

ÖZEL yetkili mahkemelere (ÖYM) duyduğu kızgınlığı “Haddinden fazla bir yetki alanı doğuruyor ve adeta ‘biz devlet içinde devletiz’ havasına bu işi sokuyor.

Ben cumhurbaşkanına varıncaya kadar hepsini istediğim anda buraya çağırırım... Bu da var ha!” sözleriyle ifade etmişti Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve açıkça “çizmeyi aştıklarını” söylemişti. (6 Haziran)
Başbakan, bir başka açıklamasında da “Biz, özel yetkili mahkemeleri kuran iktidarız. Çalıştı ve çalışması esnasında da faydalı olduğu zamanlar oldu, maalesef zararlı olan anlar oldu... Biz ideali yakalamak durumundayız. Uygulama esnasında birçok gerçekleri görmüş olduk” diye konuştu. (12 Haziran)

ERGENEKONCULUK YAFTASINDAN BUGÜNLERE

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de çok farklı düşünmüyor. Gül, geçen cuma günü kabul ettiği parlamento heyeti ile görüşmesinde ÖYM’lere dönük eleştirilerini somut örnekler vererek ortaya koydu ve şöyle dedi:
“Yargıda uygulamalar büyük sorun, bakın İzmir Belediyesi’ne... Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen ekonomik çıkar amaçlı suç örgütü, bir de terör suçu deyip ÖYM’ye sokuyorlar. Daha suçun var olup olmadığı belli olmadan her şeyi buraya sokuyorlar. Esasında bundan da bir şey çıkmayacaktır.”
Görüleceği gibi, bu mahkemelerin ölçüyü kaçırdıkları konusunda ülkenin Cumhurbaşkanı ve Başbakanı aynı çizgide buluşuyor.
Burada ilginç bir ironi var. Çünkü, bugün Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın yaptıkları gibi, bu mahkemelerin işleyişindeki ölçüsüzlükleri, yanlışları, hukuka aykırı uygulamaları dile getiren kişiler uzun bir süre bu ülkede “Ergenekoncu”, “darbeci” diye yaftalandı.

İNANDIRICILIK SORUNU BELİRİNCE

ÖYM’lerin uygulamalarıyla ilgili şikâyetler pek çok alana yayılıyor. Yetkilerini çok geniş bir şekilde tefsir etmeleri, usul kurallarını zorlamaları, katı bir tutukluluk rejiminde ısrar etmeleri, lehte delilleri görmemeleri ana eleştiri konularının bazılarıdır.
Bu tür uygulama sorunları, ÖYM’lerde görülen pek çok davada karşımıza çıkabiliyor. Örneğin, Balyoz davasında delillerin sayıca azımsanmayacak bir bölümünde gerçeğe aykırı durumların bulunduğu matematik kesinlik içinde ortaya konmuş, daha önemlisi yargılamanın en kritik bölümlerinden biri olan delil değerlendirme aşaması göz göre göre atlanmıştır.
KCK soruşturmaları da önemli bir kırılma yaratmıştır. Burada çok sayıda sanık Prof. Büşra Ersanlı, Ragıp Zarakolu örneklerinde olduğu gibi terör faaliyetine işaret eden elle tutulur deliller bulunmadığı halde tutuklanabilmiştir.
Eski Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un bu görevi sırasında terör örgütü yönettiği suçlamasıyla hapse atılması, kariyerinin bir bölümünü sol örgütlerle mücadeleyle geçirmiş olan Emniyet Müdürü Hanefi Avcı’nın Marksist çizgide bir örgüte üye olduğu iddiasıyla tutuklanması ciddi inandırıcılık sorunları yaratmıştır. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun “çete lideri” suçlamasıyla yargılanması da bardağı taşıran bu örneklere eklenebilir.

GÜVEN SORUNU SÜRECEK

Bütün bu davaların önemli bir sonucu -bazı gruplar istisna tutulursa- toplumun geniş kesimlerinde özel yargılama düzeni konusunda ciddi soru işaretleri doğurmuş olmasıdır.
Sonuçta ÖYM’ler muvazzaf general ve amirallerden, BDP’li belediye başkanlarına, pankart açan gençlerden MİT Müsteşarı’na kadar uzanan, normal zamanda bir araya gelmesi mümkün olmayan pek çok kesimi mağduriyet anlamında aynı ortak paydada buluşturabilmiştir. Bu, istisnai bir “başarı”dır.
TBMM’den geçen yeni düzenlemenin soruna ne ölçüde çözüm getireceği ayrı bir yazı konusudur. Ama hükümetin en azından bu konudaki yasada bir değişiklik yapma ihtiyacını duymuş olması bile bu mahkemelerin Türkiye için büyük bir soruna dönüştüğü gerçeğinin altını çiziyor.
Getirilen düzenlemeye göre, ÖYM’lerde başlamış olan davalar bu mahkemelerde görülmeye devam edecek, ancak yeni dava verilmeyecektir. Hal böyle de olsa, bu mahkemelerdeki yargılama süreçlerinin artık bir güven sorununun gölgesi altında süreceği inkâr edilemez.
Yarın, yeni yasayla getirilen düzenlemeleri detaylı bir şekilde değerlendirmeye başlayalım.

X