Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Yapısal cinayet

Doğan ULUÇ

Amerika yapısal bir cinayetin başlangıcında. Aile ihtiyaçlarını haysiyetli bir meslekle sürdüren baba, ebeveyn ile çocuk arasında sevgi ve saygı, topluma yararlı vatandaşlık üstüne kurulu geleneksel değerler çorap söküğü gibi çözülüyor.

İnternet, Virtual Reality, Cyberspace ile teknoloji patlamasının düşünce uzayında sınır bilmez boyutlara ulaşmasıyla aile değerleri yanısıra yakın geçmişin tabuları da birbiri ardına yıkılmaya başladı.

Yeryüzünün en gelişmiş ülkesinde basın ve TV'ler genelde incir çekirdiğini doldurmayacak konuları, dört duvar ardında kalması gereken olayları süslü-püslü çerçeve içinde izleyicilere sunuyorlar. Bir kaç yıl öncesine kadar adı duyulmamış bir sekreter dünyanın en kudretli liderini cinsel organını hakim karşısında teşhir etmeye çağırıyor. Başkan Clinton'ın valiliği sırasında bir otel odasında kendisini oral sekse zorladığını iddia eden sekreter Paula Jones'un açtığı dava gelecek Mayıs ayında başlayacak.

Kendi adını taşıyan bir programın yıldızı Ellen DeGeneris sezon başında eşcinselliğini ekranlarda açıkladıktan sonra milyonlarca seyircinin seyrettiği bir programda oyun arkadaşı kadınla çılgıncasına öpüştü. Sıradan bir oyuncu olan Ellen şimdi ekranlarda eşcinselliği savunacağını, son sevgilisi aktris Anne Heche ile evlenip suni döllenmeyle çocuk sahibi olacağını ilan etmeye hazırlanıyor.

Geçen ilkbaharda Beyaz Saray'daki bir davette Ellen'in Anne Heche'yle Clinton huzurunda sarılıp kucaklaşmasının gazete ve televizyonlara geçmesi devlet başkanın aynı cinsten iki kişinin cinsel ilişkisini onayladığına kanıt oluyor. Gelecek seçimde başkanlığa yarışacak Clinton'ın yardımcısı Al Gore da önceki gün ‘‘Cinsel eğilimleri gün ışığına çıkardığı’’ için hem Ellen'i hem de Hollywood yapımcılarını kutladı.

Ama kocasının aksine Al Gore'un eşi Tippi Gore rock şarkılarında açık-seçik seks ve şiddeti kınayarak yetkilileri sansür uygulamaya davet etmişti. Demokrat aday Clinton'ın ilk seçiminde rakibi Bush'un yardımcısı Dan Quayle de TV dizisi Murphy Brown'un baş yıldızının evlilik dışı çocuk doğurmasını tenkit ettiği için şimşekleri üstüne çekmişti.

Hollywood'daki eşcinsel grupların son iki seçimde Clinton'a yoğun parasal yardımlarına işaret eden politik çevreler Clinton ve Gore'un Ellen DeGeneris'i öne sürüp aynı cinsten ilişkilere destek vermelerini siyasi yatırım olarak niteliyorlar. Oysa ülkenin Cumhuriyetçi platformu, Clinton-Gore ikilisinin geleneksel aile değerlerini zedeleyen tutumlarını şiddetle eleştiriyor.

Yerküre lideri ülkede başkanların seks yaşamları yüzyılı aşkın süredir toplum merceği altında inceleniyor. Jefferson, Madison, Harding, Eisenhower, Franklin Roosevelt ve Kennedy'nin evlilikdışı aşk kaçamakları biliniyor. Gene de Clinton'a kadar hiçbir başkanın ‘eşcinsel’ ilişkilerin avukatlığına soyunduğu duyulmuş değil.

Clinton ve Al Gore'un kucak açtığı TV yıldızı Ellen, bir erkekten alınan spermlerle ‘eşim’ dediği sevgilisi Anne'ın hamile kalıp çocuk doğurmasını ekranlarda izleyicilerine nakledecek. Babasının kimliği ise belki de isim verilmeden spermi taşıyan tüp numarasıyla kayıtlara geçecek.

Rızası alınmadan yapılan bu iş doğacak çocuğa haksızlık olduğu gibi popüler diziyi izleyen genç kuşaklara da olumsuz mesajlar verecek.

Siyasi acendalarının gerçekleşmesi uğruna ABD Başkanı ve yardımcısı aile ahlakını doğa ve dini inançlar içinde yürüten çevrelerin eleştirilerine rağmen toplum değerleri ölçüsünü son sınırına kadar zorlamada beis görmüyorlar. Oysa kanıtlanmamış bir aşk macerası nedeniyle basının hücumuna uğrayan ilk başkan George Washington ‘‘Beyaz Saray'da bir dört yıl yerine mezarda olmayı tercih ederim’’ demesiyle halkının sevgi-saygısını perçinletmişti.

Gazete sayfaları ve ekranlarda kadın ve erkek, aynı cinsten kişilerin dudak dudağa öpüşmeleri, eşcinsel ilişki ve evlilikleri, genç kuşaklara örnek olması gereken liderlerin cinsel uzuvları hakkında tartışmaların kime veya neye yarar sağlayacağını kestiremiyorum. Bunun söz, ifade ve düşünce özgürlüğünün sergilenmesi olacağına da inanmıyorum. Bu akıma tepede olduğu gibi tabanda da arka çıkanlar var. Balık yalnız baştan değil ayaktan da kokuyor.

Demokrasi ve özgürlük adına tatsız gelişmeler sürüyor Amerika'da.

X