"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Yanlışlıkla çekilen fotoğraf

İKİ Fransız gazeteci, 1981 yılının mayıs ayının son günü Fransa’nın varlıklı bir ailesinin orman kenarındaki bahçesinde yan yana yürüyen iki insanın gizlice fotoğrafını çekerler.

Erkeğin başında bir şapka, elinde ise bir baston vardır.

Yanında kumral saçlı bir kadın yürümektedir.

İki gazeteci bu fotoğrafı çekmek için yan taraftaki dereyi geçmiş, çalıların arkasında saatlerce beklemişlerdir.

Fotoğrafları çektikten sonra büyük bir sevinçle arabalarına binip, uzaklaşılar.

* * *

O sıralar yeni bir dönemin başlangıcıdır.

Fransa tarihinde ikinci defa sosyalist bir aday cumhurbaşkanı seçilmiştir.

Bu siyasetçi François Mitterrand’dır.

Bütün gazeteciler onun ve eşinin peşindedir.

Hepsinin amacı, yeni cumhurbaşkanını eşiyle birlikte fotoğraflamaktır.

Ama başkan ve eşi ortadan kaybolmuştur.

Oysa Mitterrand o saatlerde bütün gazetecileri atlatıp, arkadaşlarının ormanı andıran bahçe içindeki evinde kampanyanın yorgunluğunu atmaya çalışmaktadır.

Öğle yemeğinden sonra, her zaman yaptığı gibi şapkasını takmış, yanındaki kadınla birlikte ormana giden patikada yürümeye başlamıştır.

Daldıkları derin sohbet içinde, ormanın yanı başındaki çalıların içinde fotoğraf çeken iki gazeteciyi fark etmemişlerdir.

Başkan ve eşi akşam yemeğine oturdukları dakikalarda, iki gazeteci çektikleri filmleri banyo etmiş ve incelemeye başlamışlardır.

Pırıl pırıl fotoğraflarda Mitterrand ve eşi, bütün gazete ve dergi yöneticilerinin ağzını sulandıracak şekilde görünmektedir.

Gazetecilerden biri başkanın yanındaki kadının yüzüne dikkatle bakar ve birden ağzından hayret çığlığı çıkar:

"Aman Allahım..."

* * *

Mitterrand’ın yanındaki kadın, eşi Danielle değildir.

Başkan seçim zaferini başka bir kadınla kutlamaktadır.

Peki öyleyse bu çok özel günün "çok özel kadını" kimdir?

Fotoğrafı çeken iki gazeteci, Gökşin Sipahioğlu’nun sahibi olduğu, dünyanın en başarılı fotoğraf ajaslarından "Sipa"nın muhabirleridir.

Fransa Cumhuriyeti’ne emperyal üslubu geri getiren Mitterrand ve eşinin ilk fotoğrafını çekmek isteyen iki gazeteci, başkanı, yıllardır herkesten sakladığı ve bir çocuk sahibi olduğu sevgilisi Anne Pingeot ile birlikte fotoğraflamıştır.

Sipahioğlu daha o gece Fransa’nın önde gelen yayın organlarıyla görüşmeye başlamıştır.

Ama France-Soir’ın sahibi Mitterrand’ın çok iyi arkadaşıdır.

Fotoğrafların varlığını öğrenir öğrenmez Elysse Sarayı’na bildirmiş, Saray da Sipahioğlu’nu arayarak, bunun yayınlanmamasını rica etmiştir.

O fotoğraflar Mitterrand’ın ölümünden sonra Paris Match’te yayınlanacaktır.

* * *

Marakeş yolunda Ariane Chemin ile Geraldine Catalano’nun yazdığı "Une famille au secret" adlı kitapta bu olayı okurken bir kere daha şunu anladım.

Gazetecilik tutku ve sabır mesleği.

Aklıma bayram öncesi Uğur Dündar’la yaptığımız konuşma geldi.

Doğu’da kuş gribi vakaları görülmüştü. Uzman ve tecrübeli bir gazetecinin olayı yerinde görmesini istedik. Acaba Uğur Dündar gider miydi?

İtiraf edeyim biraz da çekinerek sordum. Bir yandan kuş gribi, bir yandan bayram...

Ben daha cümlemi bitirmeden Uğur "İlk uçakla gidiyorum" dedi.

Aynı saatlerde, Doğan Haber Ajansı’nın Genel Müdürü Uğur Cebeci de, Horasan’a gönderdiği naklen yayın aracındaki up-link operatörü Nurettin Fidancan’ı Doğubeyazıt’tan geri dönmeye ikna etmeye çalışıyordu.

Çünkü çocuğu olmuştu, dönüp görmek istemesi normaldi.

Ama Fidancan kabul etmedi.

"Şimdi buradan çıkarsak, yarın karantina falan başlar, aracı bir daha sokamayız" dedi ve kaldı.

* * *

Tekrar Uğur Dündar’a dönüyorum.

Birçok gazeteci bayram tatilindeyken, Ağca’nın tahliyesinin ertesi günü Dündar, onun gelmesi beklenen karakola girmişti.

Bütün gün orada kaldı.

Diyorum ya, gazetecilik tutku ve sabır mesleğidir.

Ve insan durup dururken Uğur Dündar olmuyor.
X