"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Yaptırdığımız evden muhtıra yedik

Ertuğrul ÖZKÖK

Cumhurbaşkanlığı Köşkü'nde bazı eklerle büyütülüp, yeniden dekore edilen Yabancı Konuklar Köşkü'nün önünde yeşil bir bahçe uzanıyor.

Aşağıda yeni Ankara'nın modern silüeti bütün çarpıcılığı ile önümüzde.

Yemek yediğimiz masada, geçen ay çok ilginç bir fotoğrafı kaçırmışız.

Cumhurbaşkanı Demirel, eski Cumhurbaşkanı Kenan Evren'i davet edip, aynı masada baş başa yemek yemiş.

BAHÇEDEKİ LOJMANLAR

Biri askeri bir müdahalenin komutanı, öteki o müdahalenin görevden uzaklaştırdığı eski bir başbakan.

Şimdi görevden uzaklaştırılan, Cumhurbaşkanlığı makamında oturuyor, uzaklaştıran ise şerefiyle emekliliğini sürdüren eski bir cumhurbaşkanı.

Salonun ortasında siyah bir piyano var.

Çok güzel bir klasik müzik çalıyor. Bir devlet konutunda uzun süreden beri ilk defa zevkli bir mekânda oturuyorum. Köşk çok güzel dekore edilmiş.

Pastel renkler, açık mekânlar insanı rahatlatıyor, Ankara'nın resmiyetinden alıp götürüyor.

Yemek yediğimiz salon, yemyeşil bir bahçeye açılıyor. 20-30 metre ilerde ise paravana benzer bir perde ile ayrılmış başka bir dünya başlıyor.

Genelkurmay Başkanı ve komutanların oturduğu bölüm.

Sohbetimizin bu bölümünü aynen aktarıyorum:

Soru: Bu arka tarafta askerlerin lojmanları var, değil mi?

Demirel: Cevdet Paşa (Sunay) cumhurbaşkanı iken o araziyi tahsis etti. Ben de başbakanken onları yaptırdım. Sonra Mart Muhtırası'nı yedik (kahkahalar.) Muhtıra da orada yazılmıştır.''

KOLTUKTAN KALKMIYOR

Sonra ciddileşerek kendi görüşünü aktarıyor:

‘‘Devletin yüksek vazifelerini gördürdüğünüz bir adamı sokakta tutamazsınız ki.’’

Demirel son derece neşeli.

23 Nisan günü yaşadığı bir olayı anlatıyor.

O gün bazı okullardan çocuklar Çankaya'yı ziyarete gelmiş. Kız çocuklarından biri de Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturmuş.

Gerisini Demirel anlatıyor:

‘‘Şimdi kız çocuğu oraya oturdu. Sonra ‘Ben bu koltuktan kalkmak istemiyorum' dedi. Ben de dedim ki buraya kurallara göre gelinir. Kurallara göre buradan gidilir. Ben milli hâkimiyete güvenirim. Milli hâkimiyet mücadelesini yaparak buraya geldim. O kaidelere göre ben beş senedir hizmet yapıyorum. İki sene daha var. İki sene sonra o kurallara göre birisi gelir. Ne ben kalkmıyorum diyebilirim, ne başkası diyebilir, ne de sen diyebilirsin. Hadi kalk burdan dedim.’’

Hemen arkasından soruyoruz:

‘‘Cumhurbaşkanlığı'ndan sonra ne yapacaksınız? Emekliliğinizi nerede geçireceksiniz? Güniz Sokak'ta mı, yoksa Evren Paşa ile Marmaris'te mi?’’

‘‘Düşünmedim, ben şimdi şu anki görevimi yapmakla meşgulüm’’ diyor.

YENİ FIKRALAR

Cumhurbaşkanı’na, ‘‘Yeni fıkra var mı?’’ diye soruyoruz.

‘‘Çok var’’ diyor. Ama nedense yeni bir fıkra anlatmıyor.

Cumhurbaşkanı Türkiye'yi yakından izliyor. İçindeki siyasi ateşin sönmediği her cümlesinden belli.

‘‘Yapılacak bir seçim bu tabloyu değiştirir mi’’ diye soruyoruz.

‘‘Böyle giderse çok büyük ölçüde patlama olacak gibi görümüyor. Oysa bu tablonun içinden patlama çıkarmak mümkündür. Mesaj lazım. Ve bu mesajın çok iyi verilmesi lazım.’’

‘‘Siz olsanız meydanlarda halka ne derdiniz’’ sorusuna ise şu cevabı veriyor:

‘‘Halkın aradığı şeyleri çok iyi söylemek, inandırıcı biçimde söylemek lazım. Halkın ilgilendiği en önemli mesele devlet ve rejime olan güvendir. İkinci ilgilendiği mesele günlük hayattır. Aslında birinci de günlük hayatın bir parçasıdır. Şimdi şu yediğiniz baklanın 400 bin lira kilosu. Neredeyse bakla kartlaşmaya gidiyor. Ara sıra ben pazar açıyorum. Oraları geziyorum. Oraları bir görüyorum. 1 milyon lira peynir, 1.5 milyon lira et. 600-700 bin lira siyah zeytin. Bu tablo halkı sıkan bir tablo.’’

SEÇİM SLOGANI

İşte bu son noktadan, ortaya atacağı siyasi slogana geliyor:

‘‘Halka ilk söyleyeceğiniz şey bu böyle olmaz. Olurunu getirin. Çaresi yok. Çaresi yok olur mu?’’

Bu sözlerden şunu çıkarıyorum. Demirel bugün siyasette olup, meydanlara inseydi, kullanacağı temel slogan şu olurdu:

‘‘Bu böyle olmaz...’’













X