Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Yarbay Ali Tatar'ın ablası: ‘Katilleri hesap versin’

    BURCU PURTUL UÇAR - İSTANBUL
    03.10.2015 - 07:08 | Son Güncelleme: 03.10.2015 - 07:08

    Yarbay Ali Tatar’ın intiharına neden olan, kanserle mücadele eden Türkan Saylan’ın saat 05.00’te evinin basıldığı, eski Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un da söylemediği halde LAW silahına ‘boru’ demekle suçlandığı Poyrazköy davasında tüm sanıklar beraat etti. Tatar’ın ablası Hürriyet Ünver, “Ali’nin ruhu burada, katilleri hesap versin” diye bağırdı.

    ‘KAFES eylem planı’, ‘amirallere suikast’, ‘Gölcük belgeleri’, ‘Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) ve Çağdaş Eğitim Vakfı (ÇEV) yöneticileri hakkındaki iddialara’ ilişkin dosyaların birleştirildiği ‘Poyrazköy’de ele geçirilen mühimmat’ davasında yargılanan sanıklar dün son kez hâkim karşısına çıktı.

    Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde Şehit Hakan Kılıç Konferans Salonu’ndaki duruşmaya 70 sanık ve aileleri katıldı. 6 yıldır devam eden davayla ilgili beraat isteyen savcı Sezai Öztürk’ün mütalaasını okuyan Mahkeme Başkanı Selçuk Kaya, avukat ve sanıkların son sözlerini sordu. Emekli Binbaşı Levent Bektaş’ın avukatı Celal Ülgen, “Bu üretilmiş delillerin geçersiz olduğunu bile bile yargılamaya devam eden ve sanıkların tutuklanmasına karar veren yargıçlardan Mehmet Karababa, Vedat Abdurrahmanoğlu, Mehmet Erdoğan ve Mehmet Hamza Çebi haklarında suç duyurusunda bulunulmasını talep ediyoruz” dedi.

    Yarbay Ali Tatarın ablası: ‘Katilleri hesap versin’

    Dönemin Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, 29 Nisan 2009 tarihinde basın toplantısı düzenlemiş, bir LAW’ı (hafif antitanksavar silahı) göstererek, “Asker boş silahı niye Poyrazköy’e gömsün” demişti.

    ABLANIN İSYANI

    Sanıklar son sözlerini söylerken konferans salonunun üst katında duruşmayı izleyen Yarbay Ali Tatar’ın ablası Hürriyet Ünver “Ali burada, ruhu bizi izliyor” diye bağırdı. Ünver, “Ali’nin katilleri hesap versin. Kardeşimin katilleri hesap versin. Burada da mahşerde de bitmeyecek. Kardeşim boşuna gitmedi” diye bağırarak sinir krizi geçirdi.
    Mahkeme Başkanı Selçuk Kaya, oybirliğiyle alınan kararlarını açıkladı. Başkan Kaya, dava devam ederken Somali’deki saldırıda ölen SAT komandosu Sadettin Doğan’ın davasının düşürülmesine, birleşen 6 dosyada tüm sanıkların üzerlerine atılı suçları işledikleri sabit görülmediğinden ayrı ayrı beraatlerine, bilirkişi raporları sonucunda sahte delil üreten kişiler hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi.


    GENÇLİK MARŞI


    Mahkeme, sahte olduğu ileri sürülen CD ve hard disklerin, yapılacak yeni yargılamalara konu olması nedeniyle emanette kalmasına da karar verdi. Sanıklara ayrıca 3’er bin lira vekalet ücreti ödenmesine hükmedildi. Mahkeme başkanının kararı açıklamasının ardından salonda alkış koptu. Alkışla birlikte “Bu hiç bitmeyecek”, “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” diye slogan atan sanıklar ve aileleri daha sonra hep bir ağızdan Gençlik Marşı’nı söylediler.


    ‘Evlerinde sevinç yok’


    Emekli Albay Ali Türkşen, adliye çıkışında şunları söyledi: “Biz bugün kör topal da olsa bugüne geldik. Tekrar söylüyorum. Ali Tatar yok. Sadettin Doğan yok. Türkan Saylan yok. Bu gece onların evinde böyle bir sevinç yaşanmayacağı için ben de o sevinci yaşayamıyorum maalesef. Başımıza bu işleri açan hainler hâlâ TSK’da görevlerinin başındalarsa ya da her neredeyseler onların adalet önüne çıkarılmasını istiyorum. Ben 15 gün önce emekli olmak zorunda kaldım. Cem Çakmak sinirinden, üzüntüsünden, kahrından kanser oldu vefat etti. Murat Özenalp sınıf arkadaşım şehit oldu. Onlara bu eziyeti yapanların bulunması Türk halkının boynunun borcudur.”

    Yarbay Ali Tatarın ablası: ‘Katilleri hesap versin’

    SON SÖZLERİ


    Ali Türkşen (Emekli Albay): Bir komplo eseri buradayım. Beraat talep etmiyorum, takdiriniz neyse lütfen onu verin. Bu davada yanlışları görmeyen hâkimler hakkında suç duyurusunda bulunuyorum.


    Levent Bektaş (Emekli Binbaşı): Yapmadığımız suçlarla itham edildiğimiz ve 5 yıl yattığımız ceza sürecinde ben kendi adıma vatan sağ olsun diyorum. Beraatımı istemiyorum.


    Prof. Dr. Halime Filiz Meriçli (ÇYDD Onur Kurulu Üyesi):
    Ülkemin her köşesindeki çocuklar okula gitsin, okula gitmeyen kız çocuğu kalmasın diye çalıştım. Hiçbir suç işlemedim.


    Gülseven Yaşer (Eski ÇEV Başkanı): Bu acılı ve adaletsiz sürecin bir daha yaşanmaması umuduyla beraatımı talep ediyorum.


    Dora Sunguray: Geciken adalet, adalet değildir. Bir talebim yoktur.


    Kadir Sağdıç (Emekli Koramiral): Bizler ve ailelerimiz, Türk Silahlı Kuvvetleri, Türkiye Cumhuriyeti telafisi olmayan zarara uğradı. Bu kumpasa desteği olan, yer alan tüm kumpasçılarla ilgili suç duyurusunda bulunuyorum.


    Aydın Ortabaşı: Süreç nedeniyle üzüldüğüm bir anda torunum yanıma gelerek ‘Dede, dede üzülme’ dedi. Bizim memlekette işler yavaş yavaş yürür, sen o güne kadar ölürsün zaten’ dedi.

    Yarbay Ali Tatarın ablası: ‘Katilleri hesap versin’

    TÜRKAN SAYLAN POZU

    Dava bitiminde adliye önünde toplanan sanıklar ve yakınları Prof. Dr. Türkan Saylan’ın ‘Mola’ işaretini yaptılar. ÇYDD ve ÇEV davası sanıkları, ellerinde Saylan’ın fotoğrafının bulunduğu çerçeveyi taşıdılar. Prof. Dr. Saylan’ın evi 13 Nisan 2009’da Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’ne yönelik operasyonda sabah saat 05.00’te basılmıştı. Evindeki arama 7 saat süren Saylan, “Bana yapılana kızmam, inşallah aşk mektuplarımı almamışlardır” demişti. Saylan’ın pencereye çıkıp mola işareti yaptığı pozu hafızalara kazınmıştı. Kansere karşı 24 yıl boyunca savaş veren Saylan 18 Mayıs 2009’da hayatını kaybetmişti.

    Yarbay Ali Tatarın ablası: ‘Katilleri hesap versin’

    Ali Tatar’ın savcısı Yargıtay üyesi


    42 yaşındaki bir kız çocuğu babası Deniz Yarbay Ali Tatar, soruşturma savcısı Süleyman Pehlivan’ın talebi üzerine 7 Aralık 2009’da tutuklandı. Ancak Tatar, itiraz üzerine 16 Aralık’ta serbest bırakıldı. İki gün sonra ise savcı Pehlivan Amirallere suikast soruşturmasında ikinci kez tutuklama istedi. Bunun üzerine Yarbay Tatar hakkında yine tutuklama kararı çıktı. 19 Aralık’ta kendisini adliyeye götürmek için gelenlerden izin isteyen ve gittiği evinin banyosunda tek kurşunla canına kıyan Ali Tatar, geride, “Hiç suçum yok, hukuksuzluğa, karanlığa karşı ışık olabilmek için hayatıma son veriyorum. Bu şekilde giderseniz ne yönetecek bir ordu, ne yaşayacak bir ülke ve Cumhuriyet bulamayacaksınız” yazan bir mektup bıraktı. Ali Tatar’ı iki kez tutuklatan savcı Süleyman Pehlivan 2011’de Yargıtay üyesi seçildi ve halen bu görevini sürdürüyor. Ali Tatar’ın kız kardeşi Hürriyet Ünver, “Bu dava Ali’nin kurşunuyla bitmişti zaten. Bu dava ancak Ali’nin katilleri sanık sandalyesine oturduğunda bizim için bitecektir” diye konuştu.

    Yarbay Ali Tatarın ablası: ‘Katilleri hesap versin’

    ‘Deniz Kuvvetleri tahrip edildi’


    Poyrazköy, kafes eylem planı ve amirallere suikast davalarındaki tutuklamalar, Deniz Kuvveleri’nin komuta kademesinde önemli bir tahribata sebep oldu. Geleceğin Deniz Kuvvetleri Komutanı olmasına kesin gözüyle bakılan Koramiral Ahmet Feyyaz Öğütçü ve Koramiral Kadir Sağdıç, bu davada tutuklanan ve terfilerinin önü kesilen 2 isim olarak öne çıktı. Tuğamiraller Mehmet Fatih Ilğar, Şafak Yürekli, Deniz Cora geleceği parlak ve komuta kademesinde yer almaları beklenen isimlerdi. Donanma Komutanlığı görevini sürdürürken Balyoz, Poyrazköy ve askeri casusluk davalarını protesto etmek için istifa eden emekli Oramiral Nusret Güner, Poyrazköy kararıyla ilgili şunları söyledi: “Yargılanmaları tarihi ve büyük bir hataydı. Türk Deniz Kuvvetleri’ne verilen tahribat büyük. Deniz Kuvvetleri’nin kaymak tabakası olarak nitelendirilen kişilerin yüzde 80’i bu davalarda yargılandı. Deniz Kuvvetleri’nin komuta kademesi alt üst edildi, yukarıda şekillenmesi gereken piramit bozuldu.”
    (Toygun ATİLLA)

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı